Congeal türkçesi Congeal nedir

Congeal ile ilgili cümleler

English: The confused mind is the mind that, thinking something over, congeals in one place.
Turkish: Karışık akıl, bir şeyi aşırı düşünen, bir yerde pıhtılaşan akıldır.

Congeal ingilizcede ne demek, Congeal nerede nasıl kullanılır?

Congealable : Donabilir. Katı veya sert olabilir. Pıhtılaşabilir.

Congealed : Katılaşmak. Pıhtılaştırmak. Pıhtılaşmak. Pıhtılaşmış. Dondurmak. Donmak. Dondurulmuş.

Congealed crust : Bir lav akıntısı ya da bir lav gölü yüzeyinin katılaşması. Kabuklanma. Lav akıntısı yüzeyinde oluşan kabuk.

Congealing : Pıhtılaştırmak. Dondurmak. Donmak. Donma. Katılaşmak. Pıhtılaşmak.

Congealment : Pıhtılaşma. Dondurma. Pıhtılaştırma. Donma.

Congee : Uzak doğuya özgü bir tür pirinç lapası.

Conge : İşten çıkarma. Kovma. Bir kişin ayrılması için verilen resmi izin (fransızcadan gelen). Yol verme. Ayrılma. Ani işten çıkarma (fransızcadan gelen). Resmi uğurlama.

Noncongealing : Pıhtılaşmayan. Donmayan. Koyulaşmayan.

Congeals : Pıhtılaştırmak. Dondurmak. Pıhtılaşmak. Bir katıyı dondurmak. Donmak. Katılaştırmak. Katılaşmak. Dondurmak (bir katıyı). Buz kesilmek. Bir sıvıyı dondurmak.

 

Congeable : Meşru. Kanunen izin verilmiş olan. Kanuni caiz.

İngilizce Congeal Türkçe anlamı, Congeal eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Congeal ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cake : Kabuklaşmış kir. Çörek. Kaplanmak. Kabuklaşmak. Tane veya tohumların, etin veya balığın yağını veya diğer sıvılarını çıkarmak için mekanik sıkılmalarıyla elde edilen ve hayvan beslemede protein kaynağı olarak kullanılan yan ürün. Yağlı tohumların veya meyvelerin hidrolik pres, devamlı pres, solvent özütleme yöntemi gibi usullerle yağı alındıktan sonra geriye kalan proteince zengin ürün. Kabuk bağlamak. Pasta. Kalıp.

Froze : Don tutmak. Buz tutmak. Buzlanmak. Dondurucu olmak. Çok üşümek. Donakalmak. Kıkırdamak. Çivi kesmek.

Clog : Engellemek. Doldurmak. Takunya. Tıkamak. Dolmak. Nalın. Tıkanmak. Kösteklemek. Köstek vurmak.

Clots : Üzerinde toplanmak. Kesilmek.

Frosts : Soğuk davranmak. Ayaz. Don. Buzlanmak. Keki şekerli bir karışımla kaplamak. (cam) buzlandırmak. Buzlamak. Kırağı tutmak. Şekerleme ile kaplamak.

Freezing : Çok soğuk. Dondurma. Bir sıvının ya da çözeltinin, sıcaklığının azaltılması sonucu katılaşması;erimenin tersi. Sıcaklığı düşürerek bir sıvının katı duruma değişimini sağlamak. Soğuk. Donup kalma. Donduran. Bir özdeğin sıcaklık düşmesiyle sıvı durumdan katı duruma dönüşümü. Buz gibi.

Curdled : Kesilmiş. Kaymak tutmuş. Kesilmek. Sütü kesmek.

Clogs : Dolmak. Takunyalar. Engellemek. Tıkamak. Kösteklemek. Tıkanmak. Sıkıntı vermek. Doldurmak.

 

Deep freeze : Derin dondurucu. Dondurup saklamak. Buzluk. Dipfriz.

Chill : Soğutmak. Titremek. Buz gibi. Ürperti. Soğumak. Sertleşmek. Soğukluk. Soğutmak (yiyecek veya içecek). Üşütmek. (neşesini) kaçırmak.

Congeal synonyms : coagulate, curdles, glaciate, deadened, frost, deadens, stand aghast, clot, gelating, curdle, fixating, be frozen, glaciating, nip, concrete, concreting, glaciates, ices, freeze up, be hardened, thromboses, concreted, become solid, be stunned, clogged, coagulates, congealing, jell, concretes, gelate, fixates, freeze, congeals.

Congeal ingilizce tanımı, definition of Congeal

Congeal kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To freeze. To be chilled. To run cold. To become solid. To cease to flow. To freeze. To change from a fluid to a solid state by cold. To grow hard, stiff, or thick, from cold or other causes.