Bonding türkçesi Bonding nedir

  • Bağlama.
  • Yapıştırma.
  • Yapışma.
  • Yapısındaki eksiciklerle öğeciklerarası kimyasal bağı güçlendirme niteliğinde olan.
  • Örmek (duvar).
  • Sahil duvarı.
  • Antrepoya koymak.
  • Topraklama.
  • Tutturma.
  • Atom ya da atom kümelerinin, bağımsız moleküller oluşturmak üzere birbirileriyle bağ yapmaları.
  • Birbirine bağlanma.
  • Bağlayan.
  • Fizik, kimya alanlarında kullanılır.
  • Öğecikler arasında nicem yasalarına göre devinen eksiciklerin, durularına dayalı kimyasal kuvvetler oluşması.
  • Tutturmak.
  • Bağlar.
  • Bağlamak.
  • Yapıştırmak.
  • Birleştirme.
  • Bağlanma.

Bonding ingilizcede ne demek, Bonding nerede nasıl kullanılır?

Bonding agent : Yapıştırıcı. Bağlayıcı madde. Tutturucu madde. Yapıştırıcı madde.

Bonding orbital : İçinde bir ya da iki eksicik olunca, öğeciklerarası kimyasal bağı güçlendiren özdeciksel yörüngeç türü. Bağlar yörüngeç. Bağ orbitali. Fizik, kimya alanlarında kullanılır.

Bonding strength : Yapışma gücü. Bağlama kuvveti.

Metal bonding material : Metal tutturucu gereç. Metal tutturma gereci.

Anti bonding : Çekinlerin aralarındaki yörelere eksicik koyma olasılığını azaltan, içinde eksicik olursa kimyasal bağı güçsüzleştiren nitelik. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Bağönler.

Pair bonding : Eş bağı. Yakın ilişki kurmak (iki hayvan arasında). Yakın ilişki (iki hayvan arasında).

 

Carbondioxide : Karbonun oksidasyonuyla oluşan kokusuz ve renksiz bir gaz. karbondioksit, dokularda oluşur ve akciğerlerden atılır. co2 ve karbonatlar, vücuttaki doku ve sıvılarda nötraliteyi devam ettirmeyi sağlar. Karbondioksit.

Tetrahedral bonding : Özekteki karbon gibi bir öğeciğin, her yüzü eşkenar üçgen olan dört yüzlü bir prizmayı belirleyen dört bağ kurması. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Dörtyüzlü bağlanma.

Antibonding orbital : Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Bağsavar dolanca. İçindeki eksicikle öğeciklerarası kimyasal bağın gücünü azaltıp itiş veren özdecik yörüngeci türü. Bağönler yörüngeç. Bağönler dolanca. Bağönler orbital.

Metal bonding : Metal yapıştırma. Metal tutturma.

İngilizce Bonding Türkçe anlamı, Bonding eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bonding ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bond : Yüklenmelik. Kamu ve özel kesim tarafından değişken veya sabit faizli, kupon ödemeli ya da iskontolu olarak çıkarılan bir yıldan uzun vadeli borç senedi. krş. bono. Yazılı anlaşma ya da söz. Muhabbet. Karşılıklı sevgi. Kimi gümrük işlemlerinde, bir şeyin yapılması ya da yapılmaması için, ilgili kişiden, biçimine uygun olarak gümrükçe alınan belge. Senet. Ancak belirli doğrultu ve uzaklıklarda güçlü olan, özel kimyasal kuvvetlerden kurulu öğeciklerarası bağlam.

Accretions : Yeni maddeler katılması ile büyüme. Arazinin doğal genişlemesi. Arazinin genişlemesi (doğal). Büyüme. İlhak. Katılma. Ek. Katılım. İlave.

 

Aggregation : Bir araya gelme. Hücrelerin yuvarlaklaşması ve üzüm salkımı biçiminde bir araya toplanması. birleştirme, toplayıp yığma, kümelenme, kan pulcuklarının kümelenmesi gibi. Agregasyon. Yığışım. Birikim. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yığın. Sosyete teşkil etmeyen bir türün bireylerinin bir yerde toplanması. Yığışma.

Affiliations : Üyelik. Yakın ilişki. Ekleme. Üye ortaklar. Üyeliğe kabul bağlanma. Katma. Evlat edinme.

Involvements : Sarma. Karıştırılma. Gerek. Dahil olma. Bulaşma. İlgilenim. Bağlılık. İlişki. Dahiliyet.

Affix : Ek. Eklemek. Koymak. Cümle içinde kelimeler arasında geçici anlam ilişkileri kurmak veya yeni bir kelime türetmek üzere kök ve gövdelerin sonuna eklenen ses veya seslerden oluşan öge. dünya dillerinde, ekler, kelimedeki eklenme yerlerine göre ön ek, iç ek ve son ek olmak üzere üç türlüdür. türkçedeki eklerin hepsi de son ek türündedir. ekler görevleri bakımından çekim ekleri ve yapım ekleri olmak üzere ikiye ayrılır. bk. çekim eki, yapım eki. Basmak (mühür). Atmak (imza). Son ek veya ön ek. Basmak (damga). Pul yapıştırmak.

Astricted : Kısıtlamak. Sınırlamak.

Coherency : Tutarlılık. Ahenk. Uyum. Tutarlık. Eş fazlı olma. Bağdaşıklık. İltisak. Uyumluluk.

Ligation : Bağlama veya tutturma eylemi (özellikle kanayan arter). Bağlama, bağlanma. ligatür konulması. Damar bağlama. Ligasyon. Bağ. Bağlayan veya tutturan bir şey.

Retaining : Parayla tutmak. Elinden kaçırmamak. Alıkoyma. Alıkoymak. Alıkoyan. Tutmak. Unutmamak. Destekleme. Kaybetmemek.

Bonding synonyms : male bonding, personal relationship, maternal infant bonding, female bonding, personal relation, commitment, braids, fastenings, adnation, ligaments, tacking, involvement, conjunctives, closed ranks, joining, attaching, aggregations, copulative, attachment, annectant, connection, annectent, assemblage, cementation, attachers, pinning, earthing, assign, ground electrode, accessing, coordinator, cohesions, accretion.