Side with türkçesi Side with nedir

  • Tarafını tutmak.
  • -den yana olmak.
  • Aynı tarafta olmak.
  • Onun yanında.

Side with ile ilgili cümleler

English: Ali told Mary that it was too cold to go outside without a coat.
Turkish: Ali Mary'ye paltosuz dışarı gidilmeyecek kadar çok soğuk olduğunu söyledi.

English: I will side with you just this once.
Turkish: Sadece bu kez yanında olacağım.

English: She worked side by side with men.
Turkish: Erkeklerle yan yana çalıştı.

English: Ali is playing outside with his son.
Turkish: Ali oğluyla dışarıda oynuyor.

English: Why did you side with him instead of me?
Turkish: Neden benim yerime onun tarafını tuttun?

Side with ingilizcede ne demek, Side with nerede nasıl kullanılır?

Side : Yandaki. Desteklemek. İkinci derecede. İkincil. Taraftar. Bilgisayar, jeoloji alanlarında kullanılır. Taraf. Yön. Kıvrım kanatları. Yan.

With : İle. İle beraber. Yanına. -e karşın. İle ilgili. Beraber. Nedeniyle. -lı. Beraberinde. -la.

Side against : -e karşı olmak.

Side arms : Bir askerin yanında sakladığı silahlar. Hafif silahlar. Bele takılan küçük silahlar. Belde taşınan silahlar.

Side band : Yan kuşak. Yan bant. Fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kiplenik radyo dalgalarında, taşıyıcı sıklığın iki yanındaki sıklık kuşaklarından her biri. Yan-kuşak. Değiştirime uğramış bir taşıyıcı dalganın iki yanında yer alan yinelenimler kuşağı; başka bir deyişle, değiştirime uğramış bir dalganın, taşıyıcı dalga dışındaki yinelenimleri. (bunlar alt yan kuşak, üst yan kuşak adlarını alır).

 

Side blown converter : Yandan üflemeli konvertör. Yandan üflemeli dönüştürgeç.

İngilizce Side with Türkçe anlamı, Side with eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Side with ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Stand for : Desteklemek. Tutmak. Sindirmek. Demek olmak. Simgelemek. Aday olmak. Yerine geçmek. Anlamına gelmek. Katlanmak.

Championing : Şampiyon. Desteklemek. En iyi. Savunmak. Müdafaa etmek. Destek olmak. Çok yetenekli kimse. Üstün niteliklere sahip kimse. Uğrunda mücadele vermek.

Sympathise : Aynı acıyı hissetmek. Sempatizanı olmak. Sempati duymak. Başsağlığı dilemek. Acımak. Yakınlık duymak. Etkileşmek. Yakınlık göstermek. Duygularını paylaşmak.

On his side : Onu destekliyor. Onun tarafında.

Sides : Kenarlar. Etraf. Kasalı çalgılarda, kasanın yan taraflarını kapatan uç uca yapıştırılmış iki ağaç tabakası. Yüz. Taraf tutmak. Yan tahtalar.

Championed : Savunmak. Müdafaa etmek. Çok yetenekli kimse. Şampiyon. Destek olmak. En iyi. Desteklemek. Üstün niteliklere sahip kimse. Uğrunda mücadele vermek.

Sympathized : Duygularını paylaşmak. Acımak. Yakınlık duymak. Aynı acıyı hissetmek. Sempati duymak. Etkileşmek. Başsağlığı dilemek. Sempatizanı olmak. Halden anlamak.

Sympathizes : Yakınlık duymak. Sempatizanı olmak. Etkileşmek. Aynı acıyı hissetmek. Halden anlamak. Acımak. Duygularını paylaşmak. Sempati duymak. Yakınlık göstermek. Başsağlığı dilemek.

 

Upheld : Devam ettirmek (ingiliz ingilizcesi). İltizam etmek. Uygun bulmak. Sürdürmek (ingiliz ingilizcesi). Desteklemek. Tutmak. Kaldırmak. Muhafaza etmek. İdame etmek. Tasdik etmek.

Side with synonyms : be slanted towards, uphold, champion, sympathize, sympathizing, stick up for, sympathises, sympathised.