Spelled türkçesi Spelled nedir

Spelled ile ilgili cümleler

English: Everyone can help ensure that sentences sound correct, and are correctly spelled.
Turkish: Herkes cümlelerin doğru seslendirilmesini ve doğru bir biçimde yazılmasını sağlamak için yardımcı olabilir.

English: Ali spelled my name wrong.
Turkish: Ali adımı yanlış yazdı.

English: Ali spelled your name wrong.
Turkish: Ali adını yanlış yazdı.

English: How is it spelled?
Turkish: O nasıl hecelenir?

English: Her name was spelled wrong.
Turkish: Onun adı yanlış hecelendi.

Spelled ingilizcede ne demek, Spelled nerede nasıl kullanılır?

Dispelled : Dağıtmak. Yok etmek. Defetmek. Gidermek.

Misspelled : İmlası bozuk. Yanlış yazılmış. İmla hatası yapmak. Yazım hatası yapmak. Yanlış yazmak.

Outspelled : -den daha doğru yazmak. - den daha iyi yazmak.

Respelled : Yeniden hecelemek. Tekrar hecelemek.

Speller : İmla öğreten kitap. Heceleyici. Yazım kurallarına uyan kimse. İmla kurallarına uyarak yazan kimse. İmla kılavuzu. Yazım kılavuzu.

Speller type : Yazım denetleyicisi türü. Yazım türü.

Spellers : İmla kurallarına uyarak yazan kimse. Yazım kurallarına uyan kimse. İmla kılavuzu. İmla öğreten kitap. Yazım kılavuzu. Heceleyici.

 

Spell aid : Yazım düzeltmeni. Yazım yardımı.

Misspeller : Yanlış heceleyen. Hatalı heceleyen. Yazım hatası yapan. Heceleme hatası yapan.

Spell backward : Tersten okumak. Ters anlamak.

İngilizce Spelled Türkçe anlamı, Spelled eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spelled ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Velocity : Paranın dolaşım hızı. Enzimle katalizlenen bir reaksiyonda enzimatik reaksiyonun hızı, v. İvinti. Fizik, kimya, uzay, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir cismin ya da bir dalganın birim zamanda aldığı yol. Hızlılık. Hız yöneyi. Sürat. Cismin birim zamanda yörüngesi üzerinde aldığı yol. Reaksiyon hızı.

Syllabicate : Hecelere ayırmak.

Colour : Yüz rengi. Forma. Renk. Çarpıtmak. Ton. Bet beniz. Doğrudan ya da üzerine düştüğü nesnelerde yansıma, kırılma, soğurulma gibi olaylar sonucu göze ulaşan ışığın, dalga boyuna göre bilinçte uyandırdığı imge. belli bir dalga boyundaki elektromıknatıssal ışınımın niteliği. Boyamak. Renklendirmek.

Carry : Sevketmek. Menzili olmak. Yayımlamak. Başarmak. Götürmek. Geçirmek. İçermek. Ağırlığını çekmek. Elde.

Allures : Ayartmak. Çekici. Cezbetmek. Çekmek. Albeni. Çekme. Aklını başından almak (argo terim). Aklını çelmek. Baştan çıkarmak.

Rate : Sınıflandırmak. Nicel değişmelerin hızını dile getirmek üzere başvurulan ve bir nicel büyüklüğün z(...) ve z(...) zamanları arasında gösterdiği artış ya da azalışın ilk büyüklüğe bölünmesiyle elde edilen göreli ölçüm. Saymak. Layık olmak. Hız. Düzenleme, sıra yöntem, çeşit. Sayılmak. Gözü ile bakmak. Bir borcun belirli bir sürede ödenebilmesi için verilmesi gerekli bölümlerinden her biri. bir nesnenin parça parça yapılması. Addetmek.

 

Dictating : Emretmek. Söyleyerek yazdırmak. Dikte etmek. Belirlemek. Zorla kabul ettirmek. Dikte ediliyor.

Amounted : Miktarında. İfade etmek. Toplama ulaşmak. Sonuca varmak. Tutarındaki. Bedelinde. Eşit olmak.

Stand in : Karaya yönelmek. Dublör. Yerini almak. Vekalet etmek. Vekil. Katılmak.

Connotate : Çağrıştırmak. Demek istemek. Çıtlatmak. İfade etmek. İma etmek. Üstü kapalı söylemek.

Spelled synonyms : light speed, hypervelocity, groundspeed, peculiar velocity, execution speed, precipitation, adding up, bedazzled, connoting, spell out, dictate, concerns, c, cast a spell on, bewitch, swiftness, been, syllabifying, terminal velocity, syllabise, angular velocity, catch up, connotes, carries, captivates, allure, amount, syllable, add up, syllabize, add up to, allured, escape velocity.

Spelled zıt anlamlı kelimeler, Spelled kelime anlamı

Slow : Yavaşlamak. Geç anlayan. Bati. Geç. Yavaş. Geç olan. Ağırlaşmak. Yavaşlatmak. Sıkıcı. Geri.

Fast : Sabit (renk). Dayanmak. Perhiz yapmak. Rengi atmaz. Yapışmak. Süratli. Çabuk. Sıkı. Oruç tutmak. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Unskilled : Dirayetsiz. Beceri gerektirmeyen. Maharetsiz. Vasıfsız. Kaba. Niteliksiz. Hünersiz. Acemi. Becerisiz. Beceriksiz.

Spelled antonyms : incompetent, inexperienced.