Oturum nedir, Oturum ne demek

  • Bir meclis veya kurulun çözümlenmesi gereken sorunları görüşüp tartışmak için yaptığı birleşimlerden her biri, celse.
  • Bilimsel toplantıların aynı anda veya art arda gerçekleştirilen bölümlerinden her biri, seksiyon
  • Seans.

"Oturum" ile ilgili cümle

  • "Onun adaylığı konuşulurken kıdemli doçent olarak ben de oturuma katılmıştım." - H. Taner

Yerel Türkçe anlamı:

Sürek avında avcıların av bekledikleri yer.

Yığın, öbek.

Ot, yaprak yığını.

Dip

Harman yerindeki ekin demetlerinin yığını.

Harman yerindeki ekin yığınının tepesi.

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Borsada işlemlerin başlaması ile bitmesi arasında geçen süre.

Bilimsel terim anlamı:

Yasama, yönetim, yürütme örgütlerindeki kişilerin görevlerini başarma amacıyla yaptıkları belirli süreli toplantı.

İngilizce'de Oturum ne demek? Oturum ingilizcesi nedir?:

session, meeting

Osmanlıca Oturum ne demek? Oturum Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

celse

Oturum anlamı, kısaca tanımı:

Açık oturum : Seçilmiş bir konuşmacı grubu tarafından güncel, siyasal, sosyal ve bilimsel konuların veya sorunların herkesin izleyebileceği bir biçimde açık olarak tartışıldığı toplantı, panel.

Birleşik oturum : Millet Meclisi ile Senato'nun birlikte yaptığı oturum. İki veya daha çok kurulun bir arada yaptığı oturum.

 

Gizli oturum : Genellikle ilgililerden başkasının katılmasına, dinlemesine izin verilmeyen toplantı.

Kapalı oturum : Gizli celse.

Meclis : Bir konuyu konuşmak veya görüşmek için yapılmış olan toplantı. Bu toplantının yapıldığı yer, şûra. Dostlar toplantısı. Bir konuyu konuşmak veya görüşmek için bir araya gelmiş kimseler topluluğu.

Kurulu : Kurulmuş olan, yerleşmiş, oturmuş.

Çözüm : Bir sorunun çözülmesinden alınan sonuç, hal. Bir problemi çözmek için verilenler üzerinde yapılacak işlemlerin gösterilmesi. Bir denklemde bilinmeyenlerin yerine konulduğunda o denklemi gerçekleştiren sayı veya sayılar.

Gerek : Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım. İcap.

Sorun : Sıkıntı veren durum, dert. Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum, mesele, problem.

Görüş : Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Görme işi. Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikir. Gözle bir şeyi algılama yetisi. Cezaevi veya hastanedeki birine yapılmış olan ziyaret.

Tartışmak : Güreşte karşı karşıya durum alıp elle birbirini yoklayarak rakibin zayıf yanlarını aramak. Karşılıklı ağır sözler söyleyerek çekişmek, münakaşa etmek. Bir konu üzerinde, birbirine ters olan görüş ve inançları karşılıklı savunmak.

Seans : Bazı tedavi yöntemlerinin uygulanması için ayrılan süre. Bir işin yapılmasına ayrılan çalışma süresi, oturum. Gösterim.

Oturum açmak : [Bakınız: oturum açmak]

Oturum etmek : Bir iş için toplanıp konuşmak.

Oturum kapamak :

Oturum kümeleri : Kişiler arası ilişki ve etkileşim süreçlerini açığa çıkarmak amacıyla bir araya getirilen ve çeşitli oturumlar boyunca aralarında özgürce görüşüp çözümlemeler yapan bireylerden oluşmuş gözlemsel küme.

 

Oturum yerinde ödeme : İlgilisinden başka üçüncü bir kişinin oturum yerinde ödeneceğinin ödek üzerinde çekimcisi tarafından gösterilmesi.

Oturum yerli ödek : Ödegin üçüncü kişinin oturum yerinde ödenmesi koşulu konulduğunda üçüncü kişinin oturma yeri ile ilgilisi oturum yerinin aynı kentte olması.

Oturumluk : Bir adamın oturabileceği kadar yer.

Oturum ile ilgili Cümleler

  • Ali oturuma katılmadı.
  • Önceden oturum açtığımı her zaman unuturum.
  • Fotoğraf oturumu nasıl gitti?
  • İleriye giden stratejimizi tartışmak için başkanla bire bir oturum yapmak istiyorum.
  • Oturumu kapatmamalıydım.
  • Meclis oturumu iptal edildi.
  • Ali oturum açtı.
  • Oturum tekrar sürdürülecek.
  • Söz veriyorum, ben bu oturumu unutmayacağım.

Diğer dillerde Oturum anlamı nedir?

İngilizce'de Oturum ne demek? : adj. sessional

n. sitting, session, hearing, meeting, seance, conclave, court, diet, forum

Fransızca'da Oturum : session [la], séance [la], (mahkeme) audience [la]

Almanca'da Oturum : n. Sitzung, Tagung

Rusça'da Oturum : n. заседание (N), проживание (N)