Smearer türkçesi Smearer nedir

  • Kötüleyen kimse.
  • Süren sıvayan kimse.
  • Lekeleyen kimse.
  • Bulaştıran kimse.
  • Kirleten kişi.
  • İftiracı.

Smearer ingilizcede ne demek, Smearer nerede nasıl kullanılır?

Smearers : İftiracı. Süren sıvayan kimse. Bulaştıran kimse. Lekeleyen kimse. Kirleten kişi. Kötüleyen kimse.

Smeared : Bozguna uğratılmış (argo terim). İftiraya uğramış. Sürülmüş. Sıvanmış. Yenilmiş. Çamur atılmış. Bozguna uğratılmış. Lekelenmiş. Bulaşmış. İftira atılmış.

Be smeared : Bulaşmak.

Make smeared : Lekelemek.

Besmeared : Kirletmek. Bulaştırmak. Bulamak. Pisletmek. Karalamak.

Blood smear : Akyuvar formülü için hazırlan bir kan preparat, froti. lam ve lamel iyice temizlenerek üzerine kan yayılacak olan lam, sol elin baş ve işaret parmakları arasında tutularak üst yüzü aşağı gelecek biçimde el bilekten döndürülür, ufak bir damla kan lamın 1 cm uzaklıkta ve orta noktasına alınır, sağ elin baş ve işaret parmakları arasında tutulan lamel, üzerine kan yayılacak lamla 45° lik açı yapacak biçimde kan damlasının biraz önüne konarak hafifçe geriye çekilir ve damlaya değdirilir, sonra lamel ileri doğru sürülerek kanın homojen ve ince olarak yayılması sağlanır. Kan lekesi. Kan frotisi. Kan yayması. Yayma kan.

Cytologic smear : Sitolojik yayma.

 

Smear campaign : Karalama kampanyası.

Buccal smear : Yanak lekesi.

Smear sheet : Dedikodu gazetesi.

İngilizce Smearer Türkçe anlamı, Smearer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Smearer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Traducer : İftira atan. Kara çalan kimse. Hakaret eden. Suç atan. İftira eden kimse. Çamur atan kimse.

Stutterer : Kekeme.

Storyteller : Öykü anlatan kimse. Hikayeci. Anlatımcı. Öykücü. Palavracı. Martavalcı. Yalancı. Masalcı. Hikaye anlatıcısı. Hikaye anlatıcı.

Whisperer : Sır tutmaz. Fısıldayan kimse. Dedikoducu kimse. Dedikoducu. Sır tutmayan. Sırları ifşa eden kimse.

Conversationalist : Güzel konuşan kimse. Hoşsohbet biri. İyi konuşan kimse. Konuşmacı. Hoşsohbet kimse.

Minimum : En düşük derece. En az. Enküçük. Bir değişkenin alabileceği en düşük değer, enk. Belen. En düşük. Asgari. Bir işlevin yakınlarında bulunan noktalara bakınca en düşük değerini aldığı nokta; işlevin beleninde türevi sıfır değer alır. En küçük. Kısa.

Orator : Nutuk çeken kimse. Başvuru sahibi. Dilekçi. Davacı. Şikayetçi. Konuşmacı. Hatip. Dilekçe sahibi. Güzel konuşan kimse.

Native speaker : Doğal konuşucu. Bir dili konuşarak büyümüş olan kimse. Ana dilini konuşan kişi. Anadil konuşuru. Anadili konuşmacısı.

Murmurer : Söylenen kimse. Fısıldayan kimse. Homurdanan kimse. Şikayetçi kimse. Mırıldanan kimse.

Back biter : Dedikoducu.

Smearer synonyms : phoner, mutterer, talking head, alliterator, motormouth, mentioner, vociferator, verbalizer, voicer, verbaliser, caller up, mumbler, public speaker, schmoozer, spare, speechmaker, questioner, lisper, ejaculator, smearers, defamer, rhetorician, minimal, scrimpy, prater, measly, informant, chatterbox, calumniators, enquirer, utterer, belittler, libeler.

 

Smearer zıt anlamlı kelimeler, Smearer kelime anlamı

Maximal : Azami. En fazla. Bir değişkenin alabileceği en yüksek değer, enb. Büyükçe. Enbüyük. Maksimal. En büyük.

Ample : Bol bol yetecek kadar. Geniş. Çok. Kafi. Etraflı. Yeterli. İri. Büyük. Heybetli. Bol.

Sufficient : Kafi derecede. Yeteri kadar. Yeterli kalite. Yeterli. Nitelikli. Kafi. Yeter. Elverişli. Uygun.

Smearer antonyms : inadequacy, maximum, insufficiency, abundant.