Senesce türkçesi Senesce nedir

Senesce ile ilgili cümleler

English: Senescence is the last stage of life.
Turkish: Yaşlılık yaşamın son aşamasıdır.

Senesce ingilizcede ne demek, Senesce nerede nasıl kullanılır?

Senescence : Aşırı olgunlaşma. Senesans. Sonuçta ölüme götüren karmaşık yaşlanma olayı. Bunama. Yaşlanma. İhtiyarlık. Yaşlılık.

Senescent : Yaşlanan. İhtiyarlayan.

Cellular senescence : Bir hücrenin bölünmeler geçirerek artık bölünemeyeceği hale gelmesi. örnek: normal insan fibroblastları kültür kabında mitozla yaklaşık 50 kez bölünürler, daha fazla bölünemez ve ölürler. Hücre yaşlanması. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir hücrenin bölünmeler geçirerek artık bölünmeyecek duruma gelmesi.

Consenescence : Yaşlanma. İhtiyarlama. Genel bozulma durumu.

Seneschal : Ortaçağda büyük evlerdeki kahya.

Denseness : Darlık. Sıkışıklık. Koyuluk. Kesiflik. Yoğunluk. Sıklık. Kesafet. Bir maddenin bir mililitresinin gram olarak ağırlığı. her birim alandaki birey sayısı, dansite, konsantrasyon. Kalınlık.

Bellicoseness : Kavga meraklısı. Dövüşme düşkünü. Tartışma heveslisi.

Coarseness : Terbiyesizlik. Hoyratlık. İrilik. Kalitesizlik. Bayağılık. Kabalık. Kalınlık. Hantallık. Yontulmamışlık.

 

Adiposeness : Şişmanlık. Yağlılık.

Closeness : Cimrilik. Sıklık. Sıkışıklık. Kapalılık. Darlık. Tahminde yakınlık. Sıkılık. Yakınlık. Gizlilik. Havasızlık.

İngilizce Senesce Türkçe anlamı, Senesce eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Senesce ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Get on : Otobüse trene veya uçağa binmek (örneğin, o trene 40 dakika önce bindi). Binmek. İlerlemek. Ayrılıp gitmek. Trene binmek. Binmek (otobüs veya tren veya uçağa). Kötü gitmemek. Bindirmek. Giymek. Olmak (belirli bir şekilde).

Develop : Ün kazanmak. (film) banyo etmek. İlgi göstermek. Artırmak. Banyo etmek. Tab etmek. İmara açmak. Harekete geçmek. Şekillendirmek. Fotoğraf plakları ve kartlarını ilaçlı suda yıkayarak üzerlerindeki görüntüyü belirtme işlemi.

Get old : İhtiyarlamak.

Dote : Aşırı sevmek. Düşkün olmak. Bunamak. Çeyiz. Tutkun olmak. Salak. Delicesine sevmek. Bunak. Çok sevmek. Üzerine titremek.

Fossilize : Taşıllaştırmak. Taşlaştırmak. Fosilleşmek. Fosilleştirmek. Taşıllaşmak. Çağın gerisinde kalmak.

Go to seed : İhtiyarlamak. Güçsüzleşmek. Tohuma kaçmak. Çaptan düşmek. Kuvvetten düşmek. Eski gücünü kaybetmek.

Get older : İhtiyarlamak.

Fatten : Hayvanın besi döneminin sonuna doğru yağ biriktirmesine yetecek kadar yoğun bir biçimde beslenmesi, tavlama. Façasını almak. Yağlandırmak. Gübrelemek. Semirtmek. Tombullaşmak. Şişmanlatmak. Tavlama. Semirmek.

Mature : Büyüme ve gelişimini tamamlayarak ergin evreye ulaşmış, matür. Pişmek. Erişmek. Eşeysel olgunluğa erişmiş canlı. Ergin. Kemale erdirmek. Olgunlaştırmak. Büyüme ve gelişmesini tamamlayarak ergin evreye ulaşmış. matür. Dinlendirmek (şarap).

Senesce synonyms : be getting on in years, fattens, turn, grow old, maturate, age, fossilise.