Mergence türkçesi Mergence nedir
Mergence ingilizcede ne demek, Mergence nerede nasıl kullanılır?
Mergences : Birleşim. Birleşme.
Emergence : Sudan çıkma. Emerjans. Meydana gelme. Doğma. Emergens. Çıkma. Epidermis ya da hipodermisin oluşturduğu, tutunma ya da güllerin dikenleri gibi koruma görevi yapan çok hücreli tüyler. Biyoloji, jeoloji alanlarında kullanılır. Ortaya çıkma. Deniz dibinin su üstüne yükselmesi.
Emergences : Sudur. Belirme. Oluşma. Ortaya çıkma. Çıkma. Deniz dibinin su üstüne çıkması. Doğma. Emerjans. Meydana gelme.
Reemergence : Tekrar meydana çıkma. Tekrar oluşma. Tekrar meydana gelme.
Submergence : Deniz yüzünün yükselmesi ya da oluşum deyimleriyle, kıyıların ve karaların su altına girmesi. Su altında kalma. Batırma. Suya batma. Sualtına yerleştirme. Batıklık. Batma.
Emergency airfield : Acil durum havaalanı. Emercensi havaalanı.
Emergency barrage : Yardımcı baraj ateşi.
A state of emergency was proclaimed : Bir acil durum ilan edildi. Büyük çaplı bir felaket karşısında tepki olarak devletin yaptığı açıklama.
Emergencies : Acil vaka. Tehlike. Acil durum. Acil durumlar.
Emergency : Buhran. Tehlike. Acil vaka. Acil ihtiyaç. Emniyet. Olağanüstü durum. Aniden çıkan olay. Kriz. Ani tehlike.
İngilizce Mergence Türkçe anlamı, Mergence eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Mergence ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Conjunction : Birlikte. Birbirine birleştirilmiş. Bağlaşım. Aynı zamanda yer alma. Bağlaç. Bilgisayar, gramer alanlarında kullanılır. Konjonksiyon. Tesadüf. Söz içinde birden çok kelimeyi kelime grubunu veya cümleyi birbirine bağlayarak aralarında çeşitli yönlerden ilgiler kuran görevli kelimeler. bazı bağlaçlar, bağladıkları ögelerden önce veya sonra tekrarlanarak da kulanılırlar: ile, ve, de, hem hem, ne ne, de de, gerek gerekse, olsun olsun; ya, yahut, ya da, veya, ya ya, mi mi, ister ister, ama, fakat, lakin, yalnız, ancak, bununla birlikte, şu var ki, yine de, bir bir, kimi kimi, bazen bazen, kah kah , hatta, bile, üstelik yani, demek ki, böyle ki, başka bir deyimle; ki, kim; gerçekten, nitekim, halbuki, oysa; çünkü, zira; buna göre, bundan dolayı, bu sebeple, bunun üzerine bunun için öyleyse; ta ki, diye; eğer, şayet, yoksa, illa, o takdirde; aksi halde vb. örnekler: biz de güçsüzüz ama iyimseriz (kemal tahir, yol ayrımı, s. 235). arkası bana dönük olduğu için göremem ama budala gülme hep dudağındadır. (s. f. abasıyanık, bütün eserleri 2, s. 232) ya devlet başa ya kuzgun leşe. anlayışlı fakat hazırlıksız bir kimse. hem kel hem fodul. ya anlat yahut da yazılı olarak getir. demek ki, senin anlattığın kadarından da fazlaymış. teşrinler geldi, lüfer mevsimi başlayacak yahut nisandayız. boğaz sırtlarında erguvanlar açmıştır, diye düşünmek, yaşadığımız anı efsaneleştirmeye yetişir. (a. h. tanpınar, beş şehir, s. 145). ne bir ayak sesi hanın boş, loş, sessiz, ölü sofalarında gezindi, ne de bir kapı gıcırtısı duydum (s. f. abasıyanık, bütün eserleri, s. 181). zengin mi fakir mi bilmiyorum o mu yoksa öteki mi gelecek on yedisinde ya var, ya yoktu. (y. kemal, ortadirek, s. 358).
