Sekilgen dutmah nedir, Sekilgen dutmah ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sancı tutmak, sancılanmak.

Sekilgen dutmah anlamı, tanımı

Dutma : Uşak, yanaşma, hizmetçi. Sığırtmaç. Yamak, yanaşma, hizmetkar. Hizmetçi, işçi, uşak

Dutmah : Tutmak, yakalamak. Ezberlemek, hıfz etmek.

Sekil : At, eşek ve sığırların ayaklarında bileğe veya dize kadar çıkan beyazlık, seki. At, eşek ve sığırların ayaklarındaki ak leke. Hayvanların ayağındaki ak leke. Atın ayaklarında olan beyazlık. Ayağında sekisi olan, sekili. Alnında beyazlık olan.

Sekilgen : Sancı.

Seki : Oturmak için evlerin önüne taş ve çamurdan yapılmış olan set. Toprak üstündeki yükseklik, doğal set, taraça. Sekil. Akarsuların iki yakasındaki yamaçlarda, bazı deniz ve göl kıyılarında görülen basamak biçiminde yeryüzü şekli, teras. Oturulacak sedir biçiminde taş veya set.

Sancılanmak : Sancıya tutulmak.

Sancılanma : Sancılanmak işi.

Tutmak : Elde bulundurmak, ele almak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Ulaşmak, varmak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Bir şey düşünmek. Alacağa ya da vereceğe saymak. Hedef olarak almak. Kapatmak, sarmak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Avlamak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Bırakmamak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Herhangi bir durumda bulundurmak. Beklenen sonucu vermek. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Başlamak. Sarmak, bürümek. Denetimi ve yetkisi altına almak. Hizmetine almak veya kiralamak. Yaklaştırmak. Bağlamak. İşgal etmek. Kaplamak. İzlemek. Bir kimsenin yerini almak. Benimsemek, beğenmek. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Sunmak. Kullanmak. Varsaymak, farz etmek. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Ele geçirmek, yakalamak. Sürmek, zaman almak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. İş görebilmek. Uğramak.

 

Sancı : İç organlarda batar veya saplanır gibi duyulan, nöbetlerle azalıp çoğalan ağrı. Sıkıntı.

Tutma : Tutmak işi. Destekleme. Yanaşma. Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma, markaj.

Diğer dillerde Sekiduvar anlamı nedir?

Fransızca'da Sekiduvar nedir ? : podium