Slide in türkçesi Slide in nedir

Slide in ingilizcede ne demek, Slide in nerede nasıl kullanılır?

Slide : Diyapozitif. Bir telin tınlaması devam ederken tele ikinci kez vurulmaksızın tele basan parmağı klavyeden kaldırmadan tel boyunca değişik perdeler arasında kaydırma yöntemi. Kırık kanadı. Kayılan yer. Kötü yola düşmek. Saç tokası. Kaybolup gitmek. Sessizce geçmek. Yarı ya da tam karartılmış bir odada bir gösterici ile beyaz perdeye ya da duvara yansıtılarak öğretim etkinliklerinde kullanılan saydam resim. Lam.

In : Mevsimi gelmiş. Çok moda olan. İç. İçeri. İçeri doğru yönelen. İçinde. Da. Halinde. Olarak. De.

Slide into : Kapılmak. Bir şeyi belli etmeden (bir yere) koymak. Batmak. Sürüklenmek. Girmek. Saplanmak.

Slide agglutination test : Lam aglütinasyon testi. Lam kümelenme testi. Lam üzerinde partiküler antijenlerle serumdaki antikorların özgül bağlantılar oluşturması sonucu gözle görülebilir kümeler meydana gelmesi ilkesine dayalı olarak yapılan immünolojik tanı yöntemi.

Slide along : Boyunca süzülmek veya kaymak. Karnı üzerinde sürünmek.

Slide back : Geriye kaymak. Geriye kaymak veya çekilmek.

İngilizce Slide in Türkçe anlamı, Slide in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Slide in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Dragged : Taramak. Sürünmek. Söz konusu etmek. Sürümek. Çekmek. Durgunlaşmak. Ağırdan almak. Ağır tempoyla çalınmak. Sürüklemek.

Drive : Uzun vuruş. Bir oyuncunun, topla ilerlerken ya da dururken, savunan tarafın bıraktığı boşluklardan sepete doğru birden dalışı. Belirli bir düzenin belirli bir güçle işletilmesine dayanan araçlarda, bu düzenin devinime geçmesi. Saplamak. Önüne katmak. Dalış. Araba sürmek. Güç sağlamak. Kuşak, teker vb. veri saklama ortamlarının bir okuyucu-yazıcı kafa karşısına sürülmelerini sağlayarak gerekli okuma-yazma işlemlerini gerçekleştiren bilgisayar giriş-çıkış birimlerinin her birinin genel adı. miknatıslı kuşak sürücü, mıknatıslı teker sürücü ya da dört sürücülü teker bellek gibi bağlamlar içerisinde kullanılır. Topu genellikle arka çizgi yakınlarına düşürecek biçimde ve topa gidiş yönünde bir dönme hareketi vererek yapılan vuruş.

Dig into : Yemeğe başlamak. Batırmak. Saplamak. İtmek. Yemeğe girişmek. Delmek.

Injects : Vurmak. İğne yapmak. Zerk etmek. Şırınga etmek. Yerleştirmek. Enjeksiyon yapmak. Katmak. Enjekte etmek.

Foist : Yüklemek. Kazıklamak. Yutturmak. Bir işi birinin başına yıkmak. Mal kaçırmak. Kakalamak. Yamamak.

Foisted : Mal kaçırmak. Bir işi birinin başına yıkmak. Yamamak. Yüklemek. Kazıklamak. Kakalamak. Yutturmak.

Engraft : Dikmek. Yerleştirmek. Aşılamak.

Drives : Kullanmak. Çalıştırmak. Zorlamak. Gütmek. Kovalamak. Hareket ettirmek. Acele etmek. Sürmek. Çakmak.

Shoved : İtişip kakışmak. İtilip kakılmış. Kıpırdamak. İtmek. Tıkıştırmak. İtilip kakılmak. Dürtmek. Tıkmak. İtip kakmak.

Shoves : İtilip kakılmak. Sürmek. Tıkıştırmak. İtişip kakışmak. İtmek. Dürtmek. Kıpırdamak. İtip kakmak. Tıkmak.

Slide in synonyms : embeds, foists, embroils, drags, embed, bundle, engrafting, inject, drag, work into, case, work in, engrafted, engrafts, bites, bite, tuck in.