Dragged türkçesi Dragged nedir

Dragged ile ilgili cümleler

English: He dragged his feet.
Turkish: Ayaklarını sürükledi.

English: I dragged the heavy baggage to the airport.
Turkish: Ağır bagajı havaalanına çektim.

English: Ali dragged himself out of bed.
Turkish: Ali kendini yatağın dışına sürükledi.

English: A wily hunter, Christopher Columbus once donned a red riding hood and went into the forest. Without a doubt, he attracted the Big Bad Wolf, grabbed him, and dragged the screaming wolf back to his ship.
Turkish: Bir kurnaz avcı, Christopher Columbus bir zamanlar kırmızı bir başlık giydi ve ormana gitti. Şüphesiz, o büyük kötü kurdu cezbetti, onu yakaladı, ve bağıran kurdu gemisine geri götürdü.

English: Ali was wondering what it was that dragged her so, towards the end of all sentences and thought: "Come to me, Mary!"
Turkish: Ali tüm cümlelerin sonuna doğru onu bu kadar çekenin ne olduğunu merak ediyordu, ve düşündü: "Bana gel, Mary!"

Dragged ingilizcede ne demek, Dragged nerede nasıl kullanılır?

Dragged on : Sürüncemede kalmış. Sonuçlanmadan uzun süre devam etmiş.

 

Be dragged along : Sürüklenmek.

Being dragged along : Sürüklenme.

Being dragged : Çekilme. Çekilmiş olma. Uzatılma. Sürüklenmiş olma. Sürüklenme. Uzatılmış olma.

Dragger : Çeken kimse veya şey. Küçük trol balıkçı teknesi. Körkütük sarhoş kimse. Çektirme. Çekiştiren. Küçük motor trol gemisi. Motorlu küçük trol teknesi.

Draggletail : Pasaklı kadın. Etekleri çamurlu kadın.

Draggiest : Ağır bir şekilde. Durgun bir şekilde. En sıkıcı olanı. Ağırca. Yavaşça. Sıkıcı bir şekilde.

Draggier : Ağır bir şekilde. Yavaşça. Daha sıkıcı olanı. Sıkıcı bir şekilde. Durgun bir şekilde. Ağırca.

Draggle : Bulaştırmak. Bulaşmak. Sürükleyerek çamurlamak. Kirletmek. Kirlenmek. Islanmak. Yerde sürüyerek kirletmek. Ağır ağır takip etmek.

Draggletailed : Ahlaksız. Pasaklı. Dağınık.

İngilizce Dragged Türkçe anlamı, Dragged eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dragged ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Blur : Net görülmesini zorlaştırmak. Lekelemek. Bulandırmak. Flu yapmak. Bulanıklaşmak. Karaltı. Hayal meyal. Bulanıklık. Lekelenmek.

Mention : Söylemek. Söz etmek. Anma. Söyleme. İma. Adını anma. İleri sürme. Mansiyon. Bahsetmek. Anmak.

Bite : Yemek. Acımak. Aşındırmak. Isırmak. Zokayı yutmak. Yakmak. Dişlemek. Kavramak. Oltaya gelmek.

Allures : Albeni. Baştan çıkarmak. Aklını başından almak (argo terim). Aklını başından almak. Cezbetmek. Ayartmak. Aklını çelmek. Büyülemek. Çekme. Çekici.

Toughened : Tavlanmış demir. Sert ve çetin ceviz yapılan. Temperlenmiş. Toklaştırılmış. Sertleştirilen. Sertleştirilmiş. Fiziksel olarak sertleştirilen. Takoz. Matkap. Güçlendirilmiş.

 

Crawled : Kaynıyor olmak. Dalkavukluk etmek. (böcekle) dolu olmak. Böcek istila etmek. Yağ çekmek. Emeklemek. Yağ yapmak. Dolu olmak. Yavaş ilerlemek.

Engrafts : Aşılamak. Yerleştirmek. Dikmek.

Carry : Elde etmek. Desteğini kazanmak. Nakletmek. Elde. Sağlamak. İçermek. Götürmek. Taşımak.

Blow away : Yenilgiye uğratmak. Üstün gelmek. Birini saşırtmak. Üstesinden gelmek. Öldürmek. Kuvvetle soluk vermek. Uçurmak. Tarumar etmek. Birisini etkilemek.

Attract : Cezbetmek. Cazip gelmek. Çekmek (çekici olma vb). Kendine çekmek. Mıknatısın demir tozlarını çekmesi. Celp etmek.

Dragged synonyms : carry away, grovels, filibuster, bespreading, mentions, besmearing, calm down, crisscrosses, languishes, drifts, drift, languish, dredge, lingered, groveled, case, attracts, filibusters, dig into, deferring, eaten away, tough, bedabble, procrastinate, engraft, procrastinated, engrafted, calmed down, embeds, bespreads, filibustered, absorb, linger.

Dragged zıt anlamlı kelimeler, Dragged kelime anlamı

Tender : Tediye mektubu. Dokununca acıyan. Teklif. Ödemek üzere para vermek. Bakan kimse. Şefkatli. Etmek. Bakıcı. Öneri. Sunmak.

Weakness : Hasta oluş. Kuvvetsizlik. Zayıflık. Güçsüzlük. Cansızlık. Zayıf taraf. Dayanıksızlık. Halsizlik. İnginlik. Sönüklük.

Weak : Yavan. Hafif. Yetersiz. Hastalıklı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Cansız. Halsiz. Silik. Takatsiz. Sertliği az olan, karanlık bölümleriyle aydınlık bölümleri arasında kesin ayırım bulunmayan (görüntü).

Dragged antonyms : delicate, frail, new.