Solidifying türkçesi Solidifying nedir

Solidifying ingilizcede ne demek, Solidifying nerede nasıl kullanılır?

Solidifying point : Katılaşma noktası. Katılaşma sıcaklığı.

Cause to solidify : Katılaşmasına neden olmak.

Solidify : Tahkim etmek. Kuvvetlenmek. Sertleşmek. Katılaştırmak. Katı hale getirmek. Kuvvetlendirmek. Sağlamlaştırmak. Pekişmek. Katılaşmak. Pekiştirmek.

Solidification : Katılaşma. Katılaştırma. Özdeğin bir başka evreden katı evreye geçişi.

Solidification processes : Radyoaktif artıkların beton, asfalt, cam gibi katı yoğun malzemeyle kaplanıp, gömülmeye hazır duruma getirilmesi. Katılaştırma işlemleri.

Solidifies : Katı hale getirmek. Pekişmek. Sağlamlaştırmak. Kuvvetlendirmek. Sertleştirmek. Katılaştırmak. Pekiştirmek. Kuvvetlenmek. Tahkim etmek. Katılaşmak.

Solidification temperature : Katılaşma sıcaklığı.

Solidified : Kamaştırılmış. Katılaşmış. Katılaştırılmış. Katı veya sert hale getirilmiş. Sıvıda katıya dönüştürülmüş.

Heat of solidification : Katılaşma sıcaklığı. Katılaşma ısısı.

Solidification range : Katılaşma alanı. Katılaşma aralığı.

İngilizce Solidifying Türkçe anlamı, Solidifying eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Solidifying ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ossifications : Katılaştırma. Kemikleştirme. Kemikleşme. Taşlaşma. Katılaşma. Osifikasyon.

Become stiff : Tutulmak.

Congeal : Pıhtılaştırmak. Bir katıyı dondurmak. Buz kesilmek. Dondurmak. Pıhtılaşmak. Dondurmak (bir katıyı). Donmak. Bir sıvıyı dondurmak.

Clench : Tutmak. Kenetlemek. Sıkıştırmak. (diş veya yumruk) sıkmak. Perçinlemek. Yapışmak. Yummak (yumruk). Sıkıca yakalamak. Kavramak.

Cures : Vulkanize etmek. Tedavi etmek. Konservelemek. Tedavi. Kurutmak. Çare. İyileştirmek. Çare bulmak. Otalamak.

Solidify : Tahkim etmek. Kuvvetlendirmek.

Chill : Soğutmak (yiyecek veya içecek). Titremek. (neşesini) kaçırmak. Üşütmek. Titreme. Üşütücü. Soğutmak. Üşüme. Korkutmak. Soğumak.

Concrete : Bilgisayar, sosyoloji alanlarında kullanılır. Beton. Beton betonlamak. Betonlamak. Nesnel gerçekliğin tümünün, eşdeyişle onu oluşturan türlü yanların ve bunlar arasındaki ilişkilerin duygularla algılanabilen ya da kavranabilen, belli bir zaman ve yerdeki niteliği. Açık. Maddi. Duyu organlarıyla algılanabilir ya da doğrudan görgül gerçekliği olan nesne. bk. soyut. Maddesel.

Battens : Şişmanlamak. Tıkınmak. Sırtından geçinmek. Tirizlerle. Sağlama almak. Semirmek.

Congealed : Pıhtılaşmış. Pıhtılaşmak. Donmak. Dondurmak. Pıhtılaştırmak. Dondurulmuş.

Solidifying synonyms : natural action, natural process, plastination, congealment, consolidating, ossification, stiffen, be hardened, congeals, anneal, become rigid, compacts, indurate, congelation, become strong, vulcanisation, tempering, become hard, establishes, become solid, gelate, annealed, consolidate, concretes, annealing, strengthens, concreted, become erect, chap, strengthened, hardening, battened, firm up.