Slope türkçesi Slope nedir

  • Matematiksel bir eğrinin, belirli bir noktasındaki türevinin değeri.
  • Matematiksel bir eğrinin belirli bir noktasındaki birinci türevinin değeri.
  • Eğimlenmek.
  • Aklan.
  • Eğri koymak.
  • Meyil.
  • Bir yörenin denize doğru alçalan eğimli yüzeylerinden her biri.
  • Eğimli yer.
  • Coğrafya, fizik, kimya, madencilik alanlarında kullanılır.
  • Şev.
  • Bayır.
  • Eğimli olmak.
  • Eğim.
  • Şevlenmek.
  • Yamaç.
  • Şevlendirmek.
  • Yokuş.
  • Meyletmek.

Slope ile ilgili cümleler

English: Ali was able to ski down the slope in three minutes.
Turkish: Ali üç dakika içinde yamaçtan aşağı kayabildi.

English: It is very important to decide what to do about the slope of the roof.
Turkish: Bu çatı eğimi hakkında ne yapacağına karar vermek çok önemlidir.

English: Sage Kotsenburg won the first gold medal for the United States in the men's snowboard slopestyle.
Turkish: Sage Kotsenburg kar kaykayı yamaç sitilinde Amerika Birleşik Devletleri için ilk altın madalyasını kazandı.

English: He stared at the steep slope.
Turkish: O, dik yamaca bakakaldı.

English: He was able to ski down the slope.
Turkish: Yamaçtan aşağıya kayabildi.

Slope ingilizcede ne demek, Slope nerede nasıl kullanılır?

Slope angle : Eğim açısı. Yamaç açısı. Şev açısı.

Slope arms : Silahı omuzuna yerleştirmek. Silahı omuza asmak.

 

Slope around : Aylak aylak dolaşmak. Boşta gezmek.

Slope down : Aşağı doğru meyletmek. İnmek. Aşağıya doğru meyletmek.

Slope of a curve : Eğrinin eğimi.

On the slope : Eğik. Meyilli.

Abrupt slope : Ani eğim.

Natural slope : Doğal eğim. Tabii şev.

Continental slope : Karasal yamaç. Derin etek. Kıta düzlüğünün, okyanus derinliğine doğru eğimli yamacı. Kara sahanlığını derin deniz diplerine bağlayan dik eğimli kıyı. Kıtasal yamaç. Coğrafya, madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır.

Angle of slope : Şev açısı. Etek açısı. Yamaç açısı. Bayır açısı.

İngilizce Slope Türkçe anlamı, Slope eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Slope ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Buckle : Toka ile tutturmak. İliştirmek. Çökmeye başlamak. Kopça. Eğilmek. Yenilgiyi kabul etmek. Eğmek. Toka. Çıkıntı. Bükülmek.

Leaned : Eğilim göstermek. Yaslanmak. Dayanmak. Yaslamak. Eğik. Eğilmiş. Eğilmek. Meyilli olmak.

Benting : Bükülmüş. Çok istemek. Çimenlik. Azmetmek. Yetenek. Bükük. Kır. Eğilim.

Aptness : Yetenek. Yerindelik. Yatkınlık. Kabiliyet. Münasiplik. Zekilik. Uygunluk. Çabuk kavrama.

Bents : Çimenlik. Yetenek. İstek. Bükük. Çok istemek. Yatkınlık. Kır. Çimen. Eğilim.

Affection : Duygusal yakınlık. Düşkünlük. Duygulanım. Etkileme. Şefkat. Yakınlık. Anlık süreçlerinin dışında kalan ve insanın toplumsal kümesi içindeki davranışı üzerinde istençli denetimini ortadan kaldıran kısa süreli duygusal tepkiler (kızgınlık, korku vb.) gösterme durumu. Sevgi.

Pitching : Baş-kıç hareketi. Yerleştirmek. Sokaklarda satmak. Sallantı. Sunmak (mal). Toslama. Fırlatma. Boylamasına kayma. Baş kıç vurma. Blokaj.

 

Bevelled : Konik. Pahlanmış. Eğimli. Eğri. Pahlı. Şevli.

Lamping : Işıltılı. Parlak.

Coast : Kıyı boyu limanlar arasında ticaret yapmak. Kızakla yokuştan kayma. Yanaşmak. Karanın deniz boyunca uzanan bölümü. Yokuş aşağı inmek. Kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasındaki alan. Yokuş aşağı salıvermek. Sahil boyunca gitmek. Kızakla kayılabilecek yokuş. Yokuş aşağı kaymak veya inmek (kayak veya bisikletle).

Slope synonyms : canyonside, spatial relation, downslope, precipitousness, bevels, declivity, leant, bent, bezel, escarps, gentleness, beveled, declension, leans, canting, descents, scarping, acclivitousness, sidehill, shelved, rake, trend, grade, obliques, upgrade, aptitudes, oblique, braes, hillside, brae, obliqued, shelves, fondness.

Slope zıt anlamlı kelimeler, Slope kelime anlamı

Ascent : Yükseliş. Harfin üst çıkıntısı. Bayır. Sporda verilen herhangi bir işaretle yarışa başlama. İlerleme. Gitme. Tırmanma. Bir yer veya mekandan çıkmak için kullanılan yer. Yukarı doğru giden yol. Rampa.

Descent : Düşme. Bayır. Çöküş. Alçalma. Yokuş. Madene inme. Baskın. Üşüşme. Köken. İnme.

Gradualness : Yavaş yavaş gerçekleşme durumu. Aşamalı olma. Kademelilik. Aşamalı olarak gerçekleşme durumu.

Slope antonyms : natural depression, abruptness.

Slope ingilizce tanımı, definition of Slope

Slope kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, the Pacific slope. The part of a continent descending toward, and draining to, a particular ocean. Also, sometimes, an inclination, as of one line or surface to another. To form with a slope. In a sloping manner. To incline. To slant. A line or direction including from a horizontal line or direction. As, to slope the ground in a garden. To give an oblique or slanting direction to. Sloping. To be at an angle with the plane of the horizon. An oblique direction. To slope a piece of cloth in cutting a garment. To take an oblique direction. As, the ground slopes. To incline. To direct obliquely.