Eye witnessing türkçesi Eye witnessing nedir

  • Görgü tanığı.
  • Görgü tanıklığı.
  • Görgü şahidi.
  • Bir bilgi derleme işleminde olaya doğrudan tanık olanların sözlü ya da yazılı bildirimlerini içeren bilgi kaynağı.

Eye witnessing ingilizcede ne demek, Eye witnessing nerede nasıl kullanılır?

Eye : Dikkatle bakmak. Nazar. Gözlemek. Işığa duyarlı olan ve görmeyi sağlayan, çeşitli hayvanlarda basit göz, bileşik göz gibi farklı yapılarda ve sayılarda bulunan organ. insanda, kafatasının orbit denilen çukuruna yerleşmiş, dışta sklera ve kornea tabakaları, ortada damar tabaka (koroit, silli cisimcik, iris) ve içte retina tabakasından oluşan, irisin önünde ve arkasında ön ve art odalar bulunan, bütün tabakaların çevrelediği en iç kısmı dolduran camsı (vitröz) maddeden yapılmış bir çift organ. Görme organının, içinde dış dünyanın görüntüsünün oluştuğu ve bu görüntünün sinirsel uyarmalara dönüştüğü, başlangıç parçası. Görme gücü. Bakmak. Dişi kopça. Bakış. Halka.

Witnessing : Tanık olma. Şahitlik etmek. Sahne olmak. Şahit olmak. Şahitlik. Onaylamak. Tanık olmak. Kabul etmek. Şahit olma. Tanıklık.

Eye aperture : Göz açıklığı.

Eye appeal : Çekici bakış.

Eye ball : Göz yuvarlağı. Bazı göz tümörlerinin tedavisinde kullanılan ve radyoaktif madde içeren plak.

 

Eye bolt : Mapa. Delikli cıvata.

Eye bath : Göz kabı. Gözü temizlemek için kullanılan küçük kap. Göz banyosu.

İngilizce Eye witnessing Türkçe anlamı, Eye witnessing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Eye witnessing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bystander : Bir olayı olaya karışmadan kenardan izleyen. Üçüncü kişi. Olaya karışmadan bir kenarda duran kişi. Seyirci kalan. Seyirci. Olaya karışmadan bir kenarda duran kimse.

Bystanders : Üçüncü kişi. Olaya karışmadan bir kenarda duran kişi. Seyirci kalan. Olaya karışmadan bir kenarda duran kimse. Seyirci. Bir olayı olaya karışmadan kenardan izleyen.

Eyewitnesses : Görgü şahitleri. Görgü tanıkları.

Witnessers : Şahit. Tanık. Şahitlik yapan kimse.

Eyewitness : Bizzat gördüğü bir olaya tanıklık etmek. Şahit. Tanık. Görgü tanıklığı yapmak. Olayı gören tanık.

Eye witness : Bir fiil veya olayı gören ve böylelikle onun meydana geldiğine şahitlik edebilen kimse. Şahsen gördüğü konularda tanıklık eden tanık.

Witnesser : Şahit. Tanık. Şahitlik yapan kimse.