Sitting türkçesi Sitting nedir
- Oturmakta olan.
- Poz verme.
- Oturan.
- Seans.
- Bir yerde yerleşmiş bulunan.
- Celse.
- Kuluçkalık.
- Birleşim.
- Kuluçka süresi.
- Ruh çağırma seansı.
- Oturma.
- Oturuş.
- Oturum.
Sitting ile ilgili cümleler
English: A cat was sitting on the chair.
Turkish: Sandalyenin üstünde bir kedi oturuyordu.
English: Ali and Mary are sitting at a table over near the jukebox.
Turkish: Ali ve Mary Paralı müzik kutusunun yanında bir masada oturuyorlar.
English: Ali and Mary are sitting in the living room talking.
Turkish: Ali ve Mary oturma odasında oturup konuşuyorlar.
English: Ali and Mary are sitting on the couch.
Turkish: Ali ve Mary kanepede oturuyor.
English: Ali and Mary are sitting at the bar. Both look a little tipsy.
Turkish: Ali ve Mary barda oturuyorlar. Her ikisi de biraz çakırkeyf görünüyor.
Sitting ingilizcede ne demek, Sitting nerede nasıl kullanılır?
Sitting duck : Kolayca aldatılabilen kişi. Kolay hedef. Kolay av. Saftaloz.
Sitting member : Belirli bir seçim bölgesinin milletvekili. Belirli bir saylav bölgesinin milletvekili.
Sitting of the court : Oturum. Mahkeme oturumu. Duruşma oturumu.
Sitting pretty : Cebi dolu.
Sitting room : Oturacak yer. Salon. Oturma odası.
Bed sitting room : Kiralık oda. Bekar odası. Yemek pişirme alanı da olan eşyalı tek odalı daire. Stüdyo daire.
Crouch sitting : Vücudun, dizler ve kalça bükülü olarak eller ve ayak uçları üzerinde dayalı bulunduğu durum. (bu durumda ya dizler bitişik olarak kolların, ya da kollar dizlerin arasındadır.). Dört ayak duruşu.
Sitting tenant : Ayrıcalıklı tutman. Kiracı. Tutmanlık sözleşmesi sona erinceye değin, bir konutta tutman olarak oturan ve sözleşmenin bitiminde o konutun iyesi durumuna gelen kimse.
Flagpole sitting : İnsanların bayrak direklerinin üzerine yerleştirilmiş platformlarda durdukları eğlence şekli (geçmişte popüler - amaç bayrak direği üzerinde mümkün olduğunca uzun kalabilmek).
Baby sitting : Anne baba geçici süreliğine evde yokken ücretli olarak çocuklarına bakma. Bebek bakıcılığı. Çocuk bakıcılığı.
İngilizce Sitting Türkçe anlamı, Sitting eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Sitting ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Inmate : Mahkum. Sakin. Birlikte oturan kimse. Oda arkadaşı. Başkası ile aynı evde oturan kimse. Akıl hastanesinde bulunan kimse. Hapishane veya akıl hastanesinde bulunan kimse. Oturan kimse (ev). Hapishanede yatan kimse.
Mergences : Birleşme.
Residences : Ev. Sükna. İşyerinde yatıp kalkma. Rezidans. İkamet. Konut. İkametgah. Konak.
Inhabitation : İkametgah. Ev.
Abidance : Yaşam. Uygunluk. İtaat. İkametgah. Verilen emirleri dinleme. Boyun eğme. Uysallık. Teslimiyet.
Seance : Ruh çağırma toplantısı. Toplantı.
Synthesis : Bilgisayar, biyoloji, eğitim, fizik, kimya, sosyoloji alanlarında kullanılır. Birden çok öğenin bağımsızlığını yitirerek yeni bir bileşim oluşturan birliği ya da birden çok öğeyi bireştirme işlemi. Bir birleşiği öğelerinden ya da daha yalın yapıdaki birleşiklerden elde etmeye yarayan tepkileşim ya da tepkileşimler dizisi. Bileştirme. Bir bileşiği öğelerinden ya da daha yalın yapıdaki bileşiklerden elde etmeye yarayan tepkime ya da tepkimeler dizisi. Ayrı ayrı düşünce ve duyum öğelerinin birleşip bir bütün oluşturması. türlü bulgu ve görüşlerin, genel bir düşünceye varmak amacıyla, karşılaştırılıp değerlendirilmesinden sonra birleştirilmesi işlemi. sözcük bölüklerinin bir araya getirilerek okunması. Basit yapılı moleküllerden karmaşık yapılı maddelerin elde edilmesi. Çözümleme yoluyla soyutlanan parçaların, özelliklerin ve ilişkilerin tek bir bütün içinde birleştirilmesi işlemi. Bileştirim.
Livings : Hayat. Geçinme. Yaşam tarzı. Canlı. Geçim yolu. Ekmek parası. Geçinmek. Geçim. Yaşantı.
Occupants : Apartman sakinleri. Kullanıcı. İşgal eden kimse. Malikler. Oturan kimse.
Sitting synonyms : sittings, motility, occupiers, shacker, resident, combinations, hearings, dwellers, projection, living, sessional, habitant, inhabitant, motion, sesh, occupier, hearing, session, conjunction, fits, conclaves, inhabitance, sessions, meetings, court, showing, inholder, drawdown, conclave, commorant, abode, incubation period, forums.
Sitting zıt anlamlı kelimeler, Sitting kelime anlamı
Standing : Süreklilik. Durma. Sürekli. Saygınlık. Pozisyon. Mevki. Ayakta. Sabit. Durgun. Durum.
Moving : Duygulandırıcı. Muharrik. Dokunaklı. Hareketli. Oynak. Duygulandırma. Oynama. Etkili. Tesirli. Hareket eden.
Sitting ingilizce tanımı, definition of Sitting
Sitting kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The posture of one who occupies a seat. The state or act of one who sits. Being in the state, or the position, of one who, or that which, sits.

Bu kısımda Sitting kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Sitting ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Sitting anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Sitting ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.