Orator türkçesi Orator nedir
- Nutuk çeken kimse.
- Konuşmacı.
- Güzel konuşan kimse.
- Şikayetçi.
- Davacı.
- Dilekçi.
- Dilekçe sahibi.
- Başvuru sahibi.
- Hatip.
Orator ile ilgili cümleler
English: Broken test tubes, cracked beakers - the work of careless students in the laboratory.
Turkish: Kırık test tüpleri, kırık deney şişeleri - Laboratuvarda dikkatsiz öğrencilerin çalışması.
English: Are they collaborators?
Turkish: Onlar birlikte çalışan mı?
English: Ali broke into a research laboratory.
Turkish: Ali zorla bir araştırma laboratuvarında girdi.
English: Do you have a perforator?
Turkish: Bir kağıt delicin var mı?
English: Ali is a collaborator.
Turkish: Ali bir işbirlikçi.
Orator ingilizcede ne demek, Orator nerede nasıl kullanılır?
Soapbox orator : Sokak konuşmacısı.
Oratorian : (roma katolik klisesi) bir hitabete ait (dini topluluklarda yaşamış laik rahip grubu).
Oratorical : Nutuksal. İnandırıcı ve etkileyici konuşan. Hatiplik. Hatiplere özgü. Hatipliğe ait.
Oratorical accent : Bir nutku, bir tartışmayı etkili kılan konuşma vurgusu. Ayta vurgusu.
Oratorically : Hatipliğe özgü bir şekilde. Hatipliğe ait olarak. İnandırıcı ve etkili bir şekilde. Söz bilime ait olarak.
Orators : Nutuk çeken kimse. Başvuru sahibi. Güzel konuşan kimse. Hatip. Davacı. Dilekçe sahibi. Konuşmacı. Şikayetçi. Dilekçi.
Ameliorator : Yenilikçi. Yenileyici. Düzelten kimse.
Oratorize : Nutuk çekmek. Konuşma yapmak.
Oratory : Küçük tapınak. Söz söyleme sanatı. Hitabet. Hatiplik. Güzel ve etkili konuşma. Güzel konuşma sanatı. Dil uzluğu. Retorik. Belagat.
Analytical laboratory : Tahlil laboratuvarı.
İngilizce Orator Türkçe anlamı, Orator eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Orator ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Discussants : Bir tartışmaya katılan kimse. Katılımcı.
Debaters : Tartışmacı.
Panegyrist : Kaside yazarı. Methiyeci. Övgü yazarı.
Spellbinder : Etkileyici roman. Büyüleyen konuşmacı.
Carpings : Eften püften. Kusur bulma. Herşeyde kusur arayan.
Applicant : Müracaat sahibi. Aday. Başvuran kişi. Başvuran kimse. Müracaat eden. Başvuran. İstekli. Başvurucu. Namzet.
Conversationalists : Hoşsohbet biri. Hoşsohbet kimse.
Complainer : Sızlanan. Hoşnutsuz. Şikayet eden kimse.
Discourser : Konferansçı. Anlatıcı.
Speechifier : Kafa şişiren kimse. Nutuk çeken kişi.
Orator synonyms : verbaliser, public speaker, verbalizer, grumblings, discoursers, preachers, prolocutor, speaker, asserting, supplicants, claimants, eulogist, discussant, elocution, kickers, grumbling, impleader, libellant, debater, suitor, libeler, deipnosophist, litigant, supplicant, appliers, lecturers, petitioner, collocutor, predicator, haranguer, lecturer, applier, suitors.
Orator ingilizce tanımı, definition of Orator
Orator kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Especially, one distinguished for his skill and power as a public speaker. One who is eloquent. A public speaker. One who delivers an oration.

Bu kısımda Orator kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Orator ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Orator anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Orator ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.