Sizes türkçesi Sizes nedir

Sizes ile ilgili cümleler

English: Do you have any smaller sizes?
Turkish: Daha küçük bedenleriniz var mı?

English: Crystals of many colors and sizes were scattered across his desk.
Turkish: Birçok renk ve boyutlarda kristaller onun masasının karşısında dağıldı.

English: Class sizes are limited.
Turkish: Sınıf mevcutları sınırlıdır.

English: Are these all the sizes you have?
Turkish: Elinizdeki tüm boyutlar bunlar mı?

English: Moustapha's gone down two pant sizes since he went vegan.
Turkish: O vegan olduğundan beri Mustafa iki pantolon ölçüsü düştü.

Sizes ingilizcede ne demek, Sizes nerede nasıl kullanılır?

Chart sizes with window frame : Grafiği pencere sınırıyla boyutlandır.

Combined projector for two sizes : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İkili gösterici. İki ayrı boydaki filmi gösterebilen yapıdaki gösterici (örneğin 8 mm ile büyük 8, 8 mm ile 16 mm'lik filmleri gösterebilen gösterici).

Default field sizes : Varsayılan alan boyutu.

Fraction of sizes : Tane kümesi.

Assizes : Geçici mahkeme oturumu (tarih terimi). İngiltere kaza mahkemeleri. Avrupa birliği'nde ulusal parlamento temsilcilerinin danışma toplantılarını ifade için kullanılan bir terim.

 

Downsizes : Daha küçük miktarlarda üretmek. Azaltmak. İşten çıkarma yoluyla işgücünün azaltılması. Boyutunu küçültmek. Küçülmeye gitmek. Küçültmek.

Oversizes : İri boy. Fazla büyük. Büyük boy. Fazla geniş. Büyük beden giysi. Standart ebattan büyük. Battal. Aşırı büyük. Çarşaf kadar. Normalden fazla.

Deemphasizes : Önemini azaltmak. Vurguyu kaldırmak.

Overemphasizes : Önemle vurgulamak. Üzerinde çok durmak. Üzerinde önemle durmak. Önemle üzerinde durmak.

Outsizes : Büyük boy. (giysi) büyük boy. Ölçü dışı. Çok büyük beden. Battal beden. Büyük. Büyük boyda olan.

İngilizce Sizes Türkçe anlamı, Sizes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sizes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Little : Ufak. Cici. Hemen hemen hiç. Önemsiz. Ufak şey. Küçük. Azıcık. Genç. Değersiz. Birazcık.

Glue : Zamk. Yapışmak. Dikkatini vermek. Tutkal sürmek. Yapıştırmak. Zamklamak. Yelim. Tutkal ile birbirine yapıştırmak. Tutkal.

Regular : Devamlı müşteri. Usule uygun. Kural. Tam. Düzen. Düzgün. Partisine bağlı üye. Nizami. Güzel biçimli. Muntazam.

Largeness : Tiyatro konuşmasında bir oyuncunun çıkardığı ses tonlarının tümüme birden verilen ad. İrilik. Büyüklük. Genişlik. Yücelik. Bolluk.

Littleness : Miskinlik. Dar görüşlülük. Azlık. Önemsizlik. Yetersizlik. Küçüklük.

Sizing : Cam lifi kaplama. Ebatlama. Ahar. Haşıl. Tasnif. Kalibre etme. Ayırma.

Dope : Doping yapmak. Verniklemek. Halletmek. Tahmin etmek. Esrar. Dümen. Cila. Dinamit yapımında kullanılan madde. Üstesinden gelmek. Çiriş.

 

Size : Büyüklük. Boy. Herhangi bir veri öğesinin ya da veri yapısının uzunluğu, örn. tutanak boyu; uzunluk. Boyutlandırmak. Uzam. Beden (elbise için). Apre. İrilik.

Big : Ünlü. Popüler. Büyük. Kocaman. İri. Önemli.

Number : Miktar. Saymak. Bir küme oluşturan nesnelerin ya da birimlerin niceliğini gösteren değer. Olmak (belirli bir sayıda). Rakam. Sayısını sınırlandırmak. Tip. Numara. Müzik parçası.

Sizes synonyms : 4to, 8vo, eightvo, octavo, agglutinate, doped, perimeter, tall, extra large, property, agglutinates, length, magnitude, bigness, distance, agglutinating, circumference, stout, glues, dimensions, dopes, large, outsize, smallness, agglutinated, quarto, petite, proportions, smear with paste, small.

Sizes zıt anlamlı kelimeler, Sizes kelime anlamı

Large : İri. Büyük. Çok. Bol. Geniş. Koca. Kocaman. Büyücek. Kalabalık (aile). Büyük (servet).

Little : Ufak şey. Birazcık. Kısa. Cici. Az miktarda. Değersiz. Az. Ufak. Önemsiz. Hemen hemen hiç.

Big : Büyük. Önemli. Ünlü. Popüler. İri. Kocaman.

Sizes antonyms : largeness, bigness, smallness, littleness, small, unsized.