Smitten türkçesi Smitten nedir

Smitten ile ilgili cümleler

English: Gao Dao is usually really suave, but he seems completely smitten in front of his girlfriend.
Turkish: Gao Dao genellikle gerçekten tatlı ama o, kız arkadaşının önünde tamamen abayı yakmış görünüyor.

Smitten ingilizcede ne demek, Smitten nerede nasıl kullanılır?

Smitten with : Yakalanmış. Vurgun yemiş. Vurulmuş. Tutulmuş.

Smitten with the plague : Vabaya yakalanmış. Vebalı.

Be smitten with : Birdenbire vurulmak (birisine). Abayı yakmak. Tutulmak. Yakalanmak. Birdenbire (bir hisse) kapılmak. Çok hoşlanmak (güzel bir şeyden). Kapılıvermek (güzel bir şeye).

Being smitten : -a aşık olma. Vurulmuş olma. İle kuşatılma (bir hastalık vs). Çarpılmış olma (sert bir darbe tarafından). -ile aşk içinde olma. İle vurulma. İle sarılma.

Transmittence : Geçirgenlik. Saydam cisimlerin ışığı geçirme derecesi; gökcisimlerinin havayuvarları için söz konusudur.

Emergency locator transmitter : Acil durum yer belirten verici. Kerterizli verici.

Be transmitted by : Bulaşmak.

Broadcasting transmitter : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Radyo yinelenimlerindeki elektromıknatıs ışınımı yaymakta kullanılan donatım; radyo vericisi. eşeksenli kablo, telsiz bağlantısı ya da alıcı dalgalık yardımıyla elektrik gerilimi biçiminde resim ve ses imlerini alan, genlik ya da yinelenim değiştirimine uğramış bir taşıyıcı dalga üreten ve bu yolda işlenmiş olan televizyon imlerini verici dalgalıkla yayan donatım; televizyon vericisi. bir televizyon vericisinde ses imini gönderen bölüm; ses vericisi. bir televizyon vericisinde resim imini gönderen bölüm; resim vericisi. Verici.

 

Be transmitted : İletilmek. Geçmek.

Beam transmitter : Işın yayıcı. Işın yayıcısı.

İngilizce Smitten Türkçe anlamı, Smitten eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Smitten ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

In a dither : Gergin. Kafası karışık.

Constrained : Yapmacık. Zorlanmış. Zoraki. Zorlamalı. Alışılmadık. Doğal olmayan davranış. Sıkıntılı.

Austere : Özdenetimli. Yalın. Güç. Çetin zor. Sade. Süssüz. Katı. Ciddi.

Moved : Mütehassis. Taşındı. Hareket ettirilmiş.

Hauls : Yön değiştirmek. (rüzgar) dönmek. Ağ ile balık tutmak. Çekmek. Sürüklemek. Taşımak.

Depth intoxication : Çok derinlere hızlıca dalan dalgıçları etkileyen durum. Derinlik sarhoşluğu.

Hook on : Kancayı takmak. Bağlamak. Aşık olmuş.

Potty : Eskiden yatağın yanına konulan portatif tuvalet. Çocuk dilinde lazımlık. Oturak. Çatlak. Çocuk dilinde klozet. Lazımlık. Solak. Basit. Ahmak. Deli.

Consumed : Tamamen tükenmiş. Tamamen harcanmış. Yok edilmiş. Meşgul. Yenmiş. Dalgın. Dalmış. Tüketilmiş. Harcanmış.

Harried : Rahatsız etmek. İşkence görmüş. Yorgun. Bezgin. Rahatsız edilerek sinirlendirilmiş. Canı sıkkın. Kızgın.

 

Smitten synonyms : soft on, taken with, lovestruck, dotty, pickups, snatched, haul, craziest, ailing, engaged, aficionado, restrained, detained, beaux, pickup, in love, in the rough, amorists, cam, bad, obsessed, biased, smote, killing, pelfs, pelf, admirer, inhibited, smitten with, crazier, influenced, comfortless, afflicted with.

Smitten zıt anlamlı kelimeler, Smitten kelime anlamı

Unaffected : Yapmacıksız. İçten. Etkilenmemiş. Tabii. Etkisiz. Değişmemiş. Bozulmamış. Doğal.

Unloving : Sevmeyen. Şefkatsiz. Sevgisiz.