Sentencer türkçesi Sentencer nedir

  • Cezalandırıcı.
  • Hüküm veren kimse.
  • Yasal bir ceza uygulamaya koyan kimse.

Sentencer ingilizcede ne demek, Sentencer nerede nasıl kullanılır?

Sentence beginning : Tümce girişi. Tümce bütünleme yordamında, gerisi yanıtlayıcı tarafından doldurulacak bir ya da bir kaç sözcükten oluşmuş giriş.

Sentence case : Normal tümce düzeni. Tümcenin normal harfleri. Tümce kullanımı.

Sentence completion : Bireylere eksik bir tümce ya da tümceler dizisi sunan ve ilk tepkilerine göre bu tümceleri bütünlemelerini isteyerek tutumlarını ölçen yordam, bk. çıkarımcı yordam. Tümce bütünleme. Cümle tamamlama. Öğrenciden kısa cümleleri tamamlaması istenilen ve kimi durumlarda sözlü olarak da uygulanabilen bir yansıtıcı teknik ya da test türü. Cümle tamamlama (testi).

Sentence method : Okuma öğretiminde öğrencilere gerekli becerilerin, sözcük tanımaya ve çözümlemeye geçmeden, cümle bütünlüğü içinde kazandırılması amacını güden yöntem. Tümce yöntemi. Cümle yöntemi.

Sentence of imprisonment : Hapishaneye gönderilmekle sonuçlanan cezalandırma.

Sentence pattern : Cümle kalıbı. Tümce kalıbı.

Sentence structure : Cümle yapısı.

Sentence stress : Cümle vurgusu. Tümce vurgusu.

Sentence of statement : Bildirme tümcesi. Bildirme cümlesi.

 

Suspended sentence of two years : İki yıllık şartlı erteleme.

İngilizce Sentencer Türkçe anlamı, Sentencer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sentencer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Executioner : Gol atan oyuncu. İnfaz memuru. Padişah ve devlet büyüklerinin yanında, ölüm yargılarını yerine getirmekle görevli kimse. Cellat. Golcü.

Judgers : Yargılayan kimse. Hüküm giydiren kimse.

Retributive : İntikamcı. Ceza verici. Kinci.

Interrogation : Sorgulama. Soruşturma. Soru sorma. İstinkak. Sorguya çekme. Soru. Sorgu.

Punitive : Cezalı. Ceza gerektirici. Cezai. Cezayı gerektiren. Cezayla ilgili. Acımasız. Ceza niteliğinde. Ceza. Cezaya ait.

Question : Şüphe. Tahkikat. Soru sormak. Soru. - den şüphe etmek. Şüphe etmek. Söz konusu. Sorular sormak. Kuşkulanmak. Kuşku.

Complex sentence : Girişik cümle. Bileşik cümle. Karmaşık tümce. Karmaşık cümle.

Chastiser : Disiplini sağlayan kimse. Eleştirici.

Sentencer synonyms : declaratory sentence, judgment of conviction, run on sentence, murder conviction, robbery conviction, rape conviction, string of words, grammatical constituent, linguistic string, punisher, retributory, simple sentence, constituent, castigators, final judgment, interrogative sentence, declarative sentence, chastener, punishers, disciplinary, chasteners, conviction, topic sentence, compound sentence, condemnation, interrogative, word string, castigatory, comminatory, final decision, castigator, executioners, chastisers.

Sentencer zıt anlamlı kelimeler, Sentencer kelime anlamı

Acquittal : Beraat kararı. Aklama. Yapma. Temize çıkma. Tezkiye. Bir paranın ödenmiş olduğunu açıklayan imzalı yazılım. kişiyi sorumluluktan, borçtan, sözleşmeye ilişkin yargılardan tüm olarak aklanabilmek amacıyla düzenlenerek ona verilen imzalı belge. dernek ya da ortaklık genel kurullarında, yöneticilerin her hangi bir sorumluluğu olmadığı yolunda alınan karar. Yerine getirme. Aklanma. İbra.

 

Acquit : Temize çıkarmak. Beraat ettirmek. Ayrıcalık tanımak. Beraat etmek. Ödemek. Muaf tutmak. Suçsuz çıkarmak. Tenzih etmek. Aklamak. İbra etmek.

Sentencer ingilizce tanımı, definition of Sentencer

Sentencer kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who pronounced a sentence or condemnation.