Siderosome türkçesi Siderosome nedir

  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Deneysel olarak oluşan ve demir içeren elektron yoğun partikül; kültürü yapılan hayvan hücrelerinde görülen lizozomal bir yapı.
  • Siderozom.

Siderosome ingilizcede ne demek, Siderosome nerede nasıl kullanılır?

Siderosis : Demir tozlarının alınmasıyla akciğerde meydana gelen pigmentasyon. genellikle fıbrozis ve yangı gelişmez. kanda aşırı düzeylerde demir bulunması. demirin dokularda birikimi. Demir ve veya veya diğer metallerin partiküllerinin iltahabının sebep olduğu akciğer hastalığı (pataloji). Sideroz. Siderozis.

Hemosiderosis : Dokularda yerel veya genel olarak hemosiderin pigmentinin birikimi. Hemosideroz. Vücut dokularında demir birikmesi ile oluşan durum (özellikle de karaciğerde). Hemosiderozis.

Siderocalcinosis : Siderokalsinozis. At, sığır, köpek ve kedilerde, beyin damarlarında kalsiyum ve demir tuzlarının çökmesi. tüm damar katlarında ve tüm damarlarda bulunabilir ve damarları sert borular haline getirebilir.

Sideroderma : Sideroderma. Siderodermi. Demir metabolizması bozukluğu sonucunda derinin bronz rengi alması.

Siderogenous : Siderojen. Demir yapıcı.

Siderous : Demirli. Sideroz.

Siderotic pigmentation : Siderotik pigmentasyon. Sinir hücrelerinde demir, kalsiyum ve fosforun bazofilik bileşikler halinde oluşturduğu pigmentasyon. beyinde kanamalara yakın alanlarda görülür.

 

Sideropenia : Vücudun ve kanın demirsiz kalması, vücut ve kanda demir azalması. Sideropeni.

Siderophore : Demir içeren ve demirin taşınmasında görevli olan, büyüme ve çimlenme faktörü olarak da kabul edilen, antibiyotik etkisi olan, düşük molekül ağırlıklı, mikrobiyal, organik bir madde. Siderefor. Hemosiderin pigmenti içeren makrofaj. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Demir taşıyıcı. Siderofor.

Siderophilin : Transferin. Siderofilin.

İngilizce Siderosome Türkçe anlamı, Siderosome eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Siderosome ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abductor muscle : Uzaklaştırıcı kas. Abdüktör kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas.

A site : A yeri. Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri.

Abo blood groups system : Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi. Abo kan grupları sistemi.

Acacia : Arap zamkı. Akasya. Mimoza. Akasya sakızı. Salkım ağacı. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler.

Aardvark : Borudişli. Yerdomuzu. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Karınca yiyen. Yer domuzu.

 

Aardvarks : Yer domuzugiller. Damarlı dişliler. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Yerdomuzu.

Abiotic factor : Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.

Abambulacral area : Abambulakral bölge. Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi.

A cell : A hücresi. Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

A protein : Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. A proteini.

Siderosome synonyms : abramis zone, abiotic environment, a cells, aardwolf, a chromosome, abacus bodies.