Set the table türkçesi Set the table nedir

  • Masayı hazırlamak.
  • Sofrayı kurmak.
  • Masayı kurmak.
  • Masayı donatmak.

Set the table ile ilgili cümleler

English: He set the table with cups, saucers, plates and service plates.
Turkish: O, masayı fincanlarla, çay bardağı tabaklarıyla, tabaklarla ve servis tabaklarıyla donattı.

English: Hurry up and set the table for dinner.
Turkish: Acele et ve akşam yemeği için sofrayı hazırla.

English: He set the table with cups, saucers, plates and chargers.
Turkish: O, masayı fincanlarla, çay bardağı tabaklarıyla, tabaklarla ve büyük düz tabaklarla donattı.

English: Miyuki set the table for the party.
Turkish: Miyuki parti için masayı hazırladı.

English: I'll set the table for six people.
Turkish: Altı kişi için masayı hazırlayacağım.

Set the table ingilizcede ne demek, Set the table nerede nasıl kullanılır?

Set : Azimli. Belirlenmiş. Etkilemek. Sabit. Tenis, atletizm, bilgisayar, fizik, uzay, voleybol alanlarında kullanılır. 800 metreye dek düzenlenen koşularda, çıkış çizgisinde yerlerini alan yarışçıları dikkat durumuna getirmek için, çıkışçının kendi ana dilinde verdiği uyarı komutu. Bir odayı ya da kapalı bir alanı gösteren dekor. Geleneksel. Küme. Öbek.

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık.

 

Table : Sofra. Masa. Birbiriyle ilgili verilerin toplu ve düzenli sunumu. Masaya koymak. Listeye geçirmek. Göstermek. Üzerinde masatopu oynamağa yarayan, uzunluğu 274 cm., genişliği 152,5 cm., yerden yüksekliği 76 cm. olan, üstü koyu donuk boyalı, kenarlarına oyun alanını belirten 2 cm. kalınlığında beyaz çizgiler çekilmiş masa. Keste. Tasarıyı müzakereye sunmak. Bilgisayar, bilişim, jimnastik, kimya, masa tenisi alanlarında kullanılır.

Set the ball rolling : Ön ayak olmak. İşleri kaldığı yerden devam ettirmek.

Set the cat among pigeons : Sırrı açıklayarak ortalığı karıştırmak.

Set the clock back : Geçmiş olayları tekrar yaşamak. Saati geriye almak. Saatleri geri almak.

Set the pace : Yarışta hızı ayarlamak. Örnek teşkil etmek. Tempoyu veya hızı belirlemek. Örnek olmak. Standart veya referans oluşturmak.

Set the hen : Kuluçkaya yatırmak.

Set the teeth on edge : Sinirini bozmak. Canını sıkmak. Rahatsız etmek. Sıkmak. Bezdirmek. Kızdırmak.

Set the fashion : Modada öncülük etmek. Moda çıkarmak.

İngilizce Set the table Türkçe anlamı, Set the table eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Set the table ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Set the table synonyms : spread out the table.