Spare türkçesi Spare nedir

  • Kıymamak.
  • Az.
  • Az kullanan.
  • Boş.
  • Hasis.
  • Zayıf.
  • Canını bağışlamak.
  • Söylememek (tatsız bir şeyi).
  • Arık.
  • Yedek parça.
  • Cimri.
  • Esirgemek.
  • Serbest.
  • Artan.
  • Kaçmak.
  • İdareli kullanmak.
  • Kıt.
  • Eli sıkı.
  • Yedek.
  • Fazla.
  • Yetersiz.
  • Boş (zaman).
  • Ayırmak.
  • Sıska.
  • Tutumlu olmak.

Spare ile ilgili cümleler

English: Ali is making spare parts in a car factory.
Turkish: Ali bir araba fabrikasında yedek parça yapıyor.

English: Ali put the spare tire in the trunk of his car.
Turkish: Ali arabasının bagajına yedek lastik koydu.

English: Ali opened the trunk to get the spare tire.
Turkish: Ali yedek lastiği çıkarmak için bagajı açtı.

English: By the way, do you have any spare batteries?
Turkish: Bu arada, yedek pillerin var mı?

English: Ali keeps a spare key hidden in his garden.
Turkish: Ali bahçesinde gizli bir yedek anahtar bulundurur.

Spare ingilizcede ne demek, Spare nerede nasıl kullanılır?

Spare hours : Boş zaman.

Spare money : İhtiyat parası. Kara gün parası.

Spare no effort : Tüm yolları denemek. Elinden geleni yapmak. Elinden geleni ardına koymadı. Çok gayret gösterdi. Tüm enerjisini kullandı. Çok çalıştı. Çok çaba sarf etti.

Spare no expense : Masraftan kaçmamak. Paradan kısmamak. Hiçbir masraftan kaçınmamak. Paraya kıymak. Masraftan kaçınmamak.

 

Spare no expenses : Paraya kıymak. Hiçbir masraftan kaçınmamak. Masraftan kaçmadan. Paradan kısmamak. Masraftan kaçmamak. Masraftan kaçınmamak.

Spare the life of : Canını bağışlamak.

Spare the rod spoil the child : Kızını dövmeyen dizini döver.

Spare time activities : Boş zaman aktiviteleri. Boş zaman faaliyetleri. İnsanların, çalışma, uyuma ve yemek saatleri dışında kalan, boş süreylerini hoşça geçirmeleri, dinlenmeleri, eğlenmeleri, ve artakalan süreyleri iyice değerlendirebilmeleri için yapabilecekleri işler. Boş zaman etkinlikleri. Boş sürey etkinlikleri.

Spare room : Boş oda.

Spare rib : Kaburga da dahil et parçası (özellikle de domuzda). Kaburga.

İngilizce Spare Türkçe anlamı, Spare eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spare ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

No end of : Bitmek bilmeyen. Sayısız. Büyük. Çok. Bitip tükenmez. Sonsuz.

Absquatulate : Basıp gitmek. Ayrılmak (konuşma dili). Bir yerden koşarak uzaklaşmak. Bir yerden aceleyle ayrılmak. Gizlice kaçıp gitmek. Toz olmak. Tüymek. Çekip gitmek.

Lanker : Zayıf ve uzun boylu. Uzun boylu ve ince. Boylu. Sırık gibi. İnce. İnce uzun. (saç) düz ve cansız.

Gaunter : Cılız. Çorak. Kuru. Bir deri bir kemik. Kıraç. İnce. Kasvetli. Sıkıcı.

 

Destituent : Eksiltili. Eksik. Eksikli.

Inconsiderable : Küçük. Ufak. Dikkate değmez. Önemsiz.

Accrescent : Çoğalan. Büyüyen. Akresent.

Augmenting : Miktarı çoğaltma. Arttırma. Çoğalan. Çoğaltma.

Escalatory : Yükselen.

Above : Artık. Yukarıda. Bir şeyin üstünde. Yukarı. Çok. Yukarıdaki. Üst.

Spare synonyms : halter, foc, hard fisted, grudge, accessories, absquatulation, inadequate, appropriates, frugal, allowing, ironfisted, insufficiently, give up, insufficient, charier, appropriate, droughty, hypo, auxiliary equipment, allots, exempts, begrudge, airier, bkup, niggard, incommensurate, adscititious, churls, lean, gaunt, allocate to, decrepit, limited.

Spare zıt anlamlı kelimeler, Spare kelime anlamı

Act : Oyunluktaki belirli bir kişiyi canlandırmak. Bölüm. Davranmak. Görevini yapmak. Özdeğin sonsuz türlerinden bir ya da birkaçının, başkalarında uyandırdığı her türlü iz ve iz bırakma eylemi. nedensellik,bağlantısı içinde bir nedenin sonucu. Oynamak (rol). Oynamak. Rol yapmak. -e etkimek. Yapmak.

Take : Tutulan balık miktarı. Kabul etme (vücut). Götürmek. Tutuş. (sınava) girmek. Tutma. Çevirmek. Reaksiyon. Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası. çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm. alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). tv. televizyon yayınında, sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar. Almak.

Spare ingilizce tanımı, definition of Spare

Spare kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of sparing. Restraint. Not abundant or plentiful. To save. Not to be profuse. To be frugal. Scanty. As, a spare diet. Moderation. To live frugally. To retain or keep unused. To be parsimonious. To use frugally or stintingly, as that which is scarce or valuable.