Glue türkçesi Glue nedir

Glue ile ilgili cümleler

English: This glue does not adhere to plastic.
Turkish: Bu yapıştırıcı plastiğe yapışmaz.

English: Where did you glue them?
Turkish: Onları nereye yapıştırdın?

English: He glued the vase together sloppily.
Turkish: O, vazoyu uyduruk bir biçimde birlikte yapıştırdı.

English: Ali was glued to his TV during the World Cup final.
Turkish: Ali Dünya Kupası finali sırasında TV'sine yapıştı.

English: Do you think we can glue that back together?
Turkish: Onu birlikte geri yapıştırabileceğimizi düşünüyor musun?

Glue ingilizcede ne demek, Glue nerede nasıl kullanılır?

Glue ear : Zamk kulak.

All purpose glue : Çok maksatlı yapıştırıcı.

Animal glue : Hayvansal tutkalı. Hayvansal tutkal. Hayvansal yapıştırıcı. Hayvansal kökenli zamk.

Bee glue : Arı tutkalı.

Bone glue : Kemik tutkalı.

Gluey : Tutkallanmış. Yapış yapış. Tutkal gibi. Yapışkan. Yapışkanlı. Zamklanmış.

Wood glue : Tutkal.

Epoxy glue : Tutkal (yapışkan madde) türü.

Gluepot : Tutkal eritme kabı.

Fish glue : Balık tutkalı.

İngilizce Glue Türkçe anlamı, Glue eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Glue ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Affix : Basmak (damga). Ek. Son ek veya ön ek. Bağlamak. Tutturmak. Eklemek. Pul yapıştırmak. İliştirmek. Yapıştırmak (pul).

Bonding : Öğecikler arasında nicem yasalarına göre devinen eksiciklerin, durularına dayalı kimyasal kuvvetler oluşması. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Birbirine bağlanma. Bağlamak. Tutturma. Bağlama. Bağlayan. Atom ya da atom kümelerinin, bağımsız moleküller oluşturmak üzere birbirileriyle bağ yapmaları. Tutturmak.

Agglutinates : Yapışan. Yapışkan. Bileştirmek. Bitişken. Bitişimli. Birleştirmek. Bitiştirmek.

Pay close attention : Dikkatle dinlemek.

Accreted : Artmak. Eklemek. Büyümek. Birleşmek. Katılımlarla büyümek.

Gumming : Yapıştırma.

Cement : Dolgu. Biyoloji, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Çiriş. Çimento. Betonlamak. Çimentolamak. Sement. Beton ile kaplamak.

Accretes : Büyümek. Eklemek. Birleşmek. Katılımlarla büyümek. Artmak.

Mucilage : Müsilaj. Yapışkan sıvı. Zamklı.

Cleave : Bölünmek. Delmek. Yarmak. Çatlamak. Bağlı olmak. -den ayrılmamak. İkiye ayrılmak. Bölmek. Sadık kalmak.

Glue synonyms : attend, tackier, cleaved, splicing cement, sizes, mucilages, apposing, appose, size, film cement, gelatines, glues, clammed, wood glue, adhibit, tackiest, bond, joining cement, apposes, agglutinated, adhering, paste, attends, sizing, epoxy, adhesives, gelatins, attaches, fasten, gelatin, cleaving, tacky, adhered.

Glue zıt anlamlı kelimeler, Glue kelime anlamı

Detach : Özel görevlendirmek. Ayrılmak. Kesip ayırmak. Ayırmak. Sökmek. Çıkmak. Kopmak. Kaldırmak. Çıkarmak.

 

Unfasten : Açmak. Çözülmek. Açılmak. Gevşemek. Gevşetmek. Çözmek. Koyuvermek.

Glue ingilizce tanımı, definition of Glue

Glue kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To fix or fasten. A hard brittle brownish gelatin, obtained by boiling to a jelly the skins, hoofs, etc., of animals. When gently heated with water, it becomes viscid and tenaceous, and is used as a cement for uniting substances. The name is also given to other adhesive or viscous substances. To join with glue or a viscous substance. To cause to stick or hold fast, as if with glue.