Spending türkçesi Spending nedir
- Harcama.
- Sarf etme.
Spending ile ilgili cümleler
English: Ali certainly seems to be spending a lot of time with Mary.
Turkish: Ali kesinlikle Mary ile çok zaman geçiriyor gibi görünüyor.
English: Ali and Mary enjoy spending time together.
Turkish: Ali ve Mary birlikte zaman geçirmekten keyif alırlar.
English: Ali and Mary have been spending a lot of time together.
Turkish: Ali ve Mary birlikte çok zaman harcıyorlar.
English: A lot of people who have up until now been spending money having a good time now need to be more careful with their money.
Turkish: Şimdiye kadar eğlenerek para harcayan çok sayıda insan şimdi paralarına daha dikkat etmeliler.
English: After his father's death, John took to spending his time in bars.
Turkish: Babasının ölümünden sonra, zamanını barlarda geçirmeye başladı.
Spending ingilizcede ne demek, Spending nerede nasıl kullanılır?
Spending cut : Harcama kesintisi.
Spending cuts : Harcama kesintisi.
Spending limit : Harcama limiti.
Spending money : Harçlık. Cep harçlığı.
Spending power : Harcama gücü. Satın alma gücü.
Offensive spending : Saldırı harcamaları. Bir firmanın ürettiği malın piyasa payını arttırmak için yaptığı reklam gibi satış artırıcı etkinliklerine yaptığı harcamalar.
Government spending : Kamu giderleri. Kamu iş ve görevlerinin yapılabilmesi için gider niteliğinde olmak üzere devletçe yapılan ödemeler. Hükümet harcamaları.
Deficit spending : Telafi edici kamu harcaması. Giderin gelirden fazla olması. Bütçe açığı. Açık bütçe harcamaları. Tazmin harcaması. Toplam talebi arttırarak deflasyonist gediği kapatmaya yönelik harcamalar. krş. deflasyonist gedik. Açığa dayalı harcama. Açık harcama.
Government spendings : Devlet giderleri. Hükümet harcamaları. Devlete ilişkin görevlerle kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinden doğan giderler.
Dispending : Tüketmek. Boş yere harcamak. Savurmak. Harcamak. Boş yere sarfetmek.
İngilizce Spending Türkçe anlamı, Spending eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Spending ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Deficit spending : Açığa dayalı harcama. Telafi edici kamu harcaması. Açık harcama. Açık bütçe harcamaları. Toplam talebi arttırarak deflasyonist gediği kapatmaya yönelik harcamalar. krş. deflasyonist gedik. Giderin gelirden fazla olması. Tazmin harcaması. Bütçe açığı.
Defrayal : Ödenme. Masrafların ödenmesi.
Compensatory spending : Telafi edici kamu harcaması. Tazmin harcaması.
Cost : Cıf. Etmek. Fiyat. Eder. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Maliyet. Sigorta pirimi, navlun ve yükleme giderleri ile oluşabilecek her türlü riskin satıcı tarafından üstlenildiği uluslararası c grubu teslim biçimlerinden biri ve buna dayalı fiyatı. krş. cfr. -e mal olmak. Değerinde olmak. Bir malın ya da işin karşılığı olan değer, fiyat, denklik.
Expense : Fiyat. Gider. Bir iktisadi karar biriminin mal ve hizmet üretmek veya tüketmek için harcadığı paranın tümü. Paha. Verme. Masraf.
Expenditure : Gider. Masraf. Sarf. Tüketim. Maliyet. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Tüketme. Bir şey satın almak için paranın elden çıkarılması, gelirin kullanılması. bk. gider. Harç. Satın alınan bir mal karşılığı ödenen para. bir değer elde etmek için malı devretmek, gelecekte sağlanacak değerler karşılığı yapılan harcamalar.
Defrayment : Masrafı ödeme. Masrafları ödeme. Maliyeti ödeme. Parayı sağlama.
Expenditures : Harcamalar. Giderler. Kati masraflar. Gider. Masraf. Tüketme. Sarfiyat.
Outlay : Borç karşılığı ödeme, mal ve hizmetler karşılığında para ya da başkaca bir değer verme. mal ve hizmetlerin para ile tanımlanan değeri. Mal ya da hizmetler ve borçlar karşılığı yapılan ödemeler. Giderler. Harcamalar. Harcanan para. Gider. Giderleme. Masraf.
Outlaying : Harcanan para. Gider. Masraf. Harcamalar. Giderler.
Spending synonyms : transfer payment, transferred property, transferred possession, disbursement, expending, payments, wastage, payment, pump priming, outlays, charges, expensing, disbursal, consumption, outgo.
Spending zıt anlamlı kelimeler, Spending kelime anlamı
Nonpayment : Tediye etmeme. Ödeme yapmama. Adem-i tediye. Ödemesiz. Ademi tediye. Ödememe. Bir borcu ödememe.
Income : Vücuda giren gıda. Varidat. Üretim etkinliklerine katılan üretim faktörlerinin yaratılan hasıladan bölüşüm sonunda aldıkları pay. emek faktörünün işlendirilmesinden sağlanan maaş, ücret, bahşiş, prim; finansal araçlardan sağlanan faiz, kar payı gibi sermaye getirileri; taşınmaz ve topraktan sağlanan kira, rant; iş göremezlik, çocuk desteği; sağlık, işsizlik sigortası ve emeklilik gibi sosyal güvenlik kapsamındaki transfer ödemeleri ile şans oyunları vb. kaynaklardan elde edilen para miktarı. Kazanç. Bütçe. İrat. Kar. Gelir. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Bk. gelir gelir getiren taşınmaz.
Spending ingilizce tanımı, definition of Spending
Spending kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of expending. Expenditure.

Bu kısımda Spending kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Spending ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Spending anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Spending ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.