Frosts türkçesi Frosts nedir

  • Şekerleme ile kaplamak.
  • Ayaz.
  • Kırağı tutmak.
  • Don.
  • (cam) buzlandırmak.
  • Buzlamak.
  • Keki şekerli bir karışımla kaplamak.
  • Soğuk davranmak.
  • Kırağı çalmak.
  • Buzlanmak.
  • Donmak.
  • Dondurmak.

Frosts ile ilgili cümleler

English: Floods, violent wind storms, droughts, killing frosts, and the problems of air pollution have all, on occasion, influenced modern society.
Turkish: Seller, şiddetli rüzgar fırtınaları, kuraklıklar, öldürücü donlar ve hava kirliliği sorunları hepsi,ara sıra, modern toplumu etkilenmiştir.

Frosts ingilizcede ne demek, Frosts nerede nasıl kullanılır?

Defrosts : Buzunu çözmek. Buzlarını temizlemek. Buzlarını eritmek. Buzunu eritmek. Çözmek. Eritmek. Buzları çözülmek. Buzları erimek. Buzlarını çözmek.

Hoarfrosts : Kırağı donu. Kırağı.

Frost cleft : Don çatlağı.

Frost crack : Don çatlağı.

Frost damage : Donma hasarı. Don hasarı.

Father frost : Noel baba. Noel ile ilişkilendirilen hayali karakter. Santa claus.

Black frost : Kuru soğuk. Acı soğuk. Ayaz. Kuru ayaz. Yakıcı soğuk.

Frost shattering : Günlük sıcaklık ayrımlarının büyük olduğu karasal iklimlerde görülen, donma ve çözülmelerle ilgili bir mekanik parçalanma biçimi, bk. mekanik parçalanma. Buzla çatlama.

Frost fog : Buzlu sis.

Glazed frost : Kırağı (donmuş). Şeffaf buz. Don.

 

İngilizce Frosts Türkçe anlamı, Frosts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Frosts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Frostiness : Çok soğuk olma. Soğuk. Kır saçlı. Çok soğuk olma durumu. Soğukluk.

Freeze up : Buz ile kaplanmak. Dondurucu soğuk. Şiddetli soğuk.

Freezing : Soğuk. Fizik, kimya, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Çok soğuk. Donup kalma. Sıcaklığı düşürerek bir sıvının katı duruma değişimini sağlamak. Bir özdeğin sıcaklık düşmesiyle sıvı durumdan katı duruma dönüşümü. Dondurma. Buz gibi. Dondurucu.

Underpants : Tuman. Külot.

Congeal : Katılaştırmak. Pıhtılaşmak. Dondurmak (bir katıyı). Bir sıvıyı dondurmak. Bir katıyı dondurmak. Buz kesilmek. Pıhtılaştırmak. Katılaşmak.

Iced up : Buzla kaplanmak. Buzlanıp kalmak. Buz bağlamak. Buz tutmak.

Pants : Pantalon. Pantolon. Kadın külotu. Külot (erkek). Külot. Paçalı don. Kumaş pantolon.

Ice : Pasta kaplama şekerlemesi. Öldürmek. Buzla kaplamak. Dondurma. Buzda soğutmak. Buza koymak. Suyun katı biçimi.

Track : İzlerini takip etmek. Parça. Tırtıl. Ses yolu. İzini takip etmek. Gevşek yüzeyli toprakta çalışan araçların, birbirine oynakla bağlı parçalardan oluşan, zincire benzer yürüyüş takımı. Ayağıyla içeri taşımak (çamur vb.). İzini aramak. Perde yolu. İzlemek.

Frosts synonyms : go across, blackfrost, frostier, dons, congealing, curdless, frontal, get across, discountenance, crisscross, glaciates, froze, glazed frost, curdles, curdle, give a cold shoulder to, ford, ices, kegs, jaywalk, bridge, pass, in advance, drawers, stride, discountenances, black frost, advance, keep somebody at a distance, freeze, take, perishes, hop.

 

Frosts zıt anlamlı kelimeler, Frosts kelime anlamı

Aft : Geri. Kıçta (gemi). Kıça doğru. Arka tarafta (gemi). Kıç tarafta (gemi). Arka. Arkasında. Gerisinde. Kıçta. Geriye doğru.

Posterior : Arka. Geri. Kıç. Sonra gelen. Ardıl. Kıça yakın. Sonraki. Art. Popo. Arka, arkada bulunan, arka kısımla ilgili.

Last : Son olarak. Çekmek. Gitmek. Sürmek. Kundura kalıbı. Ayakkabı kalıbı. En son. Son şey. Sürmek (süre vb). Yetmek.

Frosts antonyms : back, rear.