Splashing türkçesi Splashing nedir

  • Suya çarpmak.
  • Sürmek (boya vb.).
  • Serpiştirmek.
  • Reklamını yapmak.
  • Yıkamak.
  • Serpmek.
  • Sıçrantı.
  • Sıçrama (döküm).
  • Sıçratmak.
  • Cup diye düşmek.
  • Sıçramak.
  • Yıkanmak.
  • Sıçratma.
  • Sıçrama.
  • Yağmak.

Splashing ile ilgili cümleler

English: Didn't you ever put on rubber boots as a kid and have fun splashing water in puddles?
Turkish: Sen hiç bir çocuk olarak lastik çizmelerini giymedin mi ve su birikintisinde su sıçratarak eğlenmedin mi?

English: We saw a fish splashing in the water.
Turkish: Balığın suda su sıçrattığını gördük.

English: Ali went splashing through the shallows.
Turkish: Ali sığ yerlerde su sıçratmaya gitti.

English: The baby was splashing in the bathtub.
Turkish: Bebek küvette su sıçratıyordu.

Splashing ingilizcede ne demek, Splashing nerede nasıl kullanılır?

Splashiness : Göz alıcılık. Gösterişlilik.

Splashier : Sıçrayan. Heyecan uyandıran. Lekeli. İddialı. Rengarenk. Sansasyonel. Islak. Sıçratan. Benek benek. Sükseli.

Splashiest : Benek benek. Heyecan uyandıran. Rengarenk. Sıçrayan. Islak. İddialı. Sükseli. Çamurlu. Sansasyonel. Lekeli.

Splashily : Sıçrayarak. Şarıltı sesiyle. Gösterişli bir şekilde. Sıçratılarak. Göz alıcı bir şekilde. Sıvı serpintileriyle. Sıçratma sesiyle.

Splash down : Uzay gemisinin denize inmesi. Suya iniş yapmak. Uzay gemisinin denize düşmesi.

 

Splash : Serpiştirmek. Sürmek (boya vb.). Şarlamak. Serpmek. Reklamını yapmak. Cup diye düşmek. (su) sıçratmak. Sıçratılan suyun sesi. Yağmak. Suya çarpmak.

Splash erosion : Sıçratma erozyonu.

Splash up : Sıçratmak.

With a splash : Cumbadak.

Make a splash : İlgi çekmek. Çok dikkat çekmek. Prim yapmak. Fiyaka yapmak. Sükse yapmak. Caka satmak.

İngilizce Splashing Türkçe anlamı, Splashing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Splashing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Besprinkling : Lekelemek. Saçmak.

Advertize : Reklam yapmak. Duyurmak. İlan vermek. İlan etmek. Tanıtım yapmak.

Have a bath : Banyo yapmak. Banyoda kendini yıkamak. Banyo almak.

Promote : Önayak olmak. Desteklemek (pol.). Tanıtımını yapmak. İlerletmek. Yüceltmek. Kurmak. Yükseltmek. Organize etmek. Teşvik etmek.

Dabbles : Hafifçe ıslatmak. Takılmak. Suda oynamak. Amatörce uğraşmak. Su serpmek. Suyla oynamak. Su sıçratmak. Merak sarmak.

Shower : Yağdırmak. Duş. Sağanak. Duş almak. Suyu düzgün bir şekilde dağıtarak fışkırtan araç. böyle akan su ile yıkanmak (duş yapmak). ...yağmuruna tutmak.

Plug : Durdurmak. Vurmak. Ateş etmek. Fiş. Kapamak. Bağlantı parçasının ağzını kapatmakta kullanılan dişli parça. Tapa. Harıl harıl çalışmak. Tıkaç.

Dabbling : Takılmak. Suyla oynamak. Hafifçe ıslatmak. Merak sarmak. Amatörce uğraşmak. Su serpmek. Su sıçratmak. Suda oynamak.

Sparge : Bir sıvıyı bir hortumdan verilen sıkıştırılmış hava veya gaz ile fışkırtmak. Dağıtmak.

Wetting : Islanma. Islatma. Sulandırma. Nemlendirme. Yasaklandırma. Islatıcı.

 

Splashing synonyms : dredged, precipitate, deterge, beat the drum, intersperses, advertises, bath, cavorted, besprinkled, drizzled, gamboled, slop, showering, slopped, buck at, splashed, cavort, bathed, dhobi, hail down, boosted, gambol, scatter, come out with, discontinuity, elutriate, drizzle, hailed, splattering, deterges, aspersed, rained, interspersed.