Spoons türkçesi Spoons nedir

  • Zevzeklik etmek.
  • Oynaşmak.
  • Kaşıkla almak.
  • Zoka ile balık avlamak.
  • Çıkmak.
  • Flört etmek.
  • Kaşıklar.

Spoons ile ilgili cümleler

English: The spoons are in the glass.
Turkish: Kaşıklar bardağın içinde.

English: Ali played spoons and Mary played kazoo.
Turkish: Ali kaşık çaldı ve Mary kazoo çaldı.

English: How many spoons are missing?
Turkish: Kaç tane kaşık kayıp?

English: Slotted spoons have a particular role in the traditional absinthe ritual. They are used to hold a sugar cube over a glass as one dissolves it into her drink with cold water.
Turkish: Oluklu kaşıklar geleneksel pelin ayininde belirli bir role sahiptir.Onlar bir adet küp şekeri soğuk suyla bardaklarının içine eritmek için küp şekeri bardağın üstünde tutmak için kullanılır.

English: I bought a dozen spoons and two dozen forks.
Turkish: Bir düzine kaşık ve iki düzine kaşık aldım.

Spoons ingilizcede ne demek, Spoons nerede nasıl kullanılır?

Spoonsful : Kaşıklar dolusu. Bir kaşığın alabileceği miktar. Kaşıklarca.

Tablespoons : Yemek kaşığı. Servis kaşığı. Çorba kaşığı. Büyük kaşık. Çorba kaşığı (ölçü birimi olarak).

Tablespoonsful : Sofra kaşığı dolusu.

Teaspoons : Tatlı kaşığı. Çay kaşığı.

Teaspoonsful : Çay kaşığı dolusu.

 

Spoon meat : Bebek maması. Ezme. Lapa.

Spoon feeding : Tüm cevapları sağlamak. Bir kimseye düşünmesini gerektirmeyecek şekilde ders vermek. Halihazırda üzerinde çalışılmış olan malzemeyi vermek. Tüm yanıtları tedarik etmek.

Spoon bait : Kaşık zoka. Kaşık şeklinde balık yemi.

Spoon fed : Kaşıkla beslenen. Kendi başına hareket edemeyen. Özgür olmayan. Şımartılmış. Yiyeceği kaşıkla verilen.

Caddy spoon : Çay kaşığı.

İngilizce Spoons Türkçe anlamı, Spoons eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spoons ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Caper : Oynayıp sıçramak. Aptalca davranmak. Muziplik etmek. Hoplamak. Oynayıp zıplamak. Hırsızlık. Kebere otugiller. Yaprakları almaşlı nadiren karşılıklı, basit ya da birleşik, çanak yaprakları 4-8 tane olup serbest ya da birleşik, taç yaprakları 4 tane ya da olmayan, ovaryum üst durumlu, kapsül ya da bakka tipi meyveleri olan, ülkemizde 2 cins ve 3 türle temsil edilen bitkiler. kapari. Zıplamak.

Ascended : Yukarı çıkmak. Yükselmek. Tırmanmak. Çıkmak (tahta). Ağmak. Pesten tize geçmek (müzik terimi). Ziyadeleşmek. Tahta çıkmak. Artmak.

Before long : Çabuk. Neredeyse. Çoka varmaz. Kısa sürede. Çok geçmeden. Çoka kalmaz. Yakında. Nerede ise.

Flannel : Flanelden yapılmış giysi. Pazen. Flanel. Saçma. Sabun bezi. Tüylü yumuşak kumaş. Fanila giydirmek. Fanila. Fanila ile ovmak.

Frisk : Oynatmak. Sıçrayıp oynamak (mutlu bir şekilde). Oynamak. Üzerini aramak. Koşuşmak. Sıçramak. Üst araması yapmak. Zıplamak. Kuyyruk sallamak.

Flirts : Sallanmak. Fırlatmak. Fırlamak. Fıkırdamak. Sallamak. Kur yapmak. Flört. Fırlanmak. Cilve yapmak (kadın erkeğe).

 

Go together : Düzenlenmek. Yakışmak. Uymak. Gitmek. Birbirine uymak.

Frisking : Oynamak. Koşuşmak. Oynama. Kuyyruk sallamak. Üstünü aramak.

Carry on with : Aşna fişne olmak. Düşüp kalkmak. İle ilişkisi olmak. Kırıştırmak. İlişkisi olmak. Devam etmek. Sürdürmek. Gayrimeşru bir ilişki içinde olmak. Korte etmek.

Keep company : Arkadaşlık etmek. Yarenlik etmek. İle zaman geçirmek. Eşlik etmek. İle çıkmak.

Spoons synonyms : sugar shell, eating utensil, runcible spoon, climbs, spooning, spoon out, go with, broken through, dallies, climbed, cutlery, dessert spoon, flanneled, chat up, ascends, capering, frisked, dally with, philander, flannels, flirt, date, mugs, container, break out, dallying, flirted, ascend, mug, spoon, climb, tea maker, make love to.