Growth : Bir bitkiden sarkan dallar. Gelişme. Büyümüş şey. Yükseliş. Ur. Sürgün. İnkişaf. Geliştirme. Nema. Kaynak.
Closed ranks : Sıkılaştırılmış saflar. Asker sıraları arasındaki mesafeyi sıkılaştıran.
Amalgamations : Karışma. Bütünleştirme. Karışım. Alaşım. Cıva ile bir başka madeni karıştırma. Şirket birleşmesi amacı ile uygulanan tasfiye işlemleri. Füzyon. Karıştırma.
Crisis : Nöbet. Bunalım. Dönüm noktası. İktisat, sosyoloji, veterinerlik, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Olayların alışılmış ya da beklenen sırasında görülen herhangi bir bozulma. alışkanlık ya da ölçülerin değişen koşullara uygun düşmemesi sonucu bireyin, toplumsal kümenin ya da toplumun, yeni koşullara uygun alışkanlıklar, ölçüler oluşturması zorunluluğunun ortaya çıkması. Buhran. Hastalığın dönüm noktası, hastanın iyileşeceği veya öleceğinin belli olduğu an. aniden gelişen şiddetli belirtilerle ayırt edilen nöbet, hastalık nöbeti. Bunluk. Düğüm. Sermaye ve gelir kayıplarına yol açan ve iktisadi bütünlüğün her düzeyinde etkisi olan politik, ideolojik ve iktisadi tüm değerleri bozan bir rahatsızlık. iktisadi çevrimdeki genişleme ve sürekli bir ilerleme döneminden sonra uzun ya da kısa daralma evresine geçerek yön değiştirme.
Assemblage : Toplantı. Topluluk. Toplanma. Bir araya toplama. Meclis. Toplama. Küme. Kalabalık. Bir araya toplanma.
Assembly : Çevirme (bilgisayar). Kurmak. Çatma. Derleyici. Topluluk. Kurul. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kongre. Dizileme. Toplantı.
Affiliation : Üyeliğe kabul. Bağlama. Katma. İlişki. Yakın ilişki. Mensubiyet. Tefani. Bir kümenin, bir topluluğun üyesi olma ya da davranış düzgülerini benimseme, bk. ayrılma. Bağlantı. Evlat edinme.
Associativity : Birleşme özelliği. Koalisyon. Bağlantılı davranış. Birleşirlik.
Affiliations : Bağlama. Üye ortaklar. Katma. Üyelik. Evlat edinme. Yakın ilişki. Ekleme. Üyeliğe kabul bağlanma.
Mergence synonyms : beginning, amalgamation, alliances, binderies, adjoining, alliance, bondings, mix, adjunction, coalitions, consolidation, bonding, assembling, mergences, association, rise, bindery, binding together, assn, exigency, synthesis, combinations, joins, aggregation, cohesions, sitting, combination, coalition, absorbation, associations, bond, aggregations, pinch.
Mergence zıt anlamlı kelimeler, Mergence kelime anlamı
Fall : Yaralanmak. Düşüş. Yağmak. Rastlamak. Kötü yola düşmek. Dalmak. Çöküş. Karanlık bastırmak. Azalma.
Ending : Fiil ve ad kök veya gövdelerine zaman ve şahıs kavramını yüklemek için kullanılan ek: || tek. şah. -di-m (bil-di-m), -im (öğrenci-y-im) tek. şah. -di-n (bil-di-n), -sin (öğrenci-sin) tek. şah. -di (bil-di), (öğrenci, öğrenci-dir) çokl. şah. -di-k (bil-di-k), -iz (öğrenciy-iz) çokl. şah. -di-niz (bil-di-niz), -sin-iz (öğrenci-sin-iz) çokl. şah. -di-ler (bil-di-ler -ler, -dir-ler (öğrenciler, öğrenci-dirler) vb. Gramer, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Ecel. Oyunun son sahnesi. Sonek. Çekim eki. Oyun konusunun tamamlanıp sonuca ulaştırıldığı sahne. Çözüm sahnesi. Bir filmin sona erişini gösteren, filmin sonunda yer alan görüntüler; bu görüntülerin ortaya koyduğu belirli durum. Sona erme.

Bu kısımda Mergence kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Mergence ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Mergence anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Mergence ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.