Set on fire türkçesi Set on fire nedir

Set on fire ile ilgili cümleler

English: The hut was set on fire.
Turkish: Kulübe ateşe verildi.

Set on fire ingilizcede ne demek, Set on fire nerede nasıl kullanılır?

Set : Değişmez. Önce taslakta, sonra da makette hazırlanan dekoru sahne üzerinde gerçekleştirmek. Tenis, atletizm, bilgisayar, fizik, uzay, voleybol alanlarında kullanılır. Belirlenmiş. Olgunlaşmak. Sabit. Kurulmuş. Kararlı. Kalkan. Koyulaştırmak.

On : Açık. E doğru. De. Esnasında. Devrede. Yönünde. Üzerinde. Yanmak. Üstünde.

Fire : Soru yağmuruna tutmak. İşten kovmak. Yangın. İşten atmak. İşten atılma. Tutuşturmak. Ateş. Yanmak. Alev almak. Canlandırmak.

Was set on fire : Yakıldı. Ateşe verildi.

Set on : Saldırtmak (köpek vb.). Açmak. Kışkırtmak. Üzerine koymak. Cesaretlendirmek. Saldırmak. Saldırtmak. Teşvik etmek. (köpeği vb) saldırtmak. Görevlendirmek.

Set the world on fire : Önemli bir başarıya imza atmak. Dünyayı ayağa kaldırmak. Dünyayı ateşe vermek. Büyük bir etki veya tesiz veya izlenim yapmak. Bir devrime sebep olmak.

On fire : Ateşli. Yanan. Çok seksi. Yanmakta. Alevler içinde. Tutuşmuş. Yanıyor.

Set on a pedestal : Son derece saygı gösterilmiş. Cesaretlendirilmiş. Alkışlanmış. Beğenilmiş.

 

Set oneself to do something : Girişmek. Koyulmak.

Dead set on : Kafasına koymuş. Karalı. Azimli.

İngilizce Set on fire Türkçe anlamı, Set on fire eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Set on fire ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Burn out : Sönmek. Yakıp kül etmek. Yakıp yok etmek. İçini yakmak. Mahvolmak. Yanıp bitmek. Tamamen yanıp kendi kendine sönmek. Söndürmek. Bozulmak.

Set fire to : Kundaklamak.

Deflagrate : Alev almak. Parlama. Tutuşuvermek. Birden ateş alıp tutuşmak. Parlamak.

Bite : Sızlamak. Aşındırmak. Dişlemek. Acımak. Zokayı yutmak. Yemek. Yakmak (soğuk). Sokmak. Lokma.

Exacerbates : Öfkelendirmek. Artırmak (kötü durumdaki bir şeyi). Kızıştırmak. Azdırmak. Ağırlaştırmak. Şiddetlendirmek. Kötüleştirmek. Yangına körükle gitmek. Daha kötü bir duruma sokmak.

Excite : Telaşlandırmak. Kışkırtmak. Tahrik etmek. Harekete getirmek. Coşturmak. Tahrik etme, harekete getirme, uyarma. Elektrik akımı oluşturmak. Uyandırmak (bir duygu veya tepki). Uyandırmak.

Deflagrating : Parlamak. Alev almak. Tutuşuvermek. Parlama.

Fan : Pervane. Hava vermek. Tahıl savurma makinesi. Taraftar. Yelpaze. Serinletmek. Soğutucuda hava akımı sağlayan döner kanatlı aygıt. Madencilik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Hasta.

Emblaze : Görsel bilgileri sıkıştırmak için kullanılan teknoloji (internet ortamında ilave bir göz atıcı programa ihtiyaç duyulmadan). Aydınlatmak.

Fire : Tezkeresini eline vermek. Kovmak. Soruvermek. Dağlamak. Yangın. İşten atılma. Çalışmak (motor vb.). Ateş almak. Canlandırmak.

Set on fire synonyms : incense, set aflame, enkindles, cauterize, flame, combust, exacerbate, cauterise, cauterizing, enflame, set afire, excites, fanning, fanned, bites, enflaming, set fire, burn, anneal, cauterising, cauterized, enkindling, couse a panic, enkindle, combusted, anneals, deflagrates, blaze, burn up, set ablaze, enflamed, enkindled, emblazing.