Social türkçesi Social nedir

  • Parti.
  • Sosyal.
  • Başka insanlarla beraber olmayı seven (kimse).
  • Toplu halde yaşayan.
  • Kilise üyelerinin resmi olmayan toplantısı.
  • Eğitim alanında kullanılır.
  • Arkadaş canlısı.
  • Organizmaların kümeler içinde etkileşimine ilişkin olan. toplum ya da topluluklarla ilgili, onlara ilişkin. bireyin başkalarıyla olumlu ilişkiler kurabilme yeteneğini denediği gelişme evresiyle ya da bu evredeki etkinliklerle ilgili bulunan.
  • Eğlence.
  • Sokulgan.
  • Girgin.
  • Toplum içinde yaşayan.
  • Toplumsal.
  • Toplumcul.
  • Toplantı.
  • Kendi türünden başka hayvanlarla beraber olmayı seven (hayvan).

Social ile ilgili cümleler

English: Ali posted a lewd photo of himself on social media.
Turkish: Ali sosyal medyaya kendinin müstehcen bir fotoğrafını gönderdi.

English: A socialite is a person who is well known in fashionable society and is fond of social activities and entertainment.
Turkish: Bir sosyete moda toplumda iyi tanınan ve sosyal faaliyetlere ve eğlenceye düşkün bir kişidir.

English: All natural languages are equally complex--but in different ways. The grammar of Malay is simple, but choices among many superficially equivalent words are dictated by the social status of speaker and hearer.
Turkish: Bütün doğal diller eşit derecede -fakat farklı şekillerde- karmaşıktır. Malayca dilbilgisi basittir, fakat görünüşte birbirine eşdeğer birçok kelime arasında kişinin tercihi, konuşmacının ve dinleyicinin sosyal statüsünden etkilenir.

 

English: Ali is a social worker.
Turkish: Ali sosyal bir işçidir.

English: Ants, termites and bees are social animals.
Turkish: Karıncalar, beyaz karıncalar ve arılar sosyal hayvanlardır.

Social ingilizcede ne demek, Social nerede nasıl kullanılır?

Social ability : Bir toplumun eğitim düzeyi ile özellikle niteliksel özelliklere sahip siyasi, ticari, sinai ve mali kurumlarından oluşan teknik yeterliliği olarak abramovitz tarafından tanımlanan kavram. Sosyal yetenek.

Social abnormality : Bir bireyin, bir toplumsal kümenin davranışlarında, toplumsal çevresi ile ilişkilerinde ya da toplumun yapısında, işlevlerinde, toplumsal olarak yaptırıma bağlanmış olan düzgülere uymayan niteliklerin bulunması. Toplumsal düzgüsüzlük.

Social accounting : Bk. sosyal hesaplar bir firma etkinliklerinin toplum üzerindeki etkisinin değerlendirildiği bir muhasebe yöntemi. Sosyal hesaplar. Sosyal muhasebe.

Social accounting matrix : Ekonominin farklı kesimleri arasında belirli bir dönemde milli gelir ve harcama hesapları işlemlerinin girdi-çıktı akım tablosu biçimdeki gösterimi. Sosyal hesaplar matrisi.

Social accounting system : Sosyal hesaplara dayalı sistem. Sosyal hesaplar sistemi.

Social aid : Yaşam düzeyinin geliştirilmesi amacıyla kendisine yapılan ücret ödemesiyle bir ilişkisi ve bir iş karşılığı olmaksızın işçiye yapılan paralı ya da özdeksel yardım. Toplumsal yardım. Sosyal yardım. Sosyal yardımlaşma.

Social age : Toplumsal yaş. Kişilerin toplumsal-ekonomik çevreleri içinde elde ettikleri ya da onlara tanınan işpayları.

 

Social accounts matrix : Sosyal hesaplar matrisi. Ekonominin farklı kesimleri arasında belirli bir dönemde milli gelir ve harcama hesapları işlemlerinin girdi-çıktı akım tablosu biçimdeki gösterimi.

Social adjustment : Bireyin, sürekli olarak değişen koşullar içinde ve toplumsal çevrenin baskısı altında, durumunu korumak ya da geliştirmek amacıyla yaptığı girişimlerin tümü. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Toplumsal uyma. Toplumsal uyum. Bireyler, toplumsal kümeler, ekin öğeleri ve ekinlerin kendi içlerinde ya da birbirleriyle ilişkilerinde karşılıklı uyma ve erinç sağlamaya yönelik süreçler.

Social activities : Sosyal etkinlikler. Sosyal aktiviteler.

İngilizce Social Türkçe anlamı, Social eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Social ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Amusements : Zevk. Komiklik. Gülünçlük. Gönül eğlence. Oyalanma. Temaşa. Eğlenme.

Bashers : Büyük vuruş. Ezici patlama (argo terim). Ezici patlama. Festival. Cümbüş. Büyük darbe.

Congregations : Senato toplantısı. Topluluk. Toplama. Toplanma. Dinsel örgüt. Cemaat.

Ethnic : Etnik. Budunsal. Irksal. Etnik grup üyesi.

Affable : Dostça ve sokulgan. İçten. Hatırşinas. Cana yakın. Nazik. Tatlı. Rahat. Dost canlısı. Hoş.

Achievement tests : Başarı testi. Bir öğrencinin ya da bir öğrenci topluluğunun belli bir konuda, genellikle belirli bir öğretim sonunda elde ettiği bilgi, beceri ve anlayışı ölçen testler. Başarı testleri.

Shipment : Gönderme. Tahmil. Sevkiyat. Yükleme. Yük. Taşıma. Yollama bir nakliyat aracıyla). Gönderilen sipariş. Kargo. Deniz nakliyatı.

Abnormal child : Bedensel, zihinsel ya da toplumsal özellikler bakımından olağandışı ayrılıklar gösteren çocuk. Olağandışı çocuk.

Civilized : Medeni. Hoş. Uygar. Uygarlık düzeyine ulaşmış olan. bk. uygarlık, uygar toplum, krş. ilkel toplum. Düzeyli. Nazik. Seviyeli. İnce. Medenileşmiş.

Conferences : Lig. Konferanslar. Birlik. Kongre. Konferans. Görüşme.

Social synonyms : multiethnic, multi ethnic, company, cakes and ale, blowout, concourses, congregation, amiable, friendlies, basher, go ahead, chummier, socio, binges, clubbable, societal, communal, ethnical, sociality, genial, achievement age, clubby, bashed, folksy, clubable, academic intelligence, chummy, accustoming, sociable, chummiest, abstract intelligence, jovial, assemblages.

Social zıt anlamlı kelimeler, Social kelime anlamı

Unsociable : Yalnızlığı seven. Çekingen. Girgin olmayan. Konuşmaktan hoşlanmayan. Sokulgan olmayan. Kapanık. İnsanlardan uzak duran. Merdümgiriz.

Unfriendly : Nahoş. Soğuk. Frigo. Düşmanca. Samimiyetsiz. Hasmane. Dostça olmayan. Sokulgan olmayan.

Unsocial : Girgin olmayan. Toplumsal ilişkileri engelleyen. Topluma karşı. Sokulgan olmayan. Merdümgiriz. Çekingen. Asosyal. Sosyal olmayan. İnsanlardan uzak duran.

Social antonyms : ungregarious.

Social ingilizce tanımı, definition of Social

Social kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Of or pertaining to society. Relating to men living in society, or to the public as an aggregate body. Social duties. As, social interest or concerns. Social happiness. Social pleasure. Social benefits.