Semtex türkçesi Semtex nedir

  • (marka) bir çekoslavak şirketi tarafından üretilen esnek ve kokusuz plastik patlayıcı.

Semtex ingilizcede ne demek, Semtex nerede nasıl kullanılır?

Sem : Bir arama motorunun sonuçlar sayfasında bir web sitesinin görüntülenmesini pekiştirmek ve hedef ziyaretçi kitlesini siteye yönlendirmek için kullanılan pazarlama yöntemleri.

Semanteme : Bir fikir ifade eden kelime. Bir fikri ifade eden kelime. Bir dilin anlam taşıyan en küçük birimi: ev+in kapı+sı, diş+çi+lik sözlerini oluşturan birimler gibi. Dilde anlamı indirgenemez element (dilbilim). Anlam birimi. Kökanlam.

Semantic : Anlamsal. Transfer anlam kayması. Semantik. Anlam ile ilgili. Anlambilimsel.

Semantic axis : Anlam ekseni. Anlam bakımından birbiriyle ilişkili bulunan kelimelerde, bu ilişkiyi doğuran ortak özellik: kısa ile uzun arasındaki anlam ekseni «uzaklık, mesafe»; mavi ile kırmızı’nın anlam ekseni «renk»tir.

Semantic change : Anlam değişimi. Bir kelimenin gösterdiği anlamdan az veya çok uzaklaşarak yeni bir anlam kazanması olayı. olay, geniş kapsamlı olarak anlam genişlemesi, anlam daralması, anlam iyileşmesi, anlam kötüleşmesi gibi değişme olaylarını da içine alabilirse de, asıl bir anlamdan başka bir anlama geçiş, yani bir kavramdan başka bir kavrama geçişle ilgili anlam değişmelerini içine almaktadır: et. okşamak «benzemek», tt. okşamak «okşamak»; et. sakınmak «düşünmek, üzerinde durmak, planlamak», eat. sagın- «düşünmek, sanmak», tt. sakınmak «çekinmek, bir şeyi yapmaktan uzak durmak»; et ve eat. okımak «davet etmek, çağırmak», tt. okumak «okumak»; küpe «küçük metal halka», şor lehç. «koşum takımlarında halka», çağdaş lehçelerde «demir gömlek, zırh» (h. eren, türk dilinin etimolojik sözlüğü, s. 275/1). tt. «kulağa takılan süs eşyası»; et. bekle- «sağlam tutmak, tahkim etmek, tutturmak, bağlamak, muhafaza etmek, gözetlemek», tt. «gözetlemek, mec. ummak»; eat. yapmak «kapamak, örtmek», tt. «yapmak, imal etmek»; eat. uslu «akıllı», tt. uslu «yaramazlık etmeyen, haşarı olmayan» vb. Anlam değişmesi.

 

Semantic relation : Anlamsal ilişki.

Semantic region growing : Anlambilimsel bölge büyütme.

Semantic memory : Anlamsal bellek. Anlamsal hafıza.

Semantic extension : Anlam genişlemesi. Anlam kapsamı dar olan bir kelimenin zamanla ilgili bulunduğu kavram alanı içinde yayılarak daha geniş, daha genel bir anlam kazanması olayı: alan sözü başlangıçta yalnız “orman içindeki düz ağaçsız yer” anlamında iken sonradan anlam genişlemesi ile tt.’de “bölge”, “branş, bilim kolu” anlamlarını da kazanmıştır. kültür kelimesi (lat. cultura) aslında «ekilmeye hazır toprak, tarla» anlamını verirken, zamanla «verim, birikim» kavramındaki anlam sınırının çok genişlemesi ile «yüzyıllar boyunca elde edilen maddi ve manevi değerler bütünü yani kültür» olmuştur. ödül<eat. öndül>öğdül) yalnız anadolu ağızlarında «güreşte kazananlara verilen armağan, mükafat» anlamıyla kullanılırken, standart türkçede her yarışmada kazanana verilen armağan, mükafat» anlamını kazanmıştır. terkos’un bir göl adından «musluk suyu», frijider’in bir şahıs adından «belirli bir buz dolabı markasına» oradan genelleşerek «buzdolabı» anlamlarına geçişi de böyledir.

 

Semantic component : Anlambilimsel bileşen. Anlambilim bileşeni. Anlam bileşeni. Anlamsal bileşen.

İngilizce Semtex Türkçe anlamı, Semtex eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Semtex ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Intersection : İki ya da daha çok yolun kesiştiği ve taşıt gidiş gelişinin değişimine olanak verecek biçimde dolaşım gereçleriyle düzenlenmiş kent kesimi. bk. düzeydeş geçit. Yol kavşağı. Çeşitli biçim ya da görüşlerin ortak bir noktada buluşması durumu. Arakesit. Kesişim. Kesme. Kesişme. Bileşke. Kesit.

Intersection point : Kesişme noktası. Kesişme çekidi.

Sitting : Kuluçkalık. Seans. Birleşim. Kuluçka süresi. Oturum. Oturmakta olan. Ruh çağırma seansı. Oturan. Oturma. Oturuş.

Point of intersection : Kesişme çekidi. Kesişme noktası. Some noktası.

Semtex zıt anlamlı kelimeler, Semtex kelime anlamı

Standing : Geçerlilik. Daimi. Durgun. Süreklilik. Dikilen. Şöhret. Ayakta duran. Duruş. Durum. Devam.