Bystanders türkçesi Bystanders nedir

Bystanders ingilizcede ne demek, Bystanders nerede nasıl kullanılır?

Officious bystander factor : Yasal nedensellik ilişkisini ayıran dış sebep.

Bystander : Olaya karışmadan bir kenarda duran kişi. Görgü tanığı. Olaya karışmadan bir kenarda duran kimse. Üçüncü kişi. Bir olayı olaya karışmadan kenardan izleyen. Seyirci. Seyirci kalan.

İngilizce Bystanders Türkçe anlamı, Bystanders eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bystanders ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Viewer : İzleyici. Gösterim odasında filmi izleyerek görüntülerinin, sesinin, renginin kusursuz olup olmadığını, çizik, çizinti, vb. bulunup bulunmadığını inceleyerek deneti gerçekleştiren, düzeltilmesi gereken aksaklıkları ilgili bölüme bildiren kimse. Sinemaya giden, filmi izleyen kimse. televizyon yayınını izleyen kimse. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Filmin posta kartı büyüklüğünde camdan görüntülük üzerinde izlenmesini sağlayan aygıt. Denetçi. Görüntüleyici. Sınalgı izleyen kimse. Vizyonöz.

 

Witness : Tanık olmak. Hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Tanıklık. Onaylamak. Bizzat görmek. Şahitlik etmek. Tanıklık etmek. Sahne olmak. Delil. Kanıtlamak.

Watcher : Bekçi. Gözcü. Bakıcı. İzleyici.

Spectator : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sinemaya giden, filmi izleyen kimse. televizyon yayınını izleyen kimse. Bireyciı ya da kümecil oyun yordamında toplumsal ya da yaygın kanıları yansıtan ve tepki ya da davranışlarıyla oyunun yaşam koşulları içinde gerçekleşmesini sağlayan katılımcı, bk. kümeölçüm. İzleyici. Aynı yerde, bir oyunu başkalarıyla birlikte seyreden kişi.

Third person : 3.kişi. İki kişi arasında yapılan bağıtlamada söz konusu edilen üçüncü kişi. Hukuk, gramer, ekonomi alanlarında kullanılır. Üçüncü şahıs (dilbilgisi terimi). Üçüncü şahıs. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan ve dinleyen dışındaki kişi veya nesne (kişiler veya nesneler): bildi, bilmiş, biliyor, bilir, bilecek, bile, bilse, bilmeli, bilsin, ve «o» zamiri (teklik şahıs); bildiler, bilmişler, biliyorlar, bilirler, bilecekler, bileler, bilseler, bilmeliler, bilsinler, ve «onlar» zamiri (çokluk şahıs) vb.

Audience : Eylem içinde, topluluk karşısında yapılan bir gözlem ya da deneylemede duruma katılmamakla birlikte gözlemci üstlencesi bulunan kimse. bk. kümeölçüm. Okuyucu kitlesi. İzleyiciler. Resmi görüşme. İzleyici. Seyirciler. Dinleyici. Okuyucu veya dinleyici kitlesi. Huzura kabul. Huzur.

Spectators : Bir film gösterimine izleyici olarak katılan kimseler, izleyici topluluğu; genel olarak izleyici. tv. televizyon yayınlarını toplu olarak izleyen kimseler. Sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. İzleyiciler. İzleyici. Toplu olarak bir yerde aynı oyunu ya da gösteriyi, gözle görünen bir durumu, kişiyi, olayı, tiyatro yapıtı içinde seyreden kişi.

 

Beholders : Seyreden. Bakan kimse.

Eye witnessing : Görgü şahidi. Bir bilgi derleme işleminde olaya doğrudan tanık olanların sözlü ya da yazılı bildirimlerini içeren bilgi kaynağı. Görgü tanıklığı.

Bystanders synonyms : bystander, cinemagoer, beholder, looker, eyewitnesses, onlooker, eye witness, onlookers, tertius, publics, public, looker on, eyewitness, televiewer, audiences, third party, witnessers, witnesser.