Spooling türkçesi Spooling nedir

  • Makaraya sarmak.
  • Bir filmi ya da bir mıknatıslı kuşağı bir makaradan, bir göbekten öbür makaraya, göbeğe aktarma.
  • Sarma.
  • Kuyruklama.
  • Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Kuyruğa atılıyor.
  • Biriktiriliyor.
  • Bekletme.
  • Bobine sarmak.

Spooling ingilizcede ne demek, Spooling nerede nasıl kullanılır?

Metafile spooling : Metafile bekletme.

Spool box : Buat. Makaraların korunması, saklanması, sıralanması için yerleştirildikleri amüminyum, paslanmaz çelik ya da yoğruktan, yassı ve yuvarlak kap. (ayrıca, bir makaralık film taşıdığından, makara gibi film uzunluk birimi olarak da kullanılır. bir kutu film, 35 mm'lik fimlerde, 1.000 ayaktır (yaklaşık 300 m). büyük göstericilerde, aygıtın üst ve altında yer alan, verici ve alıcı makaraların takıldığı, kapaklı yuva. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kutu.

Spool file : Diskte bekleyen dosya. Bekletme dosyası.

Spool printing : Kuyruktan yazım. Kuyrukta basma. Kuyruk dosyası. Bekleterek baskı. Bekletmeli baskı.

Spool settings : Biriktirme ayarları. Kuyruk ayarları.

Film spool : Film makarası. Film bobini. Makara.

Feed spool : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Verici makara. Alıcı, gösterici, basım aygıtı, vb. aygıtlarda, filmin pencere önünden geçmeden önce sarılı olduğu ve verildiği makara.

 

Lower spool box : Büyük göstericilerde makaranın yerleştirildiği alttaki kutu. Alıcı kutu. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Upper spool box : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Büyük göstericilerde makaranın yerleştirildiği üstteki kutu. Verici kutu.

Take off spool : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Verici makara. Alıcı, gösterici, basım aygıtı, vb. aygıtlarda, filmin pencere önünden geçmeden önce sarılı olduğu ve verildiği makara.

İngilizce Spooling Türkçe anlamı, Spooling eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spooling ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cone : Külah (dondurma için). Açık tohumlularda (gymnospermae) erkek ve dişi çiçeklerin bulunduğu çiçek durumu. erkek kozalak, dişi kozalak. Külah. Kozak. Kozalak. Biyoloji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Huni. Koni biçimli şey. Volkanik zirve.

Freezing : Donma. Çok soğuk. Dondurmak. Fizik, kimya, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Dondurucu. Donup kalma. Bir özdeğin sıcaklık düşmesiyle sıvı durumdan katı duruma dönüşümü. Buz gibi. Dondurma. Bir sıvının ya da çözeltinin, sıcaklığının azaltılması sonucu katılaşması;erimenin tersi.

Temperature change : Sıcaklık değişimi. Isı değişimi.

Beltings : Kayış. Müthiş. Kemer malzemesi. Kayış geçirme. Kemerleme. Mükemmel. Kemer takma. Kırbaçlama. Harika.

Envelopments : Kuşatma hareketi. Örtme. Kuşatma. Çevreleme.

Racking : Rafa kaldırmak. Uzatmak. Kirayı çok artırmak. Gererek işkence yapmak. Tortusunu alarak aktarma (bira). Fıçıdan çekmek (içki). Eziyet etmek. Rafa koymak. Askıya asmak.

 

Fire control : Ateş idaresi. Mermi ve roket ateşinin şiddet ve istikametini kontrol etme ve izleme (şu an esas olarak bilgisayarlarca yapılan). Atış kontrolü. Atış idaresi. Ateş kontrolü. Ateş kontrol.

Potshot : Rasgele vuruş. Ateşli silahla yapılan rasgele vuruş. Karavana. Iska.

Freeze : Donmak. Çivi kesmek. Kıkırdamak. Bilgisayar, basketbol alanlarında kullanılır. Buz kesilmek. Don tutmak. Oyalama. Donakalmak. Topu elinde bulunduran takımın, zaman kazanmak için yaptığı oyalayıcı hareketler. Donma.

Spooling synonyms : firing off, countershot, wind on a reel, temperature reduction, firing, bandaging, propulsion, shellfire, enwrapping, heat dissipation, quill, enveloped, take the piss, shoot, actuation, fasciculation, reeled, polling, tailing, shot, discharge, quills, quilled, embosoming, envelopment, gunshot, chilling, reel up, infrigidation, headshot, reeling, razz, queuing.

Spooling zıt anlamlı kelimeler, Spooling kelime anlamı

Unfair : Adaletsiz. Adil değil. Kanunsuz. Vicdansız. Haksız. İnsafsız. Yanlı. Taraflı. Hileli. Gayrikanuni.

Erect : Dikilmek. Yapmak. Dimdik. İnşa etmek. Kalkmış. Ereksiyon halinde. Diken diken. Kurmak. Dikmek (heykel veya direk vb'ni). Dikmek.