Carry on with türkçesi Carry on with nedir

Carry on with ile ilgili cümleler

English: Carry on with your business.
Turkish: İşine devam et.

English: Carry on with your plan.
Turkish: Planına devam et.

Carry on with ingilizcede ne demek, Carry on with nerede nasıl kullanılır?

Carry : Satışa sunmak. (toplama ve çarpmada sayıyı sonuncu basamağa) geçirmek. Sağlamak. Çekmek. Getirmek. Götürmek. Çakmak. Elde etmek. Kabul edilmek. Kaldırmak.

On : Yanmak. Olmakta olan. Devrede. Açık. Esnasında. Hazır. Üstünde. Yönünde. Giyilmiş.

With : -e karşın. Yanına. -la. Beraber. Birlikte. Sayesinde. İle. -lı. Li. İle beraber.

Carry on : Sürdürmek. Devam ettirmek. İşi sürdürmek. Yapmak. İlişkisi olmak. Devam etmek. Varlığını sürdürmek. Aşırı bir şekilde davranmak. Yürütmek. Şamata etmek.

Carry on a lawsuit : Davacı olmak.

Carry on luggage : Bagaj.

Carry on business : İş yapmak.

I have two carry on pieces : Yanımda iki parça eşya taşıyacağım.

Carry one through : Bir şey birini ayakta tutmak. Bir şey birini başarılı bir sonuca ulaştırmak.

Getting on with : Geçinmek. Anlaşmak.

İngilizce Carry on with Türkçe anlamı, Carry on with eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Carry on with ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Carry forward : Yekun aktarma. Nakli yekun yapmak. Nakli yekun. Yeni sayfaya nakletmek. Nakletmek (hesap). Nakletmek. İlerletmek. Nakli yek-n yapmak. Toplam aktarmak.

Corrugates : Buruşturmak. Kırışmak. Dalgalandırmak. Buruşmak.

Dally with : İlişkiye girmek. Cilveleşmek. Eğlenmek. Ciddiye almamak. Oynamak.

Elongates : Çekip uzatmak. Uzamak. Uzatmak. Gerip uzatmak. Bir nesneyi uzatmak.

Attends : Katılmak. Eşlik etmek. Dinlemek. Kulak vermek. Hazır bulunmak. Dikkatini vermek. Bakmak. Beraberinde getirmek. Hizmet etmek.

Attend : Kulak vermek. Hazır bulunmak. Katılmak. Dikkatini vermek. Dinlemek. Hizmet etmek. İlgilenmek. İştirak etmek. Bakmak.

Concerns : Etkilemek. Kaygılandırmak. İlgi. Karışmak. Kaygılar. Ait olmak. İlgilendirmek. Endişelendirmek.

Frisk : Kuyyruk sallamak. Koşuşmak. Sıçramak. Oynamak. Zıplamak. Üstünü aramak. Oynatmak. Üzerini aramak. Sıçrayıp oynamak (mutlu bir şekilde).

Bring down : Devirmek. İndirmek. Düşürmek. Yaralamak. Aşağıya indirmek. Vurup indirmek. (yönetimi) düşürmek. Azaltmak. Yıkmak.

Follow up : Kovalamak. İzleme. İzle. Faydalanmak. İzlemek. Peşini bırakmamak. İzinde olmak. Başka bir şey yaparak bir şeyi tamamlamak. Sonuna kadar götürmek. Araştırmak.

Carry on with synonyms : continues, consorting, carrying forward, consorts, interrelating, followed, attended, capering, carry over, take up with someone, crinkles, dallied, hobnob, be in progress, draw, capered, follows, crumple up, go on, consort with, crinkle, be associated with, interrelates, dallying, have something to do with, dally, pet, cockled, dallies, continueing, elongating, tie in, cockle.