Mergences türkçesi Mergences nedir

Mergences ingilizcede ne demek, Mergences nerede nasıl kullanılır?

Emergences : Emerjans. Belirme. Oluşma. Sudur. Meydana gelme. Çıkma. Ortaya çıkma. Doğma. Deniz dibinin su üstüne çıkması.

Submergences : Sualtına yerleştirme. Batıklık. Batma. Su altında kalma. Batırma. Suya batma.

Mergence : Birleşme. Birleşim. Birleştirme.

Emergence : Emerjans. Deniz dibinin su üstüne yükselmesi. Meydana gelme. Oluşma. Ortaya çıkma. Epidermis ya da hipodermisin oluşturduğu, tutunma ya da güllerin dikenleri gibi koruma görevi yapan çok hücreli tüyler. Sudan çıkma. Biyoloji, jeoloji alanlarında kullanılır. Belirme. Sudur.

Reemergence : Tekrar meydana çıkma. Tekrar meydana gelme. Tekrar oluşma.

A state of emergency was proclaimed : Büyük çaplı bir felaket karşısında tepki olarak devletin yaptığı açıklama. Bir acil durum ilan edildi.

Emergencies : Acil durumlar. Acil vaka. Tehlike. Acil durum.

Emergency brake : Emniyet eğleci. İmdat eğleci.

Declare a state of emergency : Olağanüstü hal ilan etmek. Acil durum ilan etmek. Resmi olarak yakın tehlike durumu ilan etmek.

Emergency : İcap. Buhran. Olağanüstü durum. Emniyet. Acil ihtiyaç. Kriz. Acil durum. Tehlike. Acil vaka.

İngilizce Mergences Türkçe anlamı, Mergences eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Mergences ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cohesion : Özdeş özdecikler arasındaki çekim kuvvetinden kaynaklanan topaklaşım. İçtutunum. Yapışma. Bağlılık. Sıvı ya da katı tanecikleri bir arada tutan kuvvet, erke. Bir özdeğin moleküllerini bir arada tutan çekim kuvveti. Cisimlerin molekülleri arasında, birbirlerini bir arada tutan çekim gücü. Özyapışkanlık. Uyum içinde olma. Bağlaşma.

Amalgamation : Alaşım. İki firma ya da şirketin, hukuki varlıklarını sona erdirerek, yeni yasal unvan altında bir araya gelmeleri sonucu, her türlü varlık ve yükümlülüklerin yeni oluşturulan firmaya devredilmesi ya da bu iki firmadan birinin diğerine katılması. Bütünleştirme. Karışım. Katılma. Güçlü bir ortaklığın tecimsel gücünü ve hukuki görüntüsünü kaybetmiş diğer bir ortaklığın borçlu ve alacaklı değerleriyle yükümlenmek ve bunlardan doğacak her çeşit sonuçları da üzerine almak suretiyle onunla birleşmesi. Birleştirme. Şirketlerin birleşmesi. Füzyon.

Associativity : Koalisyon. Birleşirlik. Birleşme özelliği. Bağlantılı davranış.

Session : Bilgisayar, iktisat alanlarında kullanılır. Seans. Oturum. Akademik yıl (ingiliz ingilizcesi). Borsada işlemlerin başlaması ile bitmesi arasında geçen süre. Akademik yıl. Kongre. Ruh çağırma seansı. Devre. Sömestr.

Mix : Zincirleme eylemi. Zincirlemek. Uyum sağlamak. Karışık. Miks. Bağdaşmak. Melez elde etmek için çiftleştirmek. Karıştırmak. Katıştırmak. Karışmak.

Sitting : Kuluçkalık. Ruh çağırma seansı. Oturan. Oturmakta olan. Oturum. Bir yerde yerleşmiş bulunan. Oturma. Kuluçka süresi. Seans.

 

Cohesions : Tutarlık. Özyapışkanlık. Uyum içinde olma. Kohezyon. Uyuşma. İltisak. Bağıntı. Yapışma. Bağlılık.

Egress : Çıkma. Tutulmanın sonu (astronomi terimi). Dışarı çıkma. Çıkış kapısı. Çıkış izni. Çıkış. Gidiş. Çıkmak. Çıkar yol. Belirme.

Coalitions : Geçici birleşme. Koalisyon. İttifak. Güç birliği. Karma hükümet. Ortakyönetim.

Beginning : Menşe. Köken. Başlangıç. Esas. Kaynak. Başlangıç çekidi. Neşet. Milad. Başlama. Baş.

Mergences synonyms : dissilience, consolidation, absorbation, mergence, assn, alliances, growth, coalescence, eruption, issue, outgrowth, bond, coalition, combinations, combination, joins, synthesis, alliance, rise, association, conjunction, amalgamations, associations, adjunction, melding.

Mergences zıt anlamlı kelimeler, Mergences kelime anlamı

Fall : Dalmak. Dökülmek. Azalma. İşgal edilmek. Karanlık bastırmak. Hastalanmak. Oturmak (laf). Devrilmek. Düşüş göstermek.

Ending : Ecel. Son. Bir filmin sona erişini gösteren, filmin sonunda yer alan görüntüler; bu görüntülerin ortaya koyduğu belirli durum. Ölüm. Fiil ve ad kök veya gövdelerine zaman ve şahıs kavramını yüklemek için kullanılan ek: || tek. şah. -di-m (bil-di-m), -im (öğrenci-y-im) tek. şah. -di-n (bil-di-n), -sin (öğrenci-sin) tek. şah. -di (bil-di), (öğrenci, öğrenci-dir) çokl. şah. -di-k (bil-di-k), -iz (öğrenciy-iz) çokl. şah. -di-niz (bil-di-niz), -sin-iz (öğrenci-sin-iz) çokl. şah. -di-ler (bil-di-ler -ler, -dir-ler (öğrenciler, öğrenci-dirler) vb. Baş. Bir öykülü filmde, bir televizyon oyununda, olguların bir noktada düğümlenen birikimini, olayların doğal akışı içinde sonuca ulaştıran bölüm. Takı. Oyunun son sahnesi. Çözüm sahnesi.