Short selling türkçesi Short selling nedir

  • Fiyatların düşeceği beklentisiyle yapılan mal veya menkul değer satışı.
  • Borsa oyuncusunun sahip olmadığı ama değerinin düşeceğini tahmin ettiği hisse senedi veya dövizi ödünç alarak satması.
  • Satıcıya ait olmayan tahvil ve senetleri satmak (fiyatlar düştüğünde onları tekrar geri almak niyetiyle).
  • Açığa satma.
  • Açığa satış.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Yoktan satış.

Short selling ingilizcede ne demek, Short selling nerede nasıl kullanılır?

Short : Kontak. Kasa açığı. Az. Alçak. Kısa devre yaptırmak. Kısa. Kısa devre. Eksiklik. Noksanlık.

Selling : Satım. Satı. Satış. Satıcılık. Satmak.

Short and sweet : Kısa ve yerinde. İşaret vuran. Veciz. Yakın menzilli. Kısa. Çok yakın geçen. Kısa ve öz. Özlü. İşaret koyan. Az ve öz.

Short bill : Kısa vadeli senet. Çok kısa vadeli poliçe. Kısa geçerlilik süresi olan fatura. Kısa vadeli kambiyo senedi. Kısa fatura. Kısa vadeli poliçe.

Short billed gull : Yağmur kuşları (charadriiformes) takımının, martıgiller (laridae) familyasından, 45 cm kadar uzunlukta, sırtı açık kül rengi, gagası sarı, yeşil, ayakları yeşil kül rengi, kuzey amerika, avrupa, asya ve karadeniz kıyılarında yaşayan bir tür. Küçük martı.

Short bond : Kısa vadeli tahvil.

İngilizce Short selling Türkçe anlamı, Short selling eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Short selling ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Selling short : Elde bulunmayan bir mal ya da değerli kağıtlar üzerine yapılan satış. Satıcının henüz sahip olmadığı malları satması. Açıktan satış. Satıcının sahip olmadığı hisse veya dövizi satması.

A shift in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

 

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

Short selling synonyms : short sale, a change in supply, a pass through certificate, abolition of forced labour convention, a shift in demand, ability rent, a group shares, short sales, abnormal budget expenditures.