Spectators türkçesi Spectators nedir

  • İzleyici.
  • İzleyiciler.
  • Sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır.
  • Toplu olarak bir yerde aynı oyunu ya da gösteriyi, gözle görünen bir durumu, kişiyi, olayı, tiyatro yapıtı içinde seyreden kişi.
  • Seyirci.
  • Bir film gösterimine izleyici olarak katılan kimseler, izleyici topluluğu; genel olarak izleyici. tv. televizyon yayınlarını toplu olarak izleyen kimseler.

Spectators ile ilgili cümleler

English: The stadium was packed with excited spectators.
Turkish: Stadyum heyecanlı seyirciyle tıka basa doluydu.

English: How many spectators were there at the stadium?
Turkish: Stadyumda kaç tane seyirci vardı?

English: A mere 529 spectators watched the game.
Turkish: Oyunu sadece 529 seyirci izledi.

English: There were more spectators than I had expected.
Turkish: Beklediğimden daha fazla seyirci vardı.

English: The spectators in the gallery were making a lot of noise.
Turkish: Galerideki izleyiciler çok gürültü yapıyorlardı.

Spectators ingilizcede ne demek, Spectators nerede nasıl kullanılır?

Cluster of spectators : İzleyiciler grubu. Seyirciler demeti.

Show spectators : Seyircileri göster.

Spectatorship : İzleyicilik.

Spectator sport : Gösteri sporu.

Spectator : Bireyciı ya da kümecil oyun yordamında toplumsal ya da yaygın kanıları yansıtan ve tepki ya da davranışlarıyla oyunun yaşam koşulları içinde gerçekleşmesini sağlayan katılımcı, bk. kümeölçüm. Sinemaya giden, filmi izleyen kimse. televizyon yayınını izleyen kimse. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İzleyici. Aynı yerde, bir oyunu başkalarıyla birlikte seyreden kişi. Seyirci.

 

Spectacled : Gözlüklü.

Ad spectatores : Rol dışı seyirciye yöneliş. flautus'un komedyalarında gülünçlüğü sağlama yönünden çok kullanılırdı. oyunculardan bir rolü bırakır, seyirciyle konuşurdu. sonradan, böyle rolden çıkan oyuncuları eleştirmek amacıyla kullanılan bir deyim oldu. Ad spectatores.

Spectates : Seyretmek. İzlemek. (bir müsabakada) seyirci olmak.

Spectacle : Merasim. Oyun (tiyatro terimi). Garip davranış. Manzara. Görüntü. Görünç. Görünüm. Görülmeğe değer herhangi bir şey. bir filmin, bir televizyon yayınının ortaya çıkardığı durum. Tören. Oyun.

Spectacled cobra : Gözlüklü kobra.

İngilizce Spectators Türkçe anlamı, Spectators eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spectators ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bystanders : Olaya karışmadan bir kenarda duran kişi. Seyirci kalan. Olaya karışmadan bir kenarda duran kimse. Üçüncü kişi. Görgü tanığı. Bir olayı olaya karışmadan kenardan izleyen.

Televiewer : Sinemaya giden, filmi izleyen kimse. televizyon yayınını izleyen kimse. Televizyon seyircisi. Televizyon izleyicisi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Cinemagoer : Filmlerin iyi ya da kötü oluşuna bakmaksızın, sürekli olarak sinemaya giden kimse, sinema tiryakisi. Sinema düşkünü. Sinema seyircisi. Düzenli sinema izleyicisi. Sinemasever. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

Observer : Gözetmen. İtaat eden kimse. Ayaktopu oyunlarını ve görevlileri izlemekle görevlendirilmiş kişi. Gözlemci. Kurallara uyan kimse. Futbol, uzay alanlarında kullanılır. Gözlem. Müşahit. İzlemci.

Perceiver : Algılayan.

Rubberneck : Meraklı. Geziye çıkmış kimse. Merakla bakınmak. Meraklı kimse. Geziye katılmak. İngilizce'de turistler için kullanılan aşağılayıcı ifade. Turist. Merakla bakınan tip. Tura katılmak.

Public : Umumi. Seyirciler. Amme. Kamu. Topluluk oluşturucu ortak çıkarlar çevresinde oluşan ve üyeleri bu ortak çıkarlar konusunda karar birliğine ulaşmak için etkileşimde bulunan toplumsal kesim. Kamuya ait. Milli. Kamusal. Herkese ait.

Voyeur : Voyör. Röntgenci. Sevişenleri izlemekten zevk alan kimse. Sapık.

Playgoer : Tiyatro meraklısı. Tiyatro seyircisi. Tiyatrosever. Tiyatro düşkünü. Tiyatro izleyicisi.

Spectators synonyms : spectator pump, rubbernecker, starer, motion picture fan, cheerer, onlookers, peeper, observers, hanger on, beholder, spectator, bystander, patron, looker on, pump, theatregoer, filmgoer, gawker, eyewitness, looker, theatergoer, ogler, ci nemagoer, tracer, audiences, witness, patrons, spy, publics, viewer, peeping tom, percipient, moviegoer.