Froze türkçesi Froze nedir

Froze ile ilgili cümleler

English: I froze at the sight of the snake.
Turkish: Yılanı görünce donup kaldım.

English: It froze hard last night.
Turkish: Dün gece sert dondu.

English: Argh! My computer froze up again.
Turkish: Ah, bilgisayarım yine dondu!

English: He froze with fear when he saw the snake.
Turkish: Yılanı görünce korkudan donakaldı.

English: He froze to death.
Turkish: Soğuktan donacaktı.

Froze ingilizcede ne demek, Froze nerede nasıl kullanılır?

Frozen : Camit. Buz kesilmiş. Donmuş. Kesin. Buz kesilen. Değişmez. Soğuk. Donakalmış. Dondurulmuş. Buz kesmiş.

Frozen account : Dondurulmuş hesaplar. Bloke varlıklar. Geçici olarak işlem yapılması kısıtlanmış olan banka hesabı. Dondurulmuş hesap. Bloke hesap.

Frozen assets : Donmuş kıymetler. Donmuş varlıklar. İstenildiği zaman herhangi bir zarar söz konusu olmadan paraya çevrilmesi güç ya da olanaksız iktisadi varlıklar. Donmuş mevduat. Donmuş sermaye.

Frozen chicken : Dondurulmuş tavuk. Tazeliğini korumak için dondurulmuş olan tavuk eti.

Frozen credit : Donmuş kredi. Vade uzatımına ve yenilenmesine karşın geri ödenme olasılığı düşük kredi. Belirli bir seviyeye sabitlenmiş olan kredi. Dondurulmuş kredi.

 

Frozen food : Donmuş besin. Dondurulmuş yiyecek. Dondurularak muhafaza edilmiş olan yiyecek.

Frozen facts : Çürütülemez gerçekler. Kesin gerçekler.

Frozen price : Dondurulmuş fiyat. Enflasyonla mücadelede idari bir kararla belli bir süre için sabitlenmiş fiyat.

Frozen fish : Dondurulmuş balık.

Frozen ground : Donmuş zemin. Eksenucu bölgelerinde donmuş durumda bulunan, ancak yazın kısa bir süre için üst kesimi çözülebilen toprak. Donmuş toprak.

İngilizce Froze Türkçe anlamı, Froze eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Froze ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Unthawed : Çözülmek. Erimek.

Iced up : Buz bağlamak. Buzlanıp kalmak. Buzla kaplanmak.

Transfixes : Mıhlamak. Delip geçmek. Yere mıhlamak. Şaşkına çevirmek. Kazığa oturtmak. Kazığa oturtturmak. Kazıklamak. Afallatmak.

Chortle : Kahkaha. Kıkırdama. Kıkır kıkır gülmek. Gülmek.

Chuckle : Kısık sesle gülmek. Kendi kendine gülmek. Kendi kendine gülme. Pis pis gülmek. Kıkır kıkır gülmek. Kıkırdama. Gurklamak (tavuk). Gurklama tavuk. Gizli ve sessiz gülme.

Petrifies : Taş kesmek. Taşlaşmak. Donup kalmak. Taşlaştırmak. Serseme çevirmek. Çok korkutmak. Taş kesilmek. Ödünü koparmak.

Chortled : Kahkaha. Gülmek. Kıkır kıkır gülmek. Kıkırdama.

Giggled : Fıkırdamak. Kıkırdama. Kıkır kıkır gülmek.

Sleety : Sulu kar gibi. Karla karışık yağmur. Sulusepken gibi. Sulusepken.

Ices : Şekerle kaplamak. Buza koymak. Buzla kaplamak. Öldürmek.

Froze synonyms : frost bound, ice clogged, nonmoving, glaciated, be perishing, ice up, cackled, icy, transfix, unmelted, ice over, crust, deep freeze, curdles, petrifying, icebound, giggle, glaciating, be dumbfounded, frost, glaciates, unmoving, freezing, ice, nip, icing over, stock still, stand aghast, shock, crusting, cackle, be frozen, petrify.

 

Froze zıt anlamlı kelimeler, Froze kelime anlamı

Hot : Rahatsız edici. Taze. Baharatlı. Sert. Seksi. Şiddetli. Isınmak. Yüksek düzeyli radyoaktiflik. Isıtmak.

Melted : Erimiş. Eritilmiş.

Unfrozen : Erimiş. Çözülmüş. Donmamış.

Froze antonyms : moving.