Shores türkçesi Shores nedir

Shores ingilizcede ne demek, Shores nerede nasıl kullanılır?

Shoreside : Denizkıyısı. Suyun kara ile buluştuğu yer. Sahil.

Foreshores : Kıyı banketi ile düşük su seviyesi arasındaki bölge. Suların çekildiği kıyı.

Seashores : Sahil kenarı. Kıyı. Karanın denize yakın olan kesimi. Deniz kıyısı. Deniz kenarı. Sahil. Lebiderya.

Shore based : Kıyıda konuşlanmış.

Shore based radar : Kıyı radarı.

Shore crab : Çingene yengeci. Yengeç. Çingene yengeç. Eklem bacaklılar (arthropoda) dalının kabuklular (crustacea) sınıfından, 4 cm kadar uzunlukta olan, dere ve dere ağızlarında yaşayan bir tür. kıyı yengeci, çağanoz.

Shore lark : Kulaklı toygar. Ötücü kuşlar (passeriformes) takımının, tarla kuşugiller (alaudidae) familyasından, tarlalarda yaşayan, yurdumuzda her mevsim görülen, 17 cm kadar uzunlukta, sırtı kahverengi, karnı sarı beyaz, genellikle çimen ve diğer bitki tohumları ile beslenen, kışın salyangoz ve yengeç, yazın sinek ve böcekleri de yediği görülen yerli bir tür. Kulaklı tarla kuşu. Ağaçlanma sınırının üzerindeki açık alanlarda ve dağlarda yaşayan passerin sınıfından tarlakuşu türü.

Shore line : Kıyı hattı. Sahil hattı. Kıyı kenar çizgisi. Kumsalda suyun kumla buluştuğu hat. Sahil şeridi.

 

Shore duty : Sahil görevi. Denizciler için kara görevi.

Shore patrol : Plajlardaki korumalar. Kıyı devriyesi. Sahil devriyesi. Kıyı koruma. Kıyı güvenliği.

İngilizce Shores Türkçe anlamı, Shores eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Shores ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Slice : Kesmek. Kesme vuruşu (tenis). Dilimlere ayırmak. Spatula. Pay. Dilmek. Servis spatulası. Bölmek. Dilim. Dilimlemek.

Dispensation : Genel kuralın dışına çıkabilme izni. Tertip. İdare. Özel izin. Bağışıklık. Dağıtım. Verme. Takdiri ilahi. Kader. Bölme.

Attest to : Şahitlik etmek. Kanıtı olmak. -e delalet etmek. Göstermek.

Assists : İmdat. Asiste etmek. Asistanlık yapmak. Hazır bulunmak. Muavenet. Yardım etmek. Sayı yaptırma. Yardımcı olmak.

Split : Pay. Fisur, yarık, yırtık, çatlak. Bölüşmek. Yarılmak. Ayrık. Bölme. Titizlenmek. Bölmek. Yırtılmak. Bozuşma.

Certify : Garantilemek. Vesika vermek. Tekit etmek. Tevsik etmek. Havale etmek. Doğrulamak. Belge vermek. Belgelendirmek. İlan etmek.

Averred : Deklare edilmiş. Söylemek. Kanıtlanmış. İddia etmek.

Allotment : Tahsisat. Kiraya verilen küçük arazi. Tahsis. Arsa payı. Pay etme. Hisse. İnsanların üzerinde sebze veya meyve veya küçük bitkiler yetiştirmeleri için kiraladıkları küçük toprak parçası. Program tahsisleri. Hisselere ayırma. Bölüştürme.

Bear somebody out : Haklı göstermek. Yardım etmek.

Championing : En iyi. Üstün niteliklere sahip kimse. Savunmak. Uğrunda mücadele vermek. Şampiyon. Tarafını tutmak. Çok yetenekli kimse. Müdafaa etmek.

 

Shores synonyms : net income, lakeside, cut, shoring, stake, allowance, bear up, advocated, allocation, shoreline, beareth, back up, aver, earnings, arm, portion, be supportive, geological formation, formation, demonstrate, lucre, furthered, net, attest, afforce, beach, part, strand, net profit, averring, advocate, further, be with.

Shores zıt anlamlı kelimeler, Shores kelime anlamı

Lose : Geri kalmak. Zayi etmek. Şaşırmak. Kazanamamak. Mağlup olmak. Yitirmek. Kaybolmak. Mahrum etmek. Geri kalmak (saat). Heba etmek.

Fall back : Gerilemek. Geri çekilme. Saatleri geri almak. Geri çekilmek. Geride kalma.