So called türkçesi So called nedir

So called ile ilgili cümleler

English: Japan is also called "Nihon" in Japanese.
Turkish: Japoncada Japonya'ya "Nihon" da denir.

English: The Andromeda Galaxy, also called M31, is bright enough to be seen by the naked eye on dark, moonless nights.
Turkish: M31 de denilen Andromeda Galaxy karanlık, aysız gecelerde görülmek için yeterince parlaktır.

English: Ping pong is also called table tennis.
Turkish: Pin pona aynı zamanda masa tenisi de denir.

So called ingilizcede ne demek, So called nerede nasıl kullanılır?

So : Öyle. Sol notası. Kafi. Bu yüzden. Standart damga takımının çizisel damgaları yerine, üzerinde uzlaşma sağlanmış başka bir damga takımına geçiş için kullanılan bir düğüm genişletme damgası. Demek ki. Bu kadar. Yeter. Öyle mi.

Called : Çağrılmış. Diye. İsimlendirilen. Adlandırılan. Adlanan. Adlandırılmış. Namında. Ödenmesi istenmiş. Denilen. Adındaki.

So amazed to : Çok şaşırmak.

So and so : Falan. Vesaire. Keza. Filan adam veya şey. Keza falan. Filan. Filan filan adam veya şey. Nitekim.

So as : Kadar. -an şekilde. İçin. Amacıyla. Kadar gibi suretle. Ki. Veçhile için ki. Gibi. Gibi suretle. -sın diye.

So as to : Ecek şekilde. Amacıyla. Üzere. -cek biçimde. -ecek bir şekilde. -mek için. -mek amacıyla. Diye. İçin.

 

So be it : Hadi öyle olsun. Hadi bakalım. Peki öyle olsun. (o halde) öyle olsun. Olsun. Olursa olsun. Öyle olsun. Neyse.

İngilizce So called Türkçe anlamı, So called eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak So called ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Of sorts : Sıradan. Böyle. Güya. Hesapta. Her hangi neviden. Aşağı veya sıradan. Bir çeşit.

Nominally : İsmen. Nominal olarak. Önemsizce.

If : Şart. Takdirde. Bir televizyon almacındaki bulucuya uyabilmesi için bir yayının çevrildiği yinelenim. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ara yinelenim. Acaba. İse. Belirsizlik. -mı. -sa bile.

Nominal : İtibari. Saymaca. İsim türünden veya isme ait olan. Yazılı. Göstermelik. Çok düşük (fiyat veya rakam vb). Önemsiz (fark veya derece vb). Sembolik. Önemsiz.

Pseudo : Kalp. Takma. Sahte. Uydurma. Görünüşte. Yapma. Düzme. Yalancı. Psödo.

Of a sort : Böyle. Sıradan. Sözüm ona. Aynı türden. Hesapta.

Professed : İtiraf edilmiş. İddia edilen. İnançlı. Açık olan. Açıkça söylenmiş. Açıklanmış.

Assumedly : Teorik olarak. Varsayımlı olarak. Varsayılmış olarak. Tahminen.

Alleged : İddia edilen. Öne sürülen. İddia edilmiş. Sözüm ona.

Would be : Taslağı. Bozuntusu olan. Görünüşteki.

So called synonyms : allegedly, supposed, self styled, self style, supposedly, as if, in name, ostensible, purported, assumed, professedly, fictive.