Speck türkçesi Speck nedir

Speck ingilizcede ne demek, Speck nerede nasıl kullanılır?

Speck of dust : Toz zerresi.

Specked : Küçük noktalarla işaretli. Alacalı. Benekli. Puanlı. Lekeli. Noktalı.

Specking : Benek yapmak. Benek. Leke yapmak. Partikül. Beneklemek. Ufak leke. Küçük leke. Zerre. Parçacık. Benekçik.

Speckle : Nokta. Çil. Karyağdı. Çekit. Lekelemek. Leke. Alacalamak. Benek. Ufak benek. Beneklemek.

Speckled : Puanlı. Benekli. Alaca. Kumlu. Alacalı. Çilli. Küçük noktalarla işaretli. Ala. Benek benek.

Kenspeckle : Kolaylıkla görünür. Aşikar. Göze çarpan. Dikkat çekici.

Speckling : Ufak benek. Leke. Benek yapmak. Lekelemek. Karyağdı. Çil. Beneklemek. Benek. Nokta. Alacalamak.

Flyspecked : Mütalaa edilmiş. Gözden geçirilmiş. Tetkik edilmiş. Küçük siyah bir benekle lekelenmiş veya sinek salgısı tarafından yapılan leke. İrdelenmiş. İnce eleyip sık dokunmuş. Sinek veya böcek pisliği lekeli.

Flyspeck : Küçük leke. Sinek pisliği lekesi. Meyve çürüğü. Sinek salgısından oluşan leke.

Specks : Küçük leke. Zerre. Nokta. Benek.

İngilizce Speck Türkçe anlamı, Speck eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Speck ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Crumb : Değersiz kimse. Ekmek kırıntısı. Galetaya bulamak. Kırıntı. Parça. Ekmek içi. Ufalamak. Bilgi kırıntısı.

Flyspecks : Sinek pisliği lekesi. Sinek salgısından oluşan leke. Meyve çürüğü.

Patch : Onarma. İki filmin uç uca getirilerek yapıştırılmaksızın geçici olarak birleştirilmesini sağlayan, film eninde, iki yanında delikler bulunan mukavva, selüloit ya da madenden parça. film üzerindeki resim ya da ses yolunun yitime uğramaksızm birleşmesini sağlayan yapıştırıcı kuşak. Toprak parçası. Ek örtüsü. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Arsa. Tutturmalık. Plaster. Ek gürültüsünü önlemek amacıyla ek yeri üzerine konan örtü. Yama yapmak.

Spot : Görmek. Alacalamak. Her tür tecimsel işlemin peşin para karşılığı, günü içinde yapılması. Tanımak. Işıldak. Lekelemek. Kısa tanıtı. Fark etmek. Televizyonda çok kısa süreli sözlü ve görüntülü tanıtı.

Pinpointed : İğne ucu. Kesin olarak yerini belirtmek. Yerini belirlemek. Ufacık nokta. Nokta atışı yapmak. Yerini tam olarak belirlemek. Harita üzerinde iğne saplayarak yerini göstermek. Tam yerini saptamak. Gerçek nedenini bulmak ya da tanımlamak.

Modicums : Nebze. Az miktar. Biraz.

Dappling : Beneklenmek. Benekli hayvan. Puanlamak. Benekli. Benekli renk. Puanlı.

Atomy : İskelet. Atom. Küçücük şey. Çok küçük madde.

Period : Dönem. Çağ. Süreç. Birbirini izleyen ve belli aralıklarla yinelenen aşamalardan her biri. Yinelenen bir olayın ya da onu betimleyen bir işlevin, kendini yenileme süresi. Devre. Bir çağ içinde birbiri ardınca gelen zaman kesimi. Esnek bir cismin titreşiminde ya da herhangi bir cismin deviniminde, denge durumu çevresindeki tam bir salınımın saniye olarak süresi (örneğin bir sarkacın, başlangıç noktasından kalkıp yine aynı noktaya gelişi). Ahit.

 

Pinpoint : Yerini belirlemek. Kesin olarak yerini belirtmek. Gerçek nedenini bulmak. Belirlemek. Nokta atışı yapmak. Gerçek nedenini bulmak ya da tanımlamak. Tam olarak saptamak. Tam yerini saptamak. Tam yerini göstermek. İğne ucu.

Speck synonyms : identification particle, dots, fleck, mote, mottles, spalled, speckling, chylomicron, locomotive, specking, stuff, one dimensional, atoms, mottling, bespeckle, material, respect, mottle, tatch, flecker, corpuscular, freckle, macula, speckle, aught, dot, pels, macle, grain, maculas, molecule, stop, mackle.

Speck ingilizce tanımı, definition of Speck

Speck kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Also, the fat of the hippopotamus. As, paper specked by impurities in the water used in its manufacture. As, a speck on paper or loth. To speckle. Specks of decay in fruit. The blubber of whales or other marine mammals. To spot. A spot. To cause the presence of specks upon or in, especially specks regarded as defects or blemishes. A blemish. A small discolored place in or on anything, or a small place of a color different from that of the main substance. A stain.