Soap türkçesi Soap nedir

  • Yağ çekmek.
  • Karbon sayısı 6’dan fazla olan yağ asitlerinin metallerle yaptığı tuzlar.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Tv veya radyo melodram dizisi.
  • [#sabun Sabunlamak].
  • Açmalık.
  • Sabun ile ovmak.
  • Sabun.

Soap ile ilgili cümleler

English: A little soap and water never killed anybody.
Turkish: Biraz sabun ve su asla hiç kimseyi öldürmedi.

English: I'm addicted to soap operas.
Turkish: Pembe dizi bağımlısıyım.

English: He blew soap bubbles.
Turkish: O, sabun kabarcıklarını üfledi.

English: Ali bought three bars of soap yesterday.
Turkish: Ali dün üç kalıp sabun aldı.

English: I got soap in my eyes.
Turkish: Gözüme sabun kaçtı.

Soap ingilizcede ne demek, Soap nerede nasıl kullanılır?

Soap bar : Sabun kalıbı. Kalıp sabun.

Soap bath : Sabun banyosu.

Soap bubble : Sabun balonu. Boş laflar. Sabun baloncuğu. Sabun köpüğü. Sadece lafta.

Soap buble : Sabun köpüğü.

Soap dish : Sabunluk. Sabun tası.

Soap powder : Toz sabun. Sabun tozu.

Soap flakes : Küçük sabun parçacıkları. Deterjan tanecikleri.

Soap factory : Sabun fabrikası.

Soap suds : Sabun köpüğü.

Bar of soap : Kalıp sabun. Sabun kalıbı. Sabun külçesi. Sabun parçası (su ile kullanılarak temizlik için köpük elde edilen madde).

İngilizce Soap Türkçe anlamı, Soap eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Soap ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abattoir : Hayvanların etleri için kesildikleri yerler, hlk. ekdi. Salhane. Mezbaha. Kesimevi.

Soap flakes : Deterjan tanecikleri. Küçük sabun parçacıkları.

Goop : Yapışkan (kişi). Kaba saba. Bayağı. Ateşleme maddesi. Hödük. Kaba. Yapıştırıcı madde. Yapışkan madde. Yapışkan ve sulu madde. Görgüsüz kimse.

Cleaner : Temizlik işçisi. Kuru temizleyici. Temizlikçi. Silgi. Temizleyici. Temizlik elemanı. Temizlik ürünü. Müstahdem. Temizleyici madde.

Crawls : Sürünmek. Yağ yapmak. Böcek istila etmek. Dolu olmak. Karıncalanmak. Yavaş ilerlemek. Emeklemek. Krol yüzmek. Kaynıyor olmak.

Blarney : Dil dökme. Yağcılık. Pohpohlama. Yaltaklanma. Yağ çekme. Piyaz. Yağ. Dalkavukluk. Övme.

Lathered : Dövmek. Köpürtülmüş. Köpürmek. Ter içinde kalmak (at). Köpürtmek. Sabunlanmış. Dayak atmak.

Blarneys : Yağ. Yağcılık. Yağ çekme. Dil dökme. Piyaz. Övme. Yaltaklanmak. Dalkavukluk. Yaltaklanma.

Soft soap : Yağcılık yapma. Arap sabunu. Pohpohlama. Arapsabunu.

Max : Bir erkek ismi. En fazla. En büyük. Bir değişkenin alabileceği en yüksek değer, enb. Maksimum. En çok. Kuzey dakota eyaletinde şehir. En_büyük. Mak. Ençok.

Soap synonyms : easy lay, grievous bodily harm, gamma hydroxybutyrate, ghb, leather soap, liquid ecstasy, liquid soap, georgia home boy, bar soap, saddle soap, green soap, crawled, abaxial, abdominal palpation, sope, abdominal pain, blarneying, a c deformity, butter up, washing powder, blandishes, abdominal ovariectomy, blandish, blandishing, fawn on, abamectin, lather, a dna, cleanser, blarneyed, crawl, face soap, bath soap.

 

Soap zıt anlamlı kelimeler, Soap kelime anlamı

Disparage : Adamdan saymamak. Hor görmek. Küçük görmek. Aşağı görmek. Batırmak. Kötümsemek. Küçük düşürmek. Kötülemek. Küçümsemek. Aleyhinde konuşmak.

Soap ingilizce tanımı, definition of Soap

Soap kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To rub or wash over with soap. A substance which dissolves in water, thus forming a lather, and is used as a cleansing agent. Soap is produced by combining fats or oils with alkalies or alkaline earths, usually by boiling, and consists of salts of sodium, potassium, etc., with the fatty acids (oleic, stearic, palmitic, etc.).