Splinters türkçesi Splinters nedir

Splinters ingilizcede ne demek, Splinters nerede nasıl kullanılır?

Break into splinters : Parçalarına ayırmak.

Splinter group : Klik. Hizip.

Splinter hemorrhage : Splinter hemoraji.

Splinter off : Bölünmek. Ayrılmak.

Splinter party : Partiden ayrılanlar tarafından kurulan parti. Partiden ayrılanlarca kurulan parti.

Splintery : Kıymık gibi. Kıymıklı. Parçalı.

Splint bone : Kemik içindeki çıkıntı. Kemiğin iç tarafındaki çıkıntı. Atın bacağındaki iki çıkık kemik. Fibula.

Splint procedures : Kırılan kemiğin bağlı olduğu bacağı tamamen içine alarak onu hareketsiz tutacak tarzda yapılan, bir nevi çemberli sabit baston. park-hill, stader, kirschner, tower, schroeder ve thomas splintleri gibi birbirine çok benzeyen modelleri vardır. Splint uygulamaları.

Unsplinterable : Kırılınca dağılmayan. Dağılmadan kırılan (cam).

Splint coal : Arduvazlı kömür.

İngilizce Splinters Türkçe anlamı, Splinters eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Splinters ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Adjourned : Geçmek (bir yere). Sonraya bırakmak. Geciktirmek. Ertelemek. Son vermek (oturum vs). Ertelenmiş.

Crash : Çarpmak. Gürültüyle çarpmak. Batmak. İflas bayrağını çekmek. Büyük bir gürültü yapmak. Düşmek. Kırılma. Davetsiz olarak gitmek. Gürlemek. Sabahlamak.

 

Break to pieces : Paramparça etmek. Parça parça etmek. Tuzla buz olmak. Tuzla buz etmek. Parçalara ayrılmak.

Adjourn : Bitmek. Geçmek (bir yere). Geciktirmek. Ertelemek. Tecil etmek. Son vermek (oturum vs). Oturuma son vermek. Ertelenmek. Sonraya bırakmak.

Chop : Kıymak. Yandan vuruş yapmak (kriket). Söyleyivermek. Yarmak. Baltalamak. Kırmak (odun). Pat diye söylemek. Kırmak (balta ile). Doğramak.

Dashes : Lanet etmek. Fırlamak. Dolaştırmak. Savurmak. Kesik çizgiler. Atmak. Çarpmak. Püskürtmek. Karalamak.

Crashes : Gürültüyle düşmek. Düşmek (kaza sonucu). Gürlemek. Batmak. Kırılma. İflas bayrağını çekmek. Çarpışmak. Hızla iflas etmek (işyeri). Gürültüyle çarpmak.

Crushes : Öğütmek. Araç ile çiğnemek. İtişmek. Buruşmak. Bastırmak. Sıkıştırmak. Kahretmek. Basmak. Zulmetmek.

Break up : Bitirmek. Tatile girmek. Sinirsel çöküntü yaşamak. Ufalamak. İlişkiyi kesmek. Sona ermek. Bozulmak (nişan).

Splinters synonyms : come to bits, adjourning, crack up, clears, bust up, splinter, bash in, adjourns, be dispersed, cut something asunder, flinders, shatters, crush, breaks, decays, crashed, break, bust, cleared, carbonado, crumble, clear away, cut up, dash, splintering, come apart, decompose, decay, be scattered, decomposes, busts, break down, crumbles.