Selectivity türkçesi Selectivity nedir

  • Seçimlilik.
  • Bir çevrimin istenilen bir sıklığa uyabilme yatkınlığı.
  • Yayını parazitsiz alma.
  • Selektivite.
  • Seçicilik.
  • Ayırıcılık.
  • Ayırma kuvveti.
  • Fizik alanında kullanılır.

Selectivity ingilizcede ne demek, Selectivity nerede nasıl kullanılır?

Adjacent channel selectivity : Komşu kanal seçiciliği. Yan kanal seçiciliği.

Frequency selectivity : Frekans kaydırma. Sıklık seçiciliği. Frekans seçiciliği.

Spectral selectivity : İzgesel seçerlik. Görüngesel seçerlik. Spektral selektivite.

Spectrdl selectivity : Bir özdeğin ya da yüzeyinin kimi ışıksal özellikerinin, gelen ışınım dalga boyu ya da sıklığıyla değişimi. İzgesel seçerlik.

Selective : Selektif. Amaç. Seçmeli. Dikkatli. Seçimsel. Seçici. Seçimli. Ayıran. Seçkili.

Selective breeding : Yetiştirme. İnsanların, bitki ve hayvanlardan üretim yolu ile kendileri için faydalı (fazla meyve, süt vb.) olan genetik soyları yetiştirmeleri. Seçmeli üretim. Seçici yetiştirme. Seçici çoğaltma. Seçici üretme. Seçici çiftleşme. Daha iyi bir ırk yaratacak şekilde üretme. Seleksiyona dayalı ıslah.

Selective credit policy : Seçici kredi politikası. Ülkenin iktisadi öncelikleri ve amaçları doğrultusunda kredilerin belli bölge veya kesimlere yönlendirilmesine ilişkin düzenlemeler bütünü. Selektif kredi politikası.

 

Selective coating : Seçkili örtme. Seçkili kaplama.

Selective credit controls : Özel amaçlı kuruluşlara (kalkınma bankaları, kamu iktisadi teşebbüsleri gibi) bazı kaynakları kullanabilme yetkisi verme, vergi bağışıklığı ve sübvansiyon sağlama ve kesimler itibariyle faiz, reeskont ve kanuni karşılık oranlarının farklılaştırılması gibi yollarla ülkede kredi kaynaklarının iktisadi amaçların önceliğine göre dağıtılmasına yönelik para politikası aracı. Seçici kredi kontrolü. Seçici kredi denetim önlemleri.

Selective credit fund : Selektif kredi fonu. Kredi maliyetinin düşürülmesi ve dışsatımın özendirilmesi için borçlulara faiz farkı ödemesi amacıyla 1967 yılında kurulan ve kaynağı fona katılma payı olarak bütçeye konulan ödeneklerden oluşan, 2000 yılında kaldırılan bütçe içi fon.

İngilizce Selectivity Türkçe anlamı, Selectivity eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Selectivity ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Absorptiometer : Soğurum ölçmek için kullanılan alet. Soğurma cihazı. Belli dalga boylarında ışınını soğurumundan yararlanarak özdek derişimi ölçen aygıt. Soğurumölçer. Absorbsiyometre.

Abampere : 10 ampere eşit akım birimi. On amper. On amperlik çıngı cereyan birimi. Saltık ampere. 10 amper birim. Saltık birim dizgesindeki elektrik akımı yeğinliği birimi.

Discrimination : Olay, nesne ve özellikleri birbirinden ayırma ve aralarında ayrım gözetme. Ayırt etme. Bilgisayar, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Ayrıcalık yapma. Ayrımsama. Ayrımcılık. Ayırma yetkisi. Takt. Ayırma. Ayrım (ırk, cinsiyet vb).

 

Absorptivity : Yutuculuk. Emme sığası. Emme yetkesi. Emme kapasitesi. Soğurma katsayısı. Bir yüzeye vuran ışınım erkesinin yüzeyce soğurulan bölüğünün ölçüsü. Yutma katsayısı. Bir ortamın, bu ortamın sınırlarının hiç bir etkisi olmamak koşulu ile, birim kalınlığının iç yutma çarpanı. Soğurabilirlik.

Absorption band : Bir soğurum izgesinde belirtken karanlık bir kuşak. Absorpsiyon bandı. Soğurma bandı. Soğurum kuşağı.

Absolute zero : Mutlak sıfır noktası (eksi 273 derece santigrat). Saltık sıfır. Mutlak sıfır. Saltık sıcaklık ölçeğinde sıfır noktası : -273°c. Salt sıfır.

Absolute units : Temel kütle. Saltık birimler. Salt birimler. Temel birimler olarak uzunluk, zaman ve kütleyi alan birimler kümesi.

Absolute concentration : Birim oylumda bulunan özdek, erke ya da başka bir varlık tutarı; santimetre küp başına erg ya da sayı olarak verilir. Saltık derişim.

Abcoulomb : Abkulon. Saltık coulomb. On kulon. Cgs sisteminin elektromanyetik birimi. Saltık birimler dizgesindeki elektrik yükü birimi.

Choosiness : Titizlik. Seçici olma. Seçici olma vasfı. Zor beğenme.

Selectivity synonyms : relevance, accelerometer, property, acoustic feedback, absorption edge, absorption loss, disruptiveness, accumulation coefficient, particularity, abnormal reflection, particularities, absolute magnitude, acoustic absorptivity, selectiveness.