Bystander türkçesi Bystander nedir

Bystander ile ilgili cümleler

English: Ali was an innocent bystander.
Turkish: Ali masum bir görgü tanığı.

English: I'm just an innocent bystander.
Turkish: Ben sadece masum bir seyirciyim.

Bystander ingilizcede ne demek, Bystander nerede nasıl kullanılır?

Officious bystander factor : Yasal nedensellik ilişkisini ayıran dış sebep.

Bystanders : Üçüncü kişi. Görgü tanığı. Bir olayı olaya karışmadan kenardan izleyen. Olaya karışmadan bir kenarda duran kimse. Seyirci. Seyirci kalan. Olaya karışmadan bir kenarda duran kişi.

İngilizce Bystander Türkçe anlamı, Bystander eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bystander ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Looker : Fıstık veya piliç veya çok çekici kız. Güzel ve çekici kız. İzleyici.

Eyewitnesses : Görgü tanıkları. Görgü şahitleri.

Audiences : İzleyiciler. İzleyici. Huzura kabul. Okuyucu kitlesi. Seyirciler. Dinleyiciler. Huzur. Resmi görüşme.

Televiewer : Sinemaya giden, filmi izleyen kimse. televizyon yayınını izleyen kimse. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İzleyici. Televizyon seyircisi. Televizyon izleyicisi.

 

Public : Topluluk oluşturucu ortak çıkarlar çevresinde oluşan ve üyeleri bu ortak çıkarlar konusunda karar birliğine ulaşmak için etkileşimde bulunan toplumsal kesim. Kamu. Devlete ait. Aleni. Umum. Genel. Umumi. Amme. İzleyiciler. Ahali.

Viewer : Filmin posta kartı büyüklüğünde camdan görüntülük üzerinde izlenmesini sağlayan aygıt. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Gösterim odasında filmi izleyerek görüntülerinin, sesinin, renginin kusursuz olup olmadığını, çizik, çizinti, vb. bulunup bulunmadığını inceleyerek deneti gerçekleştiren, düzeltilmesi gereken aksaklıkları ilgili bölüme bildiren kimse. Sınalgı izleyen kimse. İzleyici. Bakımlık. Vizyonöz. Görüntüleyici. Denetçi.

Beholder : Bakan kimse. Seyreden.

Onlookers : İzleyici.

Bystander synonyms : bystanders, looker on, eye witness, audience, beholders, eye witnessing, witnessers, watcher, witness, third person, publics, tertius, spectators, witnesser, cinemagoer, onlooker, spectator, third party, eyewitness.

Bystander ingilizce tanımı, definition of Bystander

Bystander kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who stands near. A spectator. One who has no concern with the business transacting.