Set forward türkçesi Set forward nedir

  • İleri sürmek.
  • İleriye koymak.
  • Yol açmak.
  • Torpil yapmak.
  • İleri almak.
  • İlerletmek.

Set forward ingilizcede ne demek, Set forward nerede nasıl kullanılır?

Set : Basmakalıp. Öbek. Oyunun, karşılaşıcılardan birinin altı oyun kazanması ile biten bölümü. şöyle ki, kazanan oyuncu karşısındakinden en az iki oyun artık kalmış olsun. yoksa dönem bu durum sağlanıncaya dek sürer. Bir takımyıldızın adı. Oturtmak. Belirlenmiş. Tenis, atletizm, bilgisayar, fizik, uzay, voleybol alanlarında kullanılır. Olgunlaşmak. Azimli. Sabit.

Forward : Yüklemek. Cüretkar. Yeni adrese göndermek. Asıl görevi, topu karşı takımın kalesine sokmak için akınlar yapmak olan, akıncı katındaki 5 oyuncudan her biri. Akıncı. İleriye. İleriye doğru. Yollamak. Ön. Sunmak.

Set a boat afloat : Tekneyi yüzdürmek.

Set a broken bone : Kırık bir kemiği uygun yerine yerleştirmek. Kırık bir kemiği yerine yerleştirmek.

Set a clock : Saati doğru zamana ayarlamak. Saati ayarlamak.

Set a good example : Ders olmak. İbret olmak. İyi örnek olmak. Örnek oluşturmak.

Set a date : Bir tarih belirlemek.

İngilizce Set forward Türkçe anlamı, Set forward eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Set forward ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Affirms : Onaylamak. Beyan etmek. Olumlamak. Doğrulamak. Tekrarlamak. Söylemek. Söz vermek. Bildirmek. Tasdik etmek.

Cause : Meydan vermek. Sebeb. Sebep olmak. Amaç. Hedef. Neden. Dava. Belli bir etki, bir devinim ya da değişime yol açan şey, bir olaya zorunlu olarak öngelen koşul. İlke.

Better : Daha iyi bir hale getirmek. Yakşırak. Geliştirmek. Daha iyi. Daha iyi yapmak. İyisimi. Gelişmek. Daha yakşı. Düzeltmek. Geçmek.

Asserting : Davacı. Söylemek. Müddei. Öne sürmek. Savunmak (hak). İddia etmek.

Begotten : Neden olmak. Baba olmuş. Babası olmak. Yaratmak.

Edge : Kenar. Eşik (kıyamet veya sorun vb). Kenardan yavaş yavaş ilerlemek. Sokulmak. Kenar çizgisi. Kıyı. Film kuşağının iki yanı. Kenar yapmak. Köşe. Uç.

Improve : Yükselmek. Islah etmek. İlerlemek. Gelişmek. Düzelmek. Kıymetlendirmek. Ondurmak. Artırmak. İyileştirmek. Değerlenmek.

Assert : İleri sürmek (emin bir şekilde). Öne sürmek. Belirtmek. Savlamak. Üzerine basarak belirtmek. Açıklamak. Teyit etmek. İddia etmek. Bildirmek. Hakkını savunmak.

Conduced : Gerektirmek. Katkıda bulunmak. Neden olmak. Yardım etmek. Götürmek.

Set forward synonyms : give preferential treatment, cultivating, further, blaze the trail, furthered, put forward, allege, asserts, asserted, pull strings, causes, furthers, civilise, work the oracle, beat a path, carrying forward, put on, call forth, carry forward, affirming, begets, alleges, civilising, cultivates, alleging, bring about, drive on, forwarded, argue, bring forward, show favor, advance, argues.