Eyewitness türkçesi Eyewitness nedir

Eyewitness ile ilgili cümleler

English: There were no eyewitnesses.
Turkish: Görgü tanıkları yoktu.

English: One eyewitness is better than ten earwitnesses.
Turkish: Bir görgü tanığı, on tane kulak misafirinden daha iyidir.

English: Is Ali an eyewitness?
Turkish: Ali bir görgü tanığı mı?

English: Ali is an eyewitness.
Turkish: Ali bir görgü tanığı.

Eyewitness ingilizcede ne demek, Eyewitness nerede nasıl kullanılır?

Be an eyewitness : Şahit olmak. Kendi gözüyle görmek.

Eyewitnesses : Görgü şahitleri. Görgü tanığı. Görgü tanıkları.

İngilizce Eyewitness Türkçe anlamı, Eyewitness eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Eyewitness ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Watcher : İzleyici. Seyirci. Bakıcı. Gözcü. Bekçi.

Evidences : İz. Açıklık. Delil. Tanıklık. İspat. Kanıt. Göze çarpma. Belirti.

Evidence : İfade. Açıklık. Belirginlik. Kanıt. Şahitlik. Kanıtlamak. Delil. Göstermek. İz. Bir olayın doğruluğunu ortaya koyabilen yöntem. yargı yerinde bir savı gerçekleştirmek için baş vurulan belgeler.

 

Attestor : Onaylayan kimse. Tasdik eden. Onaylayan. Teyit eden kimse. Doğrulayan. Şahit olarak tanrı huzurunda yemin eden kimse. Tasdik eden kimse.

Witness : Tanıklık. Bir bilgi ya da savı desteklemek üzere görgüsel ve sözlü belge verme. Göstermek. Delil. Bizzat görmek. Onaylamak. Tanıklık etmek. Bir olayın gidişini gören kişi. bir olayı tanıtlamak için yargı yerine çıkan ya da bir belgit ve sözleşmenin altına yazılan tanık. Sahne olmak. Tanık olmak.

Attestors : Onaylayan. Doğrulayan. Şahit olarak tanrı huzurunda yemin eden kimse. Tasdik eden kimse. Teyit eden kimse. Tasdik eden. Onaylayan kimse.

Spectator : Bireyciı ya da kümecil oyun yordamında toplumsal ya da yaygın kanıları yansıtan ve tepki ya da davranışlarıyla oyunun yaşam koşulları içinde gerçekleşmesini sağlayan katılımcı, bk. kümeölçüm. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Seyirci. Sinemaya giden, filmi izleyen kimse. televizyon yayınını izleyen kimse. Aynı yerde, bir oyunu başkalarıyla birlikte seyreden kişi. İzleyici.

Looker : Güzel ve çekici kız. İzleyici. Seyirci. Fıstık veya piliç veya çok çekici kız.

Deponent : Yeminli şahit. Etken anlamlı edilgen yapılı fiil. Etken anlamlı edilgen yapılı. Yeminle şahitlik eden.

Eyewitness synonyms : attester, deponents, witnesser, witnessers, bystanders, bystander, testifier, eye witnessing, eyewitnesses, eye witness, viewer, testifiers, certifiers, attesters, attestant, attestator, certifier.

Eyewitness ingilizce tanımı, definition of Eyewitness

Eyewitness kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who has ocular view of anything. One who sees a thing done.