Splinter türkçesi Splinter nedir

Splinter ile ilgili cümleler

English: Ali removed the splinter from Mary's finger.
Turkish: Ali Mary'nin parmağından kıymığı çıkardı.

English: A splinter of wood, barely visible to the naked eye, caused a very painful infection in one of Tom's fingers.
Turkish: Çıplak gözle zor görülebilecek bir tahta kıymığı, Tom'un parmağında çok sancılı bir enfeksiyona neden oldu.

English: The back of Tom's right hand was injured by a splinter of glass.
Turkish: Tom'un sağ elinin arkası bir cam kıymığı tarafından yaralandı.

English: I can't get this splinter out of my finger.
Turkish: Bu kıymığı parmağımdan çıkaramıyorum.

English: One of the most painful places to get a splinter is under the fingernail.
Turkish: El tırnak altları, kıymık batmasının en acı verdiği yerlerden biridir.

Splinter ingilizcede ne demek, Splinter nerede nasıl kullanılır?

Splinter group : Hizip. Klik.

Splinter hemorrhage : Splinter hemoraji.

Splinter off : Bölünmek. Ayrılmak.

Splinter party : Partiden ayrılanlar tarafından kurulan parti. Partiden ayrılanlarca kurulan parti.

 

Splintered : Küçük ve ince parçalara bölünmüş. Küçük ince parçalar bölünmüş. Ayrı hale getirilmiş. Parçalara bölünmüş. Parçalara ayrılmış. Parçalanmış. Parçalara bölünmüş veya ayrılmış. Ayrılmış.

Splintering : Yarmak (uzun). Parçalanmak. Parçalara ayırma. Dağılmak. Parçalamak.

Splint bone : Atın bacağındaki iki çıkık kemik. Fibula. Kemik içindeki çıkıntı. Kemiğin iç tarafındaki çıkıntı.

Break into splinters : Parçalarına ayırmak.

Splint coal : Arduvazlı kömür.

Splinterproof : Kırılmaz. Çatlamaz. Dağılmaz. Bomba parçalarını geçirmez. Kurşun geçirmez.

İngilizce Splinter Türkçe anlamı, Splinter eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Splinter ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fall to pieces : (duygusal anlamda) darmadağın olmak. Parçalara ayrılmak. Yıkılmak. Tuzla buz olmak. Bozulmak. Bin parça olmak.

Shive : Ufak parka. Dilim. Ufak kıymık.

Bust up : Son vermek. Dalaşmak. Kavga etmek. Yıkmak. Ağız kavgası. Sona erme. Kavga. Harap etmek. Sona ermek.

Sliver : Yün eğirme. İncecik ayrılmak. İnce dilim. Dar ve uzunca şey. Uzun ince parça. Kıymık yapmak. İnce kesmek. Kıymak. Cam elyafı.

Separate : Ayrık. Ayrıştırmak. Tek başına olan. Çıkmak. Tecrit etmek. Ayrı. Yollarını ayırmak. Genellikle süreli yayınlardaki yazıların ya da birden çok yazarı olan kitapların her bir yazara ait bölümünün yapıttan ayrı olarak basımı. Ayırmak.

Crashed : Çarpmak. Düşmek. İflas etmek. Gürültüyle düşmek. Davetsiz olarak gitmek. Kırılmak. Sabahlamak. Batmak. Gürültü etmek.

 

Split : Paylaşmak. Çatlamış. Kırık. Bölme. Ayrılık. Hisse. Bozuşma. Bölmek. Pay.

Broken pieces : Parça. Yonga. Çentik. Kırık parça.

Splinter synonyms : be broken to smithereens, beet slices, splinters, smashes, cut up, be torn to pieces, disintegrate, decay, split up, decomposes, smash, adjourn, shatter, carbonado, adjourning, shatters, cut something asunder, cut into small pieces, crumbles, divide, dashes, go to pieces, tear to tatters, break into pieces, come apart, decays, make mincemeat of, slivers, tear up, breaks, crashes, come to bits, busts.

Splinter zıt anlamlı kelimeler, Splinter kelime anlamı

Unite : Raptetmek. Bağlamak. Birleştirmek. Kaynaşmak. Kavuşturmak. Birleşmek. Evlenmek. Birlik olmak. Bitişmek.

Splinter ingilizce tanımı, definition of Splinter

Splinter kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To shiver. A thin piece. To become split into long pieces. A sliver. To split or rend into long, thin pieces. A thin piece split or rent off lengthwise, as from wood, bone, or other solid substance. As, splinters of a ship`s mast rent off by a shot. As, the lightning splinters a tree.