Silkmek nedir, Silkmek ne demek

  • Üstündeki şeyleri düşürmek veya temizlemek için bir şeyi kuvvetle sallamak, sarsmak
  • Ani bir hareketle sarsmak.

"Silkmek" ile ilgili cümleler

  • "Sağ elini silkerek yana doğru eğildi." - P. Safa
  • "Eline geçen her şeyi silkip akrepler varmış gibi bakıyor." - H. R. Gürpınar

Silkmek anlamı, kısaca tanımı:

Silkip atmak : Her türlü ilgisini kesmek.

Silkme : Silkmek işi. Halterde ayakları açarak halteri önce omuz üstüne sonra baş üstüne, dirsekleri bükmeden kaldırma biçimi. İri doğranmış kabak, patlıcan vb. sebzelerle yapılmış olan et yemeği.

Etek silkmek : Çekilmek, artık karışmamak. el etek çekmek.

Omuz silkmek : Aldırmamak, önem vermemek.

Yaka silkmek : Bıkmak, usanmak.

Üstün : Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik. Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha.

Düşürmek : Azaltmak. Değerli bir şeyi ucuz veya kolay elde etmek. Zayıf bırakmak, gücünü azaltmak. Vücuttan yavru, çocuk, taş, solucan vb. atmak. Görevi bıraktırmak. Uğratmak. Düşmesine yol açmak, düşmesine sebep olmak. Değerini, fiyatını indirmek.

Temizlemek : Arıtmak. Öldürmek, yok etmek. Kumar oyunlarında öbür oyuncuların bütün paralarını almak. Bir yaranın, bir dokunun sağlam olmayan bölümlerini neşter veya bıçakla kesmek. Sakıncalı, pürüzlü bir işi olumlu sonuçlandırmak. Bitirmek, tüketmek.

 

Kuvvet : Fiziksel güç, takat. Bir ülkenin silahlı gücü. Durgunluğu harekete veya hareketi durgun bir duruma çeviren etken, direnci kıran veya direnç doğuran özellik. Güç. Yetke, erk, nüfuz. Şiddet, zor, cebir. Dayanıklı olma durumu. Bir niceliğin kendisi ile çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri: 2x2x2=23 denkleminde, 3 sayısı 2'nin kuvvetini gösterir.

Sallamak : Sarsmak. Zor durumda bırakmak. Düzenli bir biçimde ve hep aynı doğrultuda hareket ettirmek. Beklenmedik bir başarı kazanmak. Uydurmak, kafadan atmak. Vurmak, atmak. Bir işi sürekli olarak başka bir zamana ertelemek, savsaklamak.

Sarsmak : Zarar verecek yolda etkilemek. Birdenbire ve güçle kımıldatmak, sallamak, oynatmak, titretmek.

Hareket : Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Deprem. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Yola çıkma. Davranış, tutum. Devinim. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon.

Ani : Geçmişte yaşanmış çeşitli olaylardan belleğin sakladığı her türlü iz, hatıra. Yaşanmış olayların anlatıldığı yazı türü, hatıra.

 

Bir : Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bu sayı kadar olan. Bir kez. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Beraber. Tek. Sayıların ilki. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Aynı, benzer. Eş, aynı, bir boyda. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Sadece. Ancak, yalnız.

Diğer dillerde Silkmek anlamı nedir?

İngilizce'de Silkmek ne demek? : v. shake, shake off, dust, jerk, give a jerk

Fransızca'da Silkmek : secouer

Almanca'da Silkmek : v. abschütteln, aufschütteln, ausschütteln, beuteln

Rusça'da Silkmek : v. трясти, потрясать, стряхивать, встряхивать, выколачивать, потрясти, стряхнуть, встряхнуть, выколотить