Serving türkçesi Serving nedir

Serving ile ilgili cümleler

English: Ali is serving a ten-year sentence for manslaughter.
Turkish: Ali kazara adam öldürme için on yıl hapis cezası çekiyor.

English: I'm looking forward to serving your company.
Turkish: Sizin şirkette çalışmak için sabırsızlanıyoruz.

English: Ali will finish serving his sentence next month.
Turkish: Ali cezasını gelecek ay hizmet ederek bitirecek.

English: His son is serving his sentence.
Turkish: Onun oğlu hapis cezasını çekiyor.

English: Ali is currently serving a three-year sentence.
Turkish: Ali şu anda üç yıllık hapis cezası çekiyor.

Serving ingilizcede ne demek, Serving nerede nasıl kullanılır?

Serving a sentence : Bir cezayı yerine getiren. Çeza çeken.

Serving capacity : Çiftleşme kapasitesi. Koçun başarılı biçimde aştığı koyun sayısı. kısa yetiştiricilik aralığı içinde sürekli yüksek fertilite sağlama.

Serving cart : Servis arabası.

Serving dish : Servis tabağı.

Serving fork : Servis çatalı.

Serving out a sentence : Hapishanede vakit geçirmek. Ceza çekmek.

Angle preserving map : Açı koruyan dönüşüm.

Area preserving transformation : Alan koruyan dönüşüm.

Self serving : Kendi kendine hizmet eden.

 

Subscriber serving exchange : Abone santralı.

İngilizce Serving Türkçe anlamı, Serving eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Serving ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Subservient : Fazlasıyla itaatli. Yaranmaya çalışan. İşe yarar. Uşakvari. Yararlı. Uşak gibi davranan. Uşak ruhlu. İtaat eden. Boyun eğen.

Slice : Hisse. Dilim. Dilimlere ayırmak. Kesme vuruşu yapmak. Kesmek. Bölmek. Dilmek. Spatula. Servis spatulası. Dilim dilim etmek.

Tanners : Tabakhane. Sepici. Deri tabaklayan. Debbağ. Tabakçı. Altı penilik para (ingiliz ingilizcesi).

Ward : Bir kentin, bir kasabanın, büyükçe bir köyün, yönetim bakımından bölündüğü, yapı bölgeciklerinden ve insan topluluklarından oluşan en küçük parçalardan her biri. bk. komşuluk birimi. Mahalle. Gözetim. Vesayet altındaki çocuk. Geçiştirmek. Koğuş. Vesayet. Korumak. Vesayet altındaki kimse. Semt.

Drink : Emmek. İçki. İçmek. Alkol almak. Buyurmak. İçkiye harcamak. İçki içmek. Şerefine içmek. Bitirmek. Yutmak.

Helping : Yardım etme. Yemek servisi. Yardım. Katkıda bulunma. Yardımı olan.

Attenders : Yardım eden. Servis yapan. Eşlik eden.

Wing : Hızlandırmak. Kanatlandırmak. Kanadından vurmak. Gemilerin iç yanları, borda karşıtı. Uçarak geçmek. Ek bina. Uçmak. Hız vermek. Kolundan yaralamak. Kanat takmak.

Portions : Hisse. Miras hissesi. Miktar. Kısmet. Aksam. Pay. Parça. Bölüm. Kısım.

Thigh : Kalça. But. Bacağın, kalçadan diz eklemine dek uzanan üst bölümü. Oyluk. Uyluk.

Serving synonyms : small indefinite quantity, parson's nose, round of drinks, pope's nose, small indefinite amount, white meat, repast, service of process, tanner, attender, meal, service, second joint, libation, tray, servient, plate, round, piece, serves, drumstick, delivery, dish, breast, outer cover, department, subservience, attending, attendance, commons, oyster, portion, servings.

 

Serving zıt anlamlı kelimeler, Serving kelime anlamı

Unselfish : Kendi çıkarını düşünmeyen. Cömert. Bencil olmayan. Özgecil. Özverili. Kendini düşünmeyen. Fedakar.