Slanty türkçesi Slanty nedir

  • Meyillenmiş.
  • Eğilmiş.
  • Bir eğimli yüzey üzerine yerleştirilmiş veya konumlandırılmış (gayrı resmi).

Slanty ingilizcede ne demek, Slanty nerede nasıl kullanılır?

Slant eye : Çekik göz.

Slant eyed : Çekik gözlü.

Slant eyes : Çekik gözler.

Slant line : Taksim. Taksim işareti.

Take a slant at : Yan gözle bakmak. Göz ucuyla bakmak.

Line slant : Eğik çizgi. Çizgi eğik.

Slants : Yana eğilmek. Eğilimi olmak. Yatırmak. Çarpıtmak. Eğimli olmak. Eğmek. Meyletmek. Yönelmek. Eğik olmak. Meyilli olmak.

Slant : Yatırmak. Eğik. Sapmak. Çarpıtmak. Yönelmek. Yana eğilmek. Meyletmek. Eğimli olmak. Eğmek.

Slantingly : Bir açıda. Eğimli olarak.

Slanted : Duyguları katarak yapılmış. Yan yatmış. Önyargılı. Peşin hükümlü. Taraflı. Çekik. Eğik. Yana yatmış. Eğimli. Meyilli.

İngilizce Slanty Türkçe anlamı, Slanty eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Slanty ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hood : Kukuleta. Yeraltı dünyasından biri. Başlık. Kukuleta giydirmek. Dedantör. Körüklü örtü. Tepelik. Sorguç. Katlanır araba üstü. Kaporta.

Skewed : Verev. Verevlenmiş. Eğrilmiş. Eğri. Eğik. Asimetrik dağılım. Yamuk. Çarpık.

Autotroph : Kendi-kendine beslenebilen bitki. İnorganik ortamlarda gelişebilen ve karbondioksiti karbon kaynağı olarak kullanabilen. Kendi kendine beslenebilen. Besinini bağımsız olarak sağlayan, inorganik azot, azotlu madde ve karbondioksitten protein ve karbonhidratların sentezini yapabilen canlılar, kendi beslek, ototrof. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Öz-besler. Öz beslenen. Kendi beslek. Özbeslek. Besinini bağımsız olarak sağlayabilen. ototrof.

 

Escape : Kurtulmak. Kaçış. Firar etmek. Aklına gelmemek. Hatırından çıkmak. Sızmak. Paçayı sıyırmak. Aklından çıkmak. Sıvışmak. Sızıntı yapmak.

Manufacturing plant : Üretim tesisi. İmalathane. Fabrika. İmal eden fabrika. İmalatçı fabrika.

Phytoplankton : Sularda pasif olarak yer değiştiren bitkisel organizmalar (diatome, dinoflagellata, phytoflagellata, xanthophyceae gibi). Bitkisel plankton. Bitki plankton. Fitoplankton. Sularda yaşayan ve su hareketleriyle pasif olarak yer değiştiren bitkisel organizmalar.

Packing plant : Paketleme fabrikası. Et işleme tesisi. Paketleme tesisi.

Being : Varlık. Varoluş. Yaratık. Tanrı. Bilinçten bağımsız olarak var olan nesnel dünya ya da özdek. Yaşam. Oluş. Mahluk. İnsan.

Acrogen : Ağaç gövdelerinde yetişen çiçeksiz bitki. (botanik terimi) sadece gövdesinin tek ucundan büyüyen çiçeksiz bitki.

Refinery : Arıtımhane. Kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Arıtma yeri. Arıtımyeri. Dökümhane. Rafineri. Yeryağı ya da bitkisel yağların arıtıldıkları, karmaşık aygıtlar topluluğu; kuruluş. Arıtımevi. Kal ocağı. Kalhane.

Slanty synonyms : plantae, tracheophyte, plant life, houseplant, industrial plant, plant structure, autotrophic organism, autophyte, sewage disposal plant, poisonous plant, monocarpous plant, kingdom plantae, epiphytic plant, holophyte, air plant, plant part, monocarpic plant, pot plant, monocarp, autophytic plant, disposal plant, non flowering plant, myrmecophyte, garden plant, bottling plant, aquatic, embryo, works, mint, factory, plantlet, mill, annual.

 

Slanty zıt anlamlı kelimeler, Slanty kelime anlamı

Scarcity : Azlık. Nadirlik. Sınırsız insan isteklerini karşılayacak kaynakların yetersizliği. Seyreklik. Nedret. Kıtlık. Yetersizlik. Az bulunurluk. Bir oluşumun ortaçlığını yitirerek yayılma ve dağılma göstermesi.

Clergyman : Vaiz. Rahip. Papaz.

Clergy : Ruhban. Rahipler. Ruhban sınıfı. Papazlar. Rahipler sınıfı. Rahip. Rahip sınıfı